Mustafa Burak Aydın Yazıları

Mustafa Burak Aydın

Nadir bulunan ekonomik değer: Dikkat

22.02.2026 23:27
Haber Detay Image

Dijital çağın ve bizi sömürmeye adanmış o saldırgan davranışlarının temelinde ne var derseniz aşırı bilgi gürültüsü içerisinde dikkat kıtlığı derim.

Bir çoğumuzun farkında olmadığı, dikkat ekonomisi içerisinde ticari işletmelerin mumla aradığı, bilgiye bu denli kolay ulaşabildiğimiz bir çağda kıt bir kaynak olarak önümüze çıkıyor dikkat.

Ekonomik değeri yüksek ve ticari işletmelerin elde etmek için bütün meta araçlarını seferber ettiği dikkat, etiği göz ardı ettiğinizde kolay ulaşılabilir olsa da elbette maliyeti değişkendir ve fayda maliyet analizlerinde maliyetine göre karlı bir yatırımdır dikkate yapılan yatırımlar.

Dikkat ekonomisi dediğimiz olgu, Amerikalı Nobel ödüllü İktisatçı Herbert Alexsander Simon'un; 1971'de yazdığı "Bilginin bolluğunda yeni dünya için örgüt tasarımı" adlı makalesine dayandırılan ve özetle "Bilgi zenginliği, dikkat yoksulluğu yaratır" düşüncesine dayandırılır.

1916'da doğmuş ve 2001 yılına kadar yaşamış bilim adamı Simon'un söz konusu makaleyi 1971 yılında yazmış ve bugünü bu denli isabetli öngörmüş olması tek başına ne denli bir bilim değeri olduğunu gösterir.

Simon, söz konusu tezinde bollukla önümüze serilen bilginin, en çok bilgiyi alanın dikkatini tükettiğini, anlatırken bugün bizi kuşatıp, ama doğru ama yanlış, bilginin bizi ve düşüncelerimizi sömürme aracı olan sosyal ağların esamesi okunmuyordu.

Bugün itibariyle bize sunulan bilgi, kavramsal tanımını ne kadar hak eder tartışılsa da bariz olan bir şey var ki dikkat kıtlığı yarattı. Ve durum insan dikkatini, en değerli meta konumuna taşıdı.

Dijital platform ve sosyal ağlarda, önümüze, eğlenceyle soslanmış bilgiyi alıcılar açısından ücretsiz bir şekilde sunmaları, aslında onlara, kıtlığını yaşadıkları dikkatlerimizi maliyeti düşük bir şekilde elde etme şansı sunuyor.

Biz eğlenerek bilgilendiğimizi sanıyorken dikkatimizi alıp diledikleri şekilde yönlendiriyor, işliyor ve satıyorlar.

Örneğin ahlaksızca bulduğum ve hiçbir etik kaygı taşımadan önümüze konan bir örnek üzerinden somutlaştırırsam "Hayrettin ile Kaos Show" kötülüğün yaygınlaştırıldığı güçlü bir örnektir.

Toplumun en alt kesiminden, gerek zihinsel gerekse de ekonomik olarak yoksun tiplerden seçip, sanki bir tımarhanede toplamış da onlarla dalga geçerken bizi güldürmeye çalışan ve de güldürebilen bir örnek.

Toplumsal mizah anlayışımızı kirletip kokutan bir örnek. Bir çoğunuz suçluluk duysak da toplum içerisinde niteliksiz, vasıfsız marjinal ya da absürt olanı izlemekten keyif alması da ayrıca ironiktir.

Geri zekalı gibi davranarak şöhret olmaya çalışanlara gülmeyi ve onlarla eğlenmeyi normalleştiren, bu ve benzeri örnekler, toplumun, zihinsel engelli bireylere yaklaşım ve davranış biçimini bozuyor. Toplumun, koruyup kollaması ve daha hassas bir dil ve iletişim kurmamızı gerektiren bu dezavantajlı grubu, yani zihinsel engelli bireyleri bizim için bir eğlence aracına dönüştürüyor ki bu kabul edilemez ve kesinlikle bariz bir kötülüktür.

Yazarın Tüm Yazıları