Fatma Ece Gödeoğlu Yazıları

Fatma Ece Gödeoğlu

Sessiz Teslimiyet

21.05.2026 00:17
Haber Detay Image

Dünyayı artık siyasetçiler yönetmiyor. Parlamentoların, anayasaların, mahkemelerin üstünde yeni bir iktidar sınıfı doğdu: Teknoloji oligarkları.

Seçilmediler. Hesap vermiyorlar. Ama milyarlarca insanın nasıl yaşayacağına onlar karar veriyor.

Bugün Elon Musk ve benzeri Silikon Vadisi milyarderleri, insanlığa yeni bir uygarlık modeli pazarlıyor: Düşünmeyen, üretmeyen, sorgulamayan ama sürekli tüketen dijital köleler düzeni. Buna “gelecek” diyorlar. Oysa bu, tarihin en sofistike tahakküm projesidir.

İnsansı robotlar… Yapay zekâ hizmetçileri… Algoritmalar tarafından yönetilen hayatlar…

Bütün bunlar özgürleşme olarak sunuluyor. Gerçekteyse insanın kendi varoluş sorumluluğundan koparılmasıdır.

Çünkü insanı insan yapan şey konfor değildir. Yük taşımaktır.

Yaşlı anne babasının elini tutmak… Uykusuz gecelerde çocuğunu büyütmek… Bir hastaya bakmak… Sabretmek… Fedakârlık yapmak… Merhamet göstermek…

Şimdi bütün bunları makinelere devretmemiz isteniyor. Çünkü yeni sistemin istediği insan tipi; hisseden değil tüketen, düşünen değil bağımlı olan insandır.

Burada tarihin ironik bir kırılması yaşanıyor. 16. yüzyılda Thomas More, Utopia adlı eserinde kusursuz bir toplum hayalini anlatmıştı. More’un ütopyasında insanlar ortak iyilik için çalışıyor, mülkiyet hırsı sınırlandırılıyor ve toplum insan onuru etrafında şekilleniyordu.

Bugünün teknoloji elitleri de kendi “ütopyalarını” kurduklarını söylüyor. Ama ortada çok temel bir fark var:

Thomas More’un ütopyasında insan merkezdeydi.

Silikon Vadisi’nin ütopyasında ise sistem merkezde.

İnsan yalnızca veriye indirgenmiş bir kullanıcıdan ibaret. Bir vatandaş değil… Bir ruh değil… Sadece algoritmaların ölçtüğü davranış kalıplarından oluşan biyolojik bir tüketici.

Teknoloji şirketleri bugün yalnızca ürün satmıyor; insan doğasını yeniden tasarlıyor. Önce bağımlılık yaratıyorlar. Sonra o bağımlılığı “ihtiyaç” diye pazarlıyorlar.

Akıllı telefonlarla başladılar. İnsanların dikkatini çaldılar.

Sosyal medya ile devam ettiler. Toplumların psikolojisini ele geçirdiler.

Şimdi sıra insan ilişkilerinde.

Yakında çocuklara masal anlatan robotlar göreceğiz. Yaşlıların altını değiştiren makineler… Yalnız insanlara “duygusal partner” olarak sunulan yapay zekâlar… Ve buna medeniyet diyecekler.

Hayır. Bu medeniyet değil. Bu, insan ilişkilerinin endüstriyel tasfiyesidir.

Daha korkuncu ise hukuki ve ahlaki sorumluluğun tamamen buharlaşacak olmasıdır. Bir yapay zekâ sistemi yarın bir çocuğa zarar verdiğinde kim suçlu olacak?

Şirket mi? Yazılımcı mı? Devlet mi?

Hiçbiri.

Çünkü teknoloji devleri yıllardır aynı cümleyi hazırlıyor: “Algoritma öngörülemez şekilde davrandı.”

Yani yeni dünyanın şifresi şudur: Kâr özelleşecek, felaket toplumsallaşacak.

Kazancı şirketler alacak. Bedeli insanlık ödeyecek.

Bütün bunlar olurken kitleler sessiz. Çünkü modern insan özgürlüğünü çoktan konfora takas etti. Artık insanlar hakikat istemiyor; rahatlık istiyor. Düşünmek istemiyorlar. Yorulmak istemiyorlar. Hissetmek bile istemiyorlar.

İşte sistem tam da bunu satın alıyor.

Johann Wolfgang von Goethe’nin Faust’u şeytana ruhunu bilgi ve haz için satmıştı. Bugünün insanı ise ruhunu birkaç tık kolaylık için satıyor. Üstelik gönüllü olarak.

Tarihte hiçbir diktatörlük bugünkü kadar güçlü değildi. Çünkü eski rejimler insanları zorla kontrol ederdi. Yeni dijital düzen ise insanlara kontrol edilmek istedikleri hissini veriyor.

İnsanlık ilk kez zincirlerini alkışlayarak takıyor. Ve belki de asıl distopya budur.

Yazarın Tüm Yazıları