Ersoy Toptaş

Mercosur: avrupa birliği'nin stratejik lityum hamlesi

22.01.2026 12:54
Haber Detay Image

Avrupa Parlamentosu, 21 Ocak 2026'da aldığı kararla (334 lehte oya karşılık 324 aleyhte oy), AB'nin en iddialı jeopolitik hamlesi olan Mercosur Ortaklık Anlaşması 'nı hukuki denetim için Avrupa Adalet Divanı'na gönderdi.

Bu durum, Brüksel'in küresel bir güç olma arayışı nın, kendi içindeki ulusal çıkarlar tarafından nasıl engellendiğinin en somut kanıtı olarak ortaya çıktı.

AB, uluslararası arenada tek bir aktör değil, ulusal çıkarların Brüksel'in vizyonunu sürekli sınırlandırdığı karmaşık bir birlik olarak öne çıkıyor. Bu gerilim, özellikle ABD'nin 'Donroe Doktrini' adı verilen korumacı politikaları karşısında AB'nin küresel konumunu yeniden belirleme çabalarında belirginleşti. AB Komisyonu, stratejik özerklik hedefine ulaşmak için ticari ortaklıkları bir ekonomik güvenlik aracı olarak kullanmayı amaçlıyor. Ancak bu stratejik hamle, içerideki geleneksel çıkar çatışmalarını su yüzüne çıkardı.

Lityum, Tarım ve 4 Milyar Avro Çatlağı

Brüksel'in bu stratejik hamlesi, ulusal çıkarların sert direnişiyle karşılaştı.

Avrupa Parlamentosu'ndaki oylamanın 334'e karşı 324 oyla kıl payı kabul edilmesi, birliğin ne kadar derin bir iç çatışma yaşadığını gösteriyor.

Bu çatışmanın iki ana cephesi var: Sanayi ve Tarım

Almanya ve İspanya gibi sanayi ülkeleri, otomotiv ve kimya sektörleri için yıllık 4 milyar Avro'luk gümrük vergisi tasarrufu potansiyeli nedeniyle anlaşmayı hızla onaylamak isterken, bu ülkelerin temel motivasyonu aynı zamanda Bolivya'nın Mercosur'a katılımıyla dünya lityum rezervlerinin önemli bir kısmına erişim sağlamaktır. Bu, AB'nin Çin bağımlılığı ' nı kırma hedefleri için önemli bir adımdır.

Buna karşın,Fransa, İrlanda ve Polonya gibi tarım odaklı ülkeler süreci bloke etmeyi başardı. Bu ülkelerin endişesi, Mercosur'dan gelecek daha ucuz sığır eti ve şeker ithalatının Avrupalı çiftçiler için haksız rekabet yaratması. Bu durum, Birlik içindeki ulusal çıkarlar arasındaki geleneksel ayrışmanın somut bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.

Avrupa Adalet Divanı'na sevk kararı, anlaşmanın onay sürecini iki yıla kadar geciktirme riski getirdi. Bu iç çelişki, AB'nin küresel bir aktör olma iddiası ' na sekte vurma potansiyeli taşıyor.

Jeopolitik Zorunluluk ve Hukuki Manevra

AB'nin iç çelişkileri ve Avrupa Adalet Divanı'na sevk kararı, birliği küresel bir ticaret ortağı olarak güvenilirliğini ciddi şekilde zedeliyor. Bu gecikme, Latin Amerika'daki jeopolitik boşluğu Çin'in doldurma riskini artırabilir; bu da Mercosur ülkelerini Çin ile daha derin ekonomik bağlar kurmaya itebilir.

Ancak bu zorunluluk, birliği çözüm odaklı yöntemlere yöneltiyor. Nitekim, AB Komisyonu, anlaşmanın tam onay sürecini atlatmak için Geçici Ticaret Anlaşması (iTA) gibi yöntemleri devreye sokma eğilimi gösterdi. Bu kurumsal esneklik, AB'nin yavaş ancak geri döndürülemez bir entegrasyon yolu izlediğini düşündürüyor.

Brüksel, dış politikada stratejik özerklik arayışını sürdürürken, içerideki güçlü lobilerin direnci nedeniyle entegrasyon hızı yavaşladı. Bu iç kırılganlık, AB'nin kararlı jeopolitik hamleler yapma yeteneğini zayıflatıyor. Stratejik özerklik için atılan dev adımlar, ulusal tarım lobisinin gölgesi ' nde ne kadar süre bekleyebilir?

Yazarın Tüm Yazıları