Bitcoin 6 Mayıs’ta 82 bin dolar seviyesinin üzerini test ettikten sonra, bunu 10,11 ve 14 Mayıs tarihlerinde de yapmıştı. Ancak ayın ikinci yarısının başlamasıyla birlikte küresel konjonktürün etkisi ile değer kayıpları öne çıktı. ABD ile İran arasındaki müzakerelerden yakın bir zamanda uzlaşma çıkabileceğine dair net bir işaret bulunmaması, global sermaye piyasalarında olduğu gibi, kripto varlıklar üzerinde de “belirleyici faktör” oldu. Orta Doğu’daki çıkmazın petrol fiyatları üzerindeki yansımalarının ikincil etkileri, geniş anlamada finansal enstrümanların değerleri üzerinde önümüzdeki günlerde de etkili olmaya devam edecek gibi görünüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, savaşın “kısa sürede” biteceğine veya “askeri müdahale seçeneklerinin” masada kalmaya devam ettiğine ilişkin açıklamalarına piyasaların hassasiyeti giderek azalıyor. Savaş konusunda somut bir ilerleme göremeyen yatırımcılar, yılın geri kalınında karşılaşabilecekleri olası risklere karşı portföy alokasyonlarını düzenliyorlar ve söz konusu nakdin yer değişimi sırasında oluşan büyük dalgalar varlık fiyatlarına yansıyor.
Her ne kadar bir miktar geri çekilse de ABD’nin 10 yıllık tahvilinde getiri %4,687’ye kadar çıktı. 30 yıllıklarda ise kritik eşik olarak görülen %5’in üzerinde ve %5.20’ye de ulaştı. Bu oranlar, son olarak, 2008’deki global finansal kriz öncesinde, 2007 yılında gözlemlenmişti. Tahvil getirilerindeki yükseliş, görece riskli olduğu düşünülen varlıklara olan talebi azaltarak, bu ürün grubu üzerinde bir baskı oluşmasına neden oluyor.
Tahvillerdeki satış dalgasının arkasında yine Orta Doğu’daki savaşın yakın bir zamanda sona ermeyeceği, anlaşmazlıkları giderilemeyeceği ve Hürmüz Boğazı’nın durumunun belirsiz kalmaya devam edeceği yönündeki algı yatıyor. ABD ve İran arasındaki müzakerelerin sonuçsuz kaldığı her gün, petrol fiyatlarının yüksek kalmaya devam edeceğine ilişkin kaygıları körüklüyor. Bu da, büyük ekonomilerin para politikalarını yöneten merkez bankalarının (özellikle ABD Merkez Bankası FED’in), enflasyonu baskılamak için faiz oranlarını artıracaklarını ya da yüksek düzeylerde daha uzun süre tutacaklarını düşündürüyor. Dolayısı ile faiz oranlarına ilişkin beklentiler tahvil satışlarının artmasına ve getirilerin piyasa beklentilerine yaklaşmasına yol açıyor.
NATO’nun, eğer Hürmüz Boğazı’ndaki sorunlar temmuz ayına kadar çözülemezse müdahale etmeyi değerlendirdiği yönündeki haberler petrol fiyatlarının bir miktar gevşemesini sağladı. Ancak Brent halen 110 dolar civarında ve NATO’nun olası bu hamlesinin sahada ne kadar etkili olabileceği, arz eksikliğini ne kadar kısa sürede doldurabileceği şimdilik cevap bulması gereken önemli sorular.
Kripto para birimleri, yukarıda bahsettiğimiz ekosistemin, denklemin bir sonucu olarak baskı altında kalan varlık grubu arasında. 82 bin dolar testinin başarısız olmasının ardından, gündemin de müsaade etmemesi ile Bitcoin fiyatı 76 bin desteğine kadar geri çekildi. Bu seviye önemli bir kontrol noktası olacak. Teknik olarak, en büyük kripto para biriminin fiyatının 76.700 (50 günlük üssel hareketli ortalama) 76.800 (100 günlük üssel hareketli ortalama) bandı üzerinde kaldığı sürece, yukarı yönlü bir tepki potansiyeli taşıdığını söyleyebiliriz. Bu paralelde BTC’nin yukarıda bir koridor bulabilmesi halinde, sırasıyla 78.500, 80.000 ve 82.500 dirençleri test edilebilir. Ancak söz konusu EMA kombinasyonunun, yani 100 ve 50 günlük ortalamaların sağladığı destek bölgesi olan 76.700-76.800 bandının kaybedilmesi halinde düşüşlerin derinleşebileceğini ifade edebiliriz. Kontrol noktamız yine 76.000 desteği olacak. Bu kalenin de kaybedilmesi halinde değer kayıpları derinleşebilir ve ilk etapta 74.000 ve 72.300 desteklerine kadar düşüşler izleyebiliriz. Orta Doğu’ya ilişkin olumlu bir haber akışı yeniden piyasa iştahını canlandırabilir. Ya da bugün açıklanacak olan FED’in son Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının tutanakları, faiz artırım beklentilerini gevşetebilir. Bu tür dinamikler fiyatın teknik olarak güzel bir kombinasyon ile tepki yükselişi gerçekleştirmesine zemin oluşturabilir. Ancak riskler halen daha canlı kalmaya devam ediyor ve “habere duyarlı” bir piyasa yapısı içerisinde olduğumuzu unutmamak gerekiyor.









