Siyasette dostluklar, ittifaklar ve kardeşlik söylemleri çoğu zaman sınavdan geçer. O sınavın en kritik anı ise kriz zamanlarıdır. İşte tam da böyle bir dönemde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in İran'a yönelik sert çıkışları ve kullandığı dil, yalnızca bölgesel siyasetin değil, aynı zamanda kardeşlik söyleminin samimiyetinin de sorgulanmasına neden olmuştur.
AK Parti eski milletvekili ve gazeteci Şamil Tayyar'ın gündeme taşıdığı bir hatırlatma, aslında meselenin özünü çok net bir şekilde ortaya koyuyor. 25 Aralık 2025'te Azerbaycan Havayolları'na ait Embraer 190 tipi bir yolcu uçağı Bakü'den Grozni'ye giderken Kazakistan'ın Aktau kenti yakınlarında düşürüldü. O uçakta bulunan 38 insan hayatını kaybetti. Daha sonra Vladimir Putin Rus hava savunmasının bu uçağı yanlışlıkla vurduğunu kabul etti.
Ortada açık bir gerçek vardı: Bir yolcu uçağı düşürülmüş ve onlarca insan hayatını kaybetmişti.
Ancak o gün Azerbaycan yönetiminden Rusya'ya karşı bugünkü kadar sert bir dil duyulmadı. "Şerefsiz" gibi ifadeler kullanılmadı. "Kafanızı koparırız" gibi tehditler savrulmadı. Diplomasi dili sertleşmedi. En azından bugün İran'a karşı kullanılan sertlikte bir dil görülmedi.
Bugün ise farklı bir tabloyla karşı karşıyayız.
Henüz olayın tüm yönleri ortaya çıkmamışken, hatta Masoud Pezeshkian açıkça "Füzeyi biz atmadık" açıklaması yapmışken, İran'a karşı son derece sert ve tehditkâr bir dil kullanılıyor. Diplomatik teamüller bir kenara bırakılıyor ve kamuoyu önünde ağır ithamlar savruluyor.
Bu durum ister istemez şu soruyu akla getiriyor: Aynı hassasiyet neden Rusya söz konusu olduğunda gösterilmedi?
Devletler arası ilişkiler elbette çıkar dengeleri üzerine kurulur. Diplomasi çoğu zaman duygularla değil akılla yürütülür. Ancak burada dikkat çeken şey sadece diplomatik denge değil, kullanılan dildeki açık çifte standarttır.
Rusya söz konusu olduğunda temkinli ve ölçülü bir yaklaşım, İran söz konusu olduğunda ise sert ve tehditkâr bir üslup.
Bu tablo ister istemez rahatsızlık doğuruyor.
Ben işin gerçeğini açıkça ifade etmek isterim. Kişisel olarak İlham Aliyev'e karşı her zaman mesafeli bir bakışım olmuştur. Bunu gizleme ihtiyacı da duymuyorum. Bunun nedeni Azerbaycan halkına duyduğum sevgi değil, tam tersine Azerbaycan'la olan kardeşlik bağımıza verdiğim değerdir.
Türkiye olarak Azerbaycan'a yaklaşımımız yıllardır nettir: "İki devlet, tek millet."
Bu söz sadece bir slogan değildir. Türkiye, Azerbaycan'ın en zor zamanlarında yanında olmuştur. Özellikle Second Nagorno-Karabakh War sırasında Türkiye'nin verdiği siyasi, diplomatik ve askeri destek tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiştir. Bu destek sadece devlet politikası değil, Türk milletinin Azerbaycan'a duyduğu kardeşlik duygusunun bir yansımasıdır.
Ancak aynı samimiyeti Azerbaycan yönetiminin her konuda gösterdiğini söylemek ne yazık ki mümkün değildir.
Bunun en açık örneklerinden biri de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti meselesidir. Türkiye'nin tüm diplomatik çabalarına rağmen Azerbaycan yönetimi hâlâ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni bağımsız bir devlet olarak tanımamaktadır. Oysa "iki devlet tek millet" söylemi sadece sözle değil, zor zamanlarda alınan tavırlarla anlam kazanır.
Elbette her devlet kendi dış politikasını kendi çıkarları doğrultusunda belirler. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak kardeşlik iddiası varsa, o kardeşliğin gerektirdiği cesaret ve samimiyet de gösterilmelidir.
Bugün İran'a karşı kullanılan sert dil, diplomasi açısından olduğu kadar kardeşlik söylemi açısından da sorgulanmalıdır. Çünkü uluslararası ilişkilerde en tehlikeli şeylerden biri tutarsızlıktır. Bir ülkeye karşı yüksek perdeden konuşurken, başka bir ülke karşısında sessiz kalmak güvenilirliği zedeler.
Bölgesel dengelerin bu kadar hassas olduğu bir dönemde liderlerin kullandığı dil çok daha dikkatli olmalıdır.
Kardeşlik söylemi, duygusal sloganlarla değil tutarlı politikalarla ayakta kalır.
Bugün sorulması gereken soru şudur: Eğer adalet ve haklılık savunulacaksa, bu herkes için aynı şekilde savunulabiliyor mu?
Eğer cevap "hayır" ise, o zaman ortada ciddi bir problem var demektir. Çünkü çifte standart, en çok da kardeşlik iddiasını zedeler.
Kalın Sağlıcakla…









