Atalarımızın bize bıraktığı atasözleri, sadece günlük hayatta kullanılan kalıplar değildir; onlar aynı zamanda milletimizin ortak hafızası, ortak aklı ve asırların süzgecinden geçmiş hayat dersleridir. “Aç tavuk kendisini darı ambarında sanırmış.” sözü de bunlardan biridir. İnsan bazen arzu ettiği şeyi gerçek zanneder, hayallerini hakikatin yerine koyar. Oysa gerçekler, hayallerle değil, milletin iradesiyle ve tarihin akışıyla şekillenir.
Bu yazıya başlarken özellikle altını çizmek istediğim bir husus var. Benim için her türlü siyasi düşüncenin, her türlü ideolojik yaklaşımın ve her türlü siyasi hesabın üzerinde devletimizin bekası, milletimizin birliği ve vatanımızın bölünmez bütünlüğü gelir. Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar vermeyi hedefleyen, milletimizin kardeşliğini bozmayı amaçlayan her yapının ve her girişimin dün olduğu gibi bugün de karşısındayım.
Daha birkaç gün önce 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nü bir kez daha idrak ettik. O karanlık gecede bu millet, tarihine altın harflerle yazılacak bir destan yazdı. Tankların önüne yatanlar, kurşunlara göğsünü siper edenler yalnızca bir darbeyi durdurmadılar; Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğine sahip çıktılar.
FETÖ, yıllarca devletin en kritik kurumlarına sızarak bu ülkeyi içeriden ele geçirmeye çalışan ihanet şebekesiydi. Başaramayınca da kaçtı. Ancak kaçmaları ihanetlerinden vazgeçtikleri anlamına gelmedi. Bugün yurt dışında bulunan firari örgüt mensupları, sosyal medya başta olmak üzere her platformda Türkiye aleyhine propaganda yapmaya, algı operasyonları yürütmeye ve milletimizin moralini bozmaya devam ediyor.
Bana göre burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta şudur: FETÖ’nün hedefi hiçbir zaman sadece bir siyasi parti olmamıştır. Onların hedefi güçlü Türkiye’dir. Bu nedenle iktidarı zayıflatacağını düşündükleri her gelişmeyi kendileri adına bir fırsat olarak görmeye devam ettiklerini düşünüyorum.
Son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan gelişmeler de kamuoyunun yakından takip ettiği bir süreç oldu. Kurultay tartışmaları, parti içindeki çekişmeler, yargıya taşınan iddialar ve yaşanan siyasi gerilimler uzun süre gündemi meşgul etti. Ben bütün bu yaşananları yalnızca bir parti içi mesele olarak okumuyorum. Çünkü Türkiye’nin ana muhalefet partisinde yaşanan her gelişme, doğal olarak ülkenin siyasi geleceğini de etkiliyor.
Bana göre asıl üzerinde durulması gereken konu ise şudur: Türkiye’nin iç siyasetinde yaşanan her kırılmayı, her ayrışmayı ve her yeni siyasi denklemi fırsat olarak gören çevrelerin kimler olduğuna dikkat etmek gerekir. Geçmişte de bunu gördük, bugün de görüyoruz.
Nitekim firari FETÖ mensuplarının zaman zaman yaptıkları açıklamalara baktığımızda, Türkiye’de yaşanan siyasi gelişmeleri büyük bir dikkatle takip ettikleri açıkça görülmektedir. Özellikle CHP’deki tartışmalar ve ortaya çıkan yeni siyasi tablo üzerine yapılan değerlendirmeler bana göre tesadüf değildir. Ben, FETÖ mensuplarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında iktidar alternatifi olabileceğini düşündükleri her siyasi oluşuma umut bağladıkları kanaatindeyim. Çünkü onların önceliği herhangi bir siyasi partinin başarısı değil, Türkiye’nin yönetiminde kendi hedeflerine uygun bir değişimin yaşanmasıdır.
Bu nedenle ben, son dönemde yaşanan siyasi gelişmeler karşısında yurt dışındaki firari FETÖ mensuplarının sergilediği memnuniyet ifadelerini dikkatle okuyorum. Bana göre bu açıklamalar, onların hâlâ Türkiye üzerinde hesap yapmaktan vazgeçmediklerini göstermektedir. Elbette Türkiye’de siyasetin yönüne millet karar verir; sandığın üzerinde hiçbir güç yoktur. Ancak terör örgütlerinin hangi gelişmelerden umut devşirmeye çalıştığını görmek de hepimizin sorumluluğudur.
Demokrasi, farklı görüşlerin yarıştığı bir rejimdir. Muhalefet de olacaktır, iktidar da eleştirilecektir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak söz konusu devletin bekası olduğunda, terör örgütlerinin ve Türkiye düşmanlarının alkışladığı gelişmelerin herkes tarafından dikkatle analiz edilmesi gerektiğine inanıyorum.
Bu millet, Çanakkale’de bunu yaptı. Kurtuluş Savaşı’nda bunu yaptı. 15 Temmuz gecesi de aynı kararlılığı gösterdi. Bundan sonra da Türkiye’nin kaderini ne terör örgütleri ne de onların Türkiye üzerinde hesap yapan destekçileri belirleyebilecektir.
Son sözümü yine atalarımızın o hikmet dolu sözüyle bitirmek istiyorum.
Türkiye’nin zayıflayacağını, milletimizin birbirine düşeceğini, devletimizin tökezleyeceğini hayal edenler olabilir. Kendi hesaplarını gerçek zannedenler de çıkabilir. Ama unutulmamalıdır ki, bu millet nice oyunları bozmuş, nice hesapları tersine çevirmiştir.
Atalarımız ne güzel söylemiş:
“Aç tavuk kendisini darı ambarında sanırmış…”
Kalın sağlıcakla…










