Okan Geçgel Yazıları

Okan Geçgel
Okan Geçgel
Yazarın Profili
02.08.2026 18:10

Kayseri’den Yükselen Mesaj: Kıbrıs Davasının Güçlü Sesi Ersin Tatar

Haber Detay Image

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Kayseri ziyareti, benim açımdan sadece takip edilen bir protokol programı değil, aynı zamanda Kıbrıs davasına ilişkin önemli değerlendirmelerin yapıldığı anlamlı bir buluşmaydı. Program kapsamında Kayseri Valisi Gökmen Çiçek’i ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ı ziyaret eden Sayın Tatar, bu ziyaretlerde nezaket temaslarını gerçekleştirirken, asıl önemli mesajlarını ise Harp Malulleri ve Gazileri Derneği’nde verdi.

Kahraman gazilerle bir araya gelen Ersin Tatar, Kıbrıs meselesi, Türkiye’nin garantörlüğü ve Birleşmiş Milletler’in yıllardır izlediği politikalar konusunda son derece açık ve net ifadeler kullandı.

Özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni eleştiren Tatar, yaklaşık yetmiş yıldır Kıbrıs Türk halkının “barış”, “çözüm”, “müzakere” ve “garantörlük” söylemleriyle oyalandığını, buna karşın Kıbrıs Türklerinin haklarını güvence altına alacak somut adımların atılmadığını ifade etti.

Konuşmasının en dikkat çekici bölümü ise hiç kuşkusuz Türkiye’nin garantörlüğüne ilişkin sözleriydi.

“Bizim güvencemiz Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi değildir. Bizim garantörümüz Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye Cumhuriyeti bizim ana vatanımızdır, garanti ülkemizdir.”

Bu cümleler, aslında Ersin Tatar’ın yıllardır savunduğu siyasi anlayışın kısa ama güçlü bir özetidir.

Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin Türkiye’nin etkin ve fiilî garantörlüğü sayesinde mümkün olduğunu savunan Tatar, uluslararası toplumun bugüne kadar sergilediği yaklaşımın Kıbrıs Türklerinin beklentilerini karşılamadığını bir kez daha dile getirdi.

Ben de uzun yıllardır gazetecilik mesleğini sürdüren biri olarak, Ersin Tatar’ın farklı dönemlerde düzenlenen birçok programına ve çeşitli görüşmelerine katılma fırsatı buldum. Gerek başbakanlığı döneminde gerekse cumhurbaşkanlığı sürecinde kendisini yakından takip ettim. Bu süreçte edindiğim kişisel kanaat şudur ki; Ersin Tatar, Kıbrıs meselesine en hâkim siyasetçilerden biridir.

Kendisinin tarih bilgisi, uluslararası hukuk konusundaki hâkimiyeti, Doğu Akdeniz’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmeleri ve Kıbrıs Türk halkının haklarını anlatırken ortaya koyduğu güçlü hafızası gerçekten dikkat çekicidir.

Bir gazeteci olarak Ersin Tatar ile yaptığımız sohbetlerde ve katıldığım toplantılarda, Kıbrıs davasının sadece bugünü değil, geçmişini ve geleceğini de büyük bir hâkimiyetle anlattığına birçok kez şahit oldum. Sadece siyasi sloganlarla konuşan bir isim değil; tarihî belgeler, uluslararası anlaşmalar ve diplomatik süreçler üzerinden değerlendirmeler yapan bir devlet adamı profili çizdiğini gözlemledim.

Cumhurbaşkanlığı döneminde iki devletli çözüm tezini uluslararası platformlarda kararlılıkla savunması, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini her fırsatta dile getirmesi ve Kuzey Kıbrıs’ın sesini dünyaya duyurma gayreti, görev süresi boyunca öne çıkan çalışmalarından biri olmuştur.

