Okan Geçgel Yazıları

Okan Geçgel

Milletin Rahatsız Olduğu Asıl Tablo

11.05.2026 12:20
Haber Detay Image

Türkiye siyasetinde yıllardır değişmeyen bir gerçek var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan girdiği hemen her seçimden zaferle çıkmayı başardı. Kimi zaman ekonomik krizler yaşandı, kimi zaman uluslararası baskılar arttı, kimi zaman içeride siyasi operasyonlar yapıldı ama Erdoğan siyasetin merkezinde kalmayı sürdürdü. Çünkü toplumun önemli bir kesimi, yaşanan tüm sorunlara rağmen bu ülkeyi toparlayabilecek iradenin yine Erdoğan’da olduğuna inanıyor. Özellikle muhalefetin dağınık görüntüsü, kendi iç hesaplaşmaları ve sürekli kriz üreten yapısı, vatandaşın alternatif arayışını büyük ölçüde törpülüyor.

Bugün Türkiye’de muhalefetin durumuna bakıldığında vatandaşın neden güven duymadığı çok net görülüyor. Ana muhalefet partisi kendi içinde hizip savaşları verirken, şaibeli kongre tartışmalarıyla gündem olurken, belediyelerde ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları her geçen gün kamuoyunun güvenini biraz daha aşındırıyor. Vatandaş ekonomik sıkıntı yaşasa bile dönüp baktığında karşı tarafta güven veren, devlet ciddiyeti olan, ülke yönetebilecek bir irade göremiyor. İşte tam da bu yüzden insanlar “Bu sorunları çözse çözse yine Erdoğan çözer” düşüncesine sarılıyor.

Fakat burada asıl tehlikeli olan başka bir gerçek var. Erdoğan’a zarar veren esas kesim çoğu zaman muhalefet değil, kendisini Erdoğan’ın en büyük destekçisi gibi gösteren bazı çevrelerdir. Yani halk arasında sıkça kullanılan ifadeyle “yandaşlar”dır.

Bugün siyasette, bürokraside, iş dünyasında ve hatta medya sektöründe öyle bir yapı oluştu ki bazı insanlar Erdoğan’ın arkasında durmayı dava için değil, makam için tercih ediyor. Reis sevgisi değil, koltuk sevgisi ağır basıyor. Memleket sevdası değil, ihale sevdası ön plana çıkıyor. Devlete hizmet aşkı değil, devletin imkanlarından sonuna kadar faydalanma hırsı belirleyici hale geliyor.

İşte toplumun asıl rahatsız olduğu nokta tam olarak burasıdır.

Vatandaş ekonomik krizle mücadele ederken, emekli ay sonunu getiremezken, asgari ücretli kira derdine düşmüşken, bazı kesimlerin lüks yaşamlarını gözümüze sokarcasına sergilemesi insanlarda büyük bir öfke oluşturuyor. Bir tarafta elektrik faturasını düşünerek uyuyan insanlar var, diğer tarafta makam araçlarından inmeyen, devlet imkanlarını şahsi malı gibi kullanan bir kesim oluşmuş durumda. İnsanlar artık sadece ekonomik zorluklardan değil, adaletsizlik hissinden yoruluyor.

Çünkü vatandaş fedakarlık yaparken herkesin fedakarlık yapmasını istiyor.

Ama ne yazık ki bazı çevreler tam tersini yapıyor. Tasarruf denildiğinde kemer sıkan hep vatandaş oluyor ama lüks harcamalardan vazgeçmeyenler yine belli çevreler oluyor. Devletin imkanlarıyla büyüyen, sonra da millete tepeden bakan kibirli bir yapı oluşuyor. İşte bu görüntü Erdoğan’a zarar veriyor.

En büyük problem de şu: Erdoğan’ın samimiyetine inanan insanlar bile çevresindeki bazı isimlere güven duymuyor.

Vatandaş Cumhurbaşkanı’nın iyi niyetli olduğuna inanıyor fakat onun adına hareket ettiğini söyleyen bazı insanların davranışlarından rahatsız oluyor. Özellikle yandaş atamalar, liyakatin ikinci plana itilmesi, ehliyet yerine sadakatin tercih edilmesi toplumda ciddi kırılmalar oluşturuyor. İnsanlar artık “İşi bilen mi geliyor, yoksa birilerinin yakını olduğu için mi getiriliyor?” diye sorguluyor.

Bu sorgulama başladığında devlet kurumlarına olan güven de yara alıyor.

Aynı şekilde ihalelerdeki kayırmacı anlayış da toplumun vicdanını rahatsız ediyor. Hep aynı isimlerin büyümesi, hep aynı çevrelerin zenginleşmesi, fırsatların belli gruplar arasında dönmesi vatandaşın canına tak ettiriyor. Anadolu’da iş yapmak isteyen küçük işletmeler, alın teriyle ayakta kalmaya çalışan girişimciler kendilerini sistemin dışında hissediyor. Çünkü birçok insan artık yarışın adil olmadığına inanıyor.

