İşte bir valinin öngörüsü… İşte bir valinin feraseti… İşte bir valinin çocukları korumak adına ortaya koyduğu güçlü irade…
Devlet yönetimi, yalnızca makamda oturmakla, talimat vermekle, protokolde görünmekle olmaz. Gerçek yöneticilik; sokağın sesini duymak, annelerin feryadını hissetmek, gençlerin kayboluşuna kayıtsız kalmamaktır. İşte Kayseri'de tam olarak böyle bir tablo ortaya çıkmıştır. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, göreve başladığı ilk günden itibaren klasik bir bürokrat refleksiyle değil, sahayı okuyabilen, toplumu anlayabilen ve sorunların köküne inmeyi bilen bir devlet adamı olarak hareket etmiştir.
Kayseri'ye adım attığı andan itibaren sadece resmi raporlarla yetinmeyen, halkın içine karışan, mahalle mahalle dolaşan, özellikle annelerin gözlerindeki endişeyi fark eden bir yaklaşım sergilemiştir. Çünkü bu ülkede anneler konuşuyorsa, orada bir sorun vardır. Anneler susuyorsa, orada daha büyük bir tehlike vardır. Gökmen Çiçek, bu gerçeği görmüş ve Kayseri'de özellikle gençleri tehdit eden en büyük tehlikelerden biri olan uyuşturucu ile mücadeleyi bir devlet politikası ciddiyetiyle ele almıştır.
Bugün Kayseri'de yürütülen uyuşturucuyla mücadele, sıradan bir asayiş çalışması değildir. Bu mücadele, bir nesli kurtarma mücadelesidir. Bir geleceği yeniden inşa etme çabasıdır. Türkiye'nin en büyük uyuşturucuyla mücadele rehabilitasyon merkezinin Kayseri'de kurulması, bu iradenin en somut göstergelerinden biridir. Bu sadece bir bina değildir; bu, umudunu kaybetmiş gençlerin yeniden hayata tutunabileceği bir kapıdır. Bu merkez, bağımlılıkla mücadelede "cezalandırma" yerine "kurtarma" anlayışının ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan örnek bir projedir.
Elbette mesele sadece rehabilitasyonla sınırlı değildir. Zehir tacirlerine karşı yürütülen operasyonlar, gece gündüz demeden sürdürülen kararlı mücadele, Kayseri'nin bu kirli ağdan korunması adına ortaya konan güçlü bir duruşun göstergesidir. Çünkü bir şehirde uyuşturucu varsa, sadece gençler değil; o şehrin geleceği de zehirleniyor demektir. Gökmen Çiçek, bu gerçeği görmüş ve Kayseri'yi bu tehdidin dışında tutmak için adeta seferberlik ilan etmiştir.
Ancak asıl dikkat çeken nokta, bu mücadelenin sadece güvenlik boyutuyla sınırlı kalmamasıdır. Çünkü bir genci kötü alışkanlıklardan uzak tutmanın yolu, sadece yasaklamak ya da cezalandırmak değildir. Asıl mesele, o gence alternatif sunabilmektir. İşte burada devreye giren en önemli projelerden biri de ERVA Spor Okulları olmuştur.
İlk gündeme geldiğinde belki birileri "Valinin işi spor okulu açmak mı?" diye sormuş olabilir. Hatta bu projeyi küçümseyenler, anlamayanlar, eleştirenler de çıkmıştır. Ama bugün gelinen noktada görüyoruz ki, bu proje sıradan bir spor faaliyeti değildir. Bu proje, gençleri sokaktan alıp sahaya taşıyan, kötü alışkanlıklardan uzaklaştırıp disiplinle tanıştıran, boşluğu dolduran ve hayatlarına anlam katan bir sosyal dönüşüm hareketidir.
Binlerce gencin sporla tanışması, sadece fiziksel bir aktivite değildir. Bu, aynı zamanda bir kimlik kazanımıdır. Spor yapan bir genç, kendine hedef koyar. Disiplin öğrenir. Takım ruhunu kavrar. En önemlisi de boşlukta kalmaz. Çünkü boşluk, her zaman kötü alışkanlıkların en büyük besin kaynağıdır. İşte ERVA Spor Okulları, bu boşluğu doldurarak gençleri koruyan bir kalkan görevi görmüştür.
Bugün Türkiye'nin farklı şehirlerinde yaşanan okul baskınları, gençlerin nasıl bir tehlikenin içinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Şanlıurfa'da, Kahramanmaraş'ta yaşanan olaylar bize bir kez daha göstermiştir ki, gençleri bataklıktan kurtarmanın yolu erken müdahaledir. Ve bu müdahalenin en etkili araçlarından biri de spordur. Spor, sadece bir uğraş değil; aynı zamanda bir kurtuluş yoludur.
Kayseri'de atılan bu adımlar, aslında Türkiye'ye örnek olacak bir modelin de habercisidir. Çünkü burada yapılan şey, günü kurtarmak değil; geleceği inşa etmektir. Gençleri korumak, aileleri rahatlatmak, toplumu güçlendirmek… Bunların hepsi bir bütünün parçalarıdır ve Gökmen Çiçek bu bütünlüğü doğru bir şekilde kurmuştur.
Devletin şefkatli yüzü dediğimiz kavram tam da burada anlam kazanıyor. Çünkü devlet sadece cezalandıran değil, aynı zamanda koruyan, yönlendiren ve sahip çıkan bir mekanizmadır. Kayseri'de bugün bu anlayışın sahaya yansıdığını görüyoruz. Bir valinin masasından çıkıp sokağa inmesi, gençlerin hayatına dokunması ve somut projelerle çözüm üretmesi, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu yönetim anlayışının en net örneklerinden biridir.
Elbette yapılan her iş eleştirilebilir. Eleştiri, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Ancak ortada somut başarılar, gözle görülür değişimler ve toplumun her kesiminde hissedilen bir güven ortamı varsa, hakkı teslim etmek de bir o kadar önemlidir. Kayseri'de bugün anneler biraz daha umutluysa, gençler biraz daha güvendeyse, bunun arkasında güçlü bir irade vardır.
Bu irade, sadece bir bürokratın değil; bir devlet adamının iradesidir.
Bu öngörüsünden dolayı, bu kararlılığından dolayı, en önemlisi de çocukları ve gençleri korumak adına ortaya koyduğu bu samimi çabadan dolayı Kayseri Valisi Gökmen Çiçek'i tebrik ediyor, teşekkür ediyorum. Çünkü bu ülkede her şeyden önce korunması gereken bir şey varsa, o da geleceğimiz olan gençlerimizdir. Ve onları koruyan her adım, aslında bu ülkenin yarınlarını kurtaran bir adımdır.
Kalın Sağlıcakla…









