Fatma Ece Gödeoğlu Yazıları

Fatma Ece Gödeoğlu
Fatma Ece Gödeoğlu
Yazarın Profili
07.10.2026 14:05

Okul Saldırıları Artıyor: Güvenlik Kameraları Değil, Ruhsal İyileşme Şart

Haber Detay Image

Son yıllarda dünyada ve ülkemizde okul saldırılarının artışına ne yazık ki sıkça tanık oluyoruz. Her yeni haberle içimiz sızlıyor, ekran başında kilitlenip “Bir daha olmasın.” diyoruz; ama kısa süre sonra bir başka acı haberle sarsılıyoruz. Peki, bu trajediler neden artıyor ve biz toplum olarak gerçeğin neresindeyiz?

Öncelikle şu acı gerçeği kabul etmeliyiz: Bu saldırılar asla tesadüfen ortaya çıkmıyor. Saldırganların büyük çoğunluğu yıllarca görmezden gelinmiş, şiddetle örselenmiş, akran zorbalığına uğramış, aile içi şiddet görmüş ya da ruhsal sorunları zamanında fark edilmemiş bireylerden oluşuyor. Başka bir deyişle, okul saldırıları toplumun halı altına süpürdüğü, görmezden geldiği yaraların en kanlı ve acı şekilde dışa vurumudur.

Şiddet Evde Başlar, Evde Çözülür

Bir çocuk dünyaya şiddet eğilimiyle gelmez; şiddeti öğrenir. Evde şahit olduğu kavgalardan, maruz kaldığı istismardan, ilgisizlikten ve bitmek bilmeyen baskılardan öğrenir. Dolayısıyla sorunun kök nedenine inmek istiyorsak önce aile yapısını ele almalıyız.

Burada ailelerin rehabilitasyonundan kasıt sadece sorunlu ebeveynleri cezalandırmak veya etiketlemek değildir. Ebeveynlik eğitimleri, öfke yönetimi programları, çocuk gelişimi seminerleri ve erişilebilir ruhsal destek hizmetleri... Bunlar modern bir toplum için asla lüks değil, hayati birer zorunluluktur. Sağlıklı bir toplum ancak sağlıklı ailelerin omuzlarında yükselebilir. Unutmayalım ki bugün şiddet gören bir çocuk, yarın topluma şiddet uygulayan bir yetişkin olma riskini taşır. Bu kısır döngüyü kırmak zorundayız.

Okullardaki En Büyük Eksik: Uzman Psikologlar

İkinci ve belki de en acil adım, her okulda profesyonel bir psikoloğun kadrolu olarak bulundurulmasıdır. Bugün pek çok okulumuzda değerli rehber öğretmenler görev yapıyor; ancak sayıları son derece yetersiz, görev tanımları belirsiz ve çoğu zaman yüzlerce öğrencinin yükünü tek başlarına omuzlamak zorunda kalıyorlar. Oysa bir psikolog; ruhsal bozuklukları tanılayabilen, derinlemesine travma terapisi uygulayabilen ve kriz anlarında profesyonel müdahalede bulunabilen farklı bir uzmanlık alanını temsil eder.

Her okulda uzman bir psikoloğun varlığı, sorunların çığ gibi büyümeden tespit edilmesi demektir. İçine kapanan, öfke patlamaları yaşayan, zorbalığa uğrayan ya da şiddet eğilimi gösteren bir çocuk erken dönemde fark edilip desteklenirse geleceğin felaketleri önlenebilir. Aksi takdirde bugün fark etmediğimiz o çocuklar, yarın ya birer saldırgan ya da bu şiddetin kurbanı oluyorlar.

Dijital Dünyanın Gölgesi: Karanlık Odalarda Büyüyen Öfke

Sorunun kaynağını ararken bugünün çocuklarını sarmalayan dijital dünyayı ve ekranların ardındaki tehlikeyi görmezden gelemeyiz. Gençler artık sadece sokakta veya okul koridorlarında değil; karanlık internet forumlarında, denetimsiz sosyal medya mecralarında ve yankı odalarında radikalleşiyor.

Şiddet içerikli video oyunları, sosyal medyada maruz kaldıkları toksik akımlar ve yalnızlaştırıcı dijital algoritmalar, zaten kopmak üzere olan ruhları körüklüyor. Birçok saldırgan, eylemlerini dijital topluluklarda onaylatma, sesini duyurma veya bir “kahraman” gibi anılma arzusunu bu mecralarda büyütüyor. Çocuklarımızı sadece fiziksel dünyada korumak yetmez; onların dijital zihinsel hijyenini korumak, internetteki şiddet sarmalından ve manipülatif odaklardan uzak tutmak da devletin ve ebeveynlerin en büyük sorumluluklarındandır.

Vakit Daralıyor: Çözüm Silah Değil, Şefkattir

Okul saldırılarını önlemenin yolu okul kapılarına yığılan güvenlik kameralarından, yüksek demir parmaklıklardan, metal dedektörlerden ya da sadece polis tedbirlerinden ibaret olamaz. Bunlar ancak geçici birer yama niteliği taşır. Asıl kalıcı ve köklü çözüm, ruhsal iyileşmedir. Aileleri rehabilite etmek, her okula psikolog atamak, öğretmenleri ruhsal ilk yardım konusunda bilinçlendirmek ve çocukları küçük yaşlardan itibaren duygusal dayanıklılık kazandıracak programlarla desteklemek zorundayız.

Unutmayalım ki bir çocuğun ruhu iyileşirse o toplumun geleceği kurtulur. Okul saldırılarının önüne demir yığınları ve silahlarla değil; şefkatle, bilimle ve erken müdahaleyle geçebiliriz.

Yeter ki gözlerimizi kapayıp kulaklarımızı tıkamayalım. Yeter ki “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” lüksüne kapılmayalım. Çünkü o yılan, bugünün sessizliğinde beslenip yarın hepimizi sokabilir.

Yazarın Yazıları