Başbakanlığı döneminde de Türkiye ile kurduğu güçlü diyalog sayesinde birçok alanda iş birliğinin gelişmesine katkı sağlamış, Ankara ile uyumlu çalışan bir siyaset anlayışı benimsemiştir. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasındaki ilişkilerin yalnızca siyasi değil, ekonomik, sosyal ve stratejik açıdan da güçlenmesini önemseyen bir çizgide hareket etmiştir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, Ersin Tatar’ın dünyanın birçok ülkesinde düzenlenen toplantılara katılarak Kıbrıs davasını anlatmaya çalıştığını görüyoruz. Uluslararası platformlarda Kıbrıs Türk halkının haklı tezlerini savunması, çeşitli çevrelerle temaslarda bulunması ve Kuzey Kıbrıs’ın haklı mücadelesini anlatma çabası, onun siyaset anlayışının önemli bir parçası olmuştur.

Bir başka dikkat çekici yönü ise Türkiye ile kurduğu samimi ve güçlü ilişkidir.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile yürüttüğü yakın diyalog, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne olan bağlılığı ve ana vatan-vatan anlayışını her platformda açık şekilde dile getirmesi, Ersin Tatar’ın siyaset anlayışının temel taşlarından biridir. Kayseri’de yaptığı konuşmada da bunu bir kez daha açıkça ortaya koymuştur.

Türkiye’yi yalnızca garantör bir ülke olarak değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının en büyük güvencesi ve ana vatanı olarak gördüğünü ifade etmesi, bugüne kadar savunduğu siyasi çizginin devamıdır.

Benim kişisel kanaatime göre, Kıbrıs gibi uluslararası dengelerin son derece hassas olduğu bir konuda tecrübeli devlet adamlarına her zaman ihtiyaç vardır. Uzun yıllardır Ersin Tatar’ı yakından takip eden bir gazeteci olarak söyleyebilirim ki, sahip olduğu bilgi birikimi, devlet tecrübesi, uluslararası ilişkiler konusundaki donanımı ve Kıbrıs davasına olan hâkimiyeti, onu bu alandaki en önemli isimlerden biri hâline getirmektedir.

Bu nedenle Ersin Tatar’ın bundan sonraki süreçte de Kıbrıs siyasetinde aktif rol almaya devam etmesinin önemli olduğuna inanıyorum. Elbette Kıbrıs Türk halkı demokratik iradesiyle kendi geleceğine yön verecektir. Ancak bir gazeteci olarak uzun yıllara dayanan gözlemlerim doğrultusunda ifade etmek isterim ki, Ersin Tatar’ın Kıbrıs Türk halkına sunacağı önemli bir devlet tecrübesi, bilgi birikimi ve uluslararası diplomasi deneyimi bulunmaktadır. Özellikle Kıbrıs meselesinin hassasiyetinin arttığı bir dönemde, bu birikimin Kıbrıs Türk halkının geleceği açısından değerli olduğu kanaatindeyim.

Kayseri’de Harp Malulleri ve Gazileri Derneği’nde yaptığı konuşma da bana bir kez daha şunu göstermiştir: Ersin Tatar, yalnızca bugünü konuşan bir siyasetçi değil; Kıbrıs Türk halkının geleceğine ilişkin güçlü bir vizyon ortaya koymaya çalışan, Türkiye ile olan bağları stratejik bir zorunluluk değil, gönülden benimsenmiş tarihî bir kardeşlik olarak gören bir devlet adamıdır.

Kıbrıs davası henüz tamamlanmış bir mücadele değildir. Bu dava; kararlılık, bilgi, diplomasi ve güçlü liderlik gerektiren uzun soluklu bir süreçtir. Benim kanaatim odur ki, Ersin Tatar sahip olduğu birikim ve tecrübeyle bu mücadelenin önemli aktörlerinden biri olmaya devam edecektir. Kıbrıs Türk halkının haklı davasını uluslararası platformlarda anlatabilen, Türkiye ile sarsılmaz bağları savunan ve milli duruşundan taviz vermeyen isimlerin, önümüzdeki dönemde de Kıbrıs siyasetinde söz sahibi olması hem Kıbrıs Türklerinin geleceği hem de Türkiye-KKTC ilişkilerinin güçlenmesi açısından önemli bir kazanım olacaktır.

Kalın Sağlıcakla…

Yazarın Yazıları