Bu durum sadece ekonomik bir problem değildir. Bu aynı zamanda siyasi bir risktir.

Çünkü vatandaşın devlete olan bağlılığını zedeleyen şey yalnızca hayat pahalılığı değildir. Adaletsizlik hissi çok daha büyük bir kırılma oluşturur. İnsanlar zor günlere sabredebilir ama haksızlığa uzun süre tahammül etmez.

İşte Erdoğan’ın çevresindeki bazı isimlerin göremediği gerçek tam olarak budur.

Kendilerini dokunulmaz sanan, vatandaşa yukarıdan bakan, kibirli bir dil kullanan bazı kesimler aslında Erdoğan’ın yıllarca kurduğu halk bağını zayıflatıyor. Oysa Erdoğan’ın siyasi başarısının temelinde halkla kurduğu samimi ilişki vardı. Milletin içinden gelen bir lider profili çizdiği için bu kadar güçlü oldu. Yasaklarla mücadele ettiği için, vesayet odaklarına karşı dik durduğu için destek gördü. Ama bugün onun adına konuşan bazı çevreler tam tersine elitist bir görüntü veriyor.

Vatandaşın sinirini bozan da budur.

Bir dönem mağduriyet üzerinden siyaset yapanların bugün güç sarhoşluğuna kapılması toplumda ciddi bir rahatsızlık oluşturuyor. Hele hele bazı medya mensuplarının ve sosyal medya fenomenlerinin kendilerini devletin sahibi gibi görmesi insanları daha da öfkelendiriyor. Eleştiri yapan herkesi hain ilan eden, farklı düşünen herkesi düşman gibi gösteren bu anlayış iktidara fayda değil zarar veriyor.

Çünkü demokratik toplumlarda eleştiri düşmanlık değildir.

Tam tersine eleştiri bazen iktidarın kendisini düzeltmesi için en önemli fırsattır. Ancak etrafında sürekli alkışlayan insanlar olduğunda gerçekler görülmez hale gelir. En büyük tehlike de budur. Kraldan çok kralcı olanlar, lideri koruduklarını zannederken aslında onu toplumdan uzaklaştırırlar.

Bugün Erdoğan’ın karşısındaki en büyük risk muhalefetin gücü değildir. Muhalefet zaten kendi içinde dağılmış, güven problemi yaşayan bir yapı görüntüsü vermektedir. Fakat iktidarın içindeki şımarıklık, kibir ve kontrolsüz güç algısı büyürse işte o zaman asıl tehlike ortaya çıkar.

Çünkü vatandaş artık sadece ne söylendiğine değil, nasıl yaşandığına da bakıyor.

Mütevazılık söyleyip lüks içinde yaşayanları görüyor.

Tasarruf çağrısı yapıp israf edenleri görüyor.

Adalet diyen ama torpili savunanları görüyor.

Ve bütün bunları doğrudan Erdoğan hanesine yazıyor.

İktidarın uzun yıllar ayakta kalabilmesi için sadece seçim kazanması yetmez. Aynı zamanda toplumdaki adalet duygusunu canlı tutması gerekir. Eğer vatandaş “Benim çocuğum ne kadar çalışırsa çalışsın birilerinin yakını değilse yükselemez” düşüncesine kapılırsa orada çok ciddi bir güven problemi oluşur.

Bugün yapılması gereken şey bellidir. Erdoğan’a gerçekten zarar verenlerle, Erdoğan’ın gölgesine sığınarak kendi çıkar düzenini kuranların ayrılması gerekir. Çünkü samimi dava insanlarıyla makam hırsıyla hareket edenler artık birbirine karışmış durumdadır.

Ve unutulmamalıdır ki bir lideri dışarıdaki düşmanlardan çok içerideki yanlışlar yorar.

Tarih bunun örnekleriyle doludur. Nice güçlü liderler muhalefet yüzünden değil, çevrelerindeki çıkar grupları yüzünden güç kaybetmiştir. Çünkü halk sonunda liderle çevresini aynı kefeye koymaya başlar.

Bugün iktidarın en büyük sınavı da tam olarak budur. Erdoğan’ın halkla kurduğu bağı koruyabilmesi için çevresindeki kibir duvarlarını yıkması şarttır. Aksi halde muhalefetin yapamadığını, iktidarın içindeki kontrolsüz yandaşlık düzeni yapacaktır.

işte Milletin Rahatsız Olduğu Asıl Tablo budur

Kalın Sağlıcakla…

Yazarın Tüm Yazıları