Okan Geçgel Yazıları

Okan Geçgel

Aynı Sofrada Buluşan Siyaset: Saadet Partisi’nin İftarında Yükselen Birlik Mesajı

21.02.2026 23:59
Haber Detay Image

Siyasetin dili sertleştiğinde, kürsülerden yükselen sesler çoğu zaman gönülleri yormaya başlar. Hele ki kutuplaşmanın neredeyse hayatın her alanına sirayet ettiği bir dönemde, farklı görüşlerin bir araya gelmesi neredeyse imkânsızmış gibi algılanır. İşte tam da böyle bir atmosferde, Saadet Partisi'nin İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen geleneksel iftar programı, siyasetin unuttuğu bir değeri yeniden hatırlattı: Aynı sofrada buluşabilme erdemini.

Bu anlamlı buluşmaya, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ev sahipliği yaptı. Aynı masada; AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu yer aldı. Türkiye siyasetinin farklı kulvarlarında yürüyen bu isimlerin aynı iftar sofrasında buluşması, sıradan bir davetin ötesinde bir anlam taşıyordu.

Bu organizasyonun asıl başarısı, sadece protokol listesinin zenginliğinde değil; verilen mesajın derinliğinde gizliydi. Çünkü Türkiye'de siyaset uzun süredir "ayrışma" üzerinden okunuyor. Farklı düşünenin ötekileştirildiği, eleştirinin düşmanlık olarak algılandığı bir zeminde, böylesi bir tablo umut vericidir. Saadet Partisi ve Genel Başkan Mahmut Arıkan, tam da bu noktada yapıcı bir siyaset anlayışının mümkün olduğunu gösterdi.

Elbette bu programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılması çok daha güçlü bir mesaj verebilirdi. Ancak yerine Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş'ın katılım göstermesi dahi, bu buluşmanın önemini azaltmadı. Aksine, iktidar ve muhalefetin aynı sofrada yer alması, siyasi nezaketin ve diyalog kapılarının tamamen kapanmadığını gösterdi.

Saadet Partisi'nin yıllardır savunduğu "kucaklayıcı siyaset" anlayışı, bu iftar programında somut bir tabloya dönüştü. Mahmut Arıkan'ın liderliğinde verilen mesaj şuydu: Fikir ayrılıkları olabilir, hatta olmalıdır; ancak ortak değerler ve ortak gelecek söz konusu olduğunda siyaset kurumu bir araya gelebilmelidir. Ramazan ayının maneviyatı da tam olarak bunu gerektirir. Oruç, sabrı öğretir; iftar, paylaşmayı; aynı sofraya oturmak ise birbirini anlamayı…

Bugün toplumun en büyük beklentisi, siyasetçilerin kavga değil çözüm üretmesidir. Vatandaş; ekonomik sorunların, sosyal meselelerin, dış politikadaki zorlukların konuşulmasını; ama bunu yaparken de üslubun yumuşamasını istiyor. Sürekli gerilim, sürekli restleşme, sürekli karşılıklı suçlamalar toplumun enerjisini tüketiyor. İşte Saadet Partisi'nin bu iftarı, siyasete farklı bir pencere açtı.

Mahmut Arıkan'ın bu organizasyondaki rolü özellikle dikkat çekiciydi. Genç, dinamik ve aynı zamanda geleneği temsil eden bir lider profiliyle hareket eden Arıkan, partisini sadece eleştiren değil; aynı zamanda birleştiren bir merkez olarak konumlandırma çabasında. Bu iftar programı da bu vizyonun bir yansıması olarak okunmalı. Siyasetin dili ne kadar sertleşirse sertleşsin, birilerinin "gelin konuşalım" diyebilmesi gerekir. Saadet Partisi tam da bunu yaptı.

Türkiye'de demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir. Demokrasi; diyalogdur, müzakeredir, ortak akıldır. Farklı partilerin liderlerinin bir araya gelmesi, demokratik kültürün güçlenmesi açısından son derece değerlidir. Bu tür organizasyonlar belki tüm sorunları bir anda çözmez; ancak buzları eritmeye, ön yargıları azaltmaya ve iletişim kanallarını açık tutmaya katkı sağlar.

Toplumda barış ikliminin oluşması için siyaset kurumunun öncü rol üstlenmesi şarttır. Vatandaş, kendi gündelik hayatında zaten yeterince mücadele veriyor. En azından Ankara'da ve parti genel merkezlerinde, tansiyonun düşürülmesini görmek istiyor. Bu nedenle Saadet Partisi'nin İstanbul'daki iftarı, sembolik bir organizasyon olmanın çok ötesine geçmiştir. Bu buluşma, "Türkiye'de hâlâ umut var" dedirten bir tablo ortaya koymuştur.

Saadet Partisi'nin köklü geleneği, Milli Görüş çizgisinden gelen tecrübesi ve ahlaki siyaseti önceleyen duruşu, böylesi dönemlerde daha da anlam kazanıyor. Mahmut Arıkan'ın liderliğinde atılan bu adım, sadece partisi için değil, Türkiye siyaseti için de önemli bir mesajdır: Siyaset düşmanlık üretme sanatı değil, çözüm üretme sorumluluğudur.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; farklılıklarımızı inkâr etmek değil, onları bir zenginlik olarak görmektir. Aynı masaya oturabilen liderler, yarın ortak akıl zemininde buluşabilirler. En azından kapılar tamamen kapanmamış olur. Bu da demokrasinin nefes alması demektir.

Saadet Partisi'nin iftar sofrasında verilen görüntü, siyasetin sert rüzgârları arasında esen yumuşak bir meltem gibiydi. Dileğimiz, bu meltemin kalıcı bir bahar havasına dönüşmesidir. Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı olan şey gerilim değil; birliktir, beraberliktir, sağduyudur.

Ve bu iftar programı, bize bir kez daha gösterdi ki; doğru irade ortaya konulduğunda, farklı siyasi görüşler aynı sofrada buluşabilir. İşte bu tablo, siyasetin umut veren yüzüdür.

Kalın Sağlıcakla…

Yazarın Tüm Yazıları