Doç. Dr. Serdar Samur Yazıları

Doç. Dr. Serdar Samur
Doç. Dr. Serdar Samur
Yazarın Profili
05.10.2026 12:27

Siyaseti Değil, Kanıksamayı Konuşalım

Haber Detay Image

Bugün sokakta, kahvehanede, otobüs durağında ya da sosyal medyada insanları dinlediğinizde, konu siyasete geldiğinde eskisi kadar öfke duymadığınızı fark ediyorsunuz.

Onun yerine başka bir şey var:

Kanıksama.

“Siyasetçidir, söyler.”

“Dün öyle der, bugün böyle yapar.”

“Siyasette dün dündür.”

Bu cümleleri artık çoğu zaman itiraz etmek için söylemiyoruz.

Omuz silkerek söylüyoruz.

Hatta bazen gülümseyerek…

Sanki siyasette verilen sözlerin tutulmaması, dün söylenenin bugün inkâr edilmesi, dün savunulanın bugün eleştirilmesi hayatın doğal bir parçasıymış gibi.

Bu kanıksamanın yaygınlaşması toplumsal yapımızın bozulduğunu tanımlayan bir gösterge..

Çünkü bir toplumun yanlış karşısında öfkelenmesi, hâlâ o yanlışı gördüğünü gösterir.

Ama yanlış karşısında sadece omuz silkmeye başladıysa…

Orada başka bir şey oluyordur.

Yanlış, normalleşmeye başlamıştır.

Bugün siyasetçilerin sözlerini tartışıyoruz.

Ama belki de biraz da kendimizi tartışmamız gerekiyor.

Çünkü siyaset, toplumdan tamamen bağımsız bir alan değil.

Siyasetçinin söylediğini sorgulamayan, dün söylediğiyle bugün söylediği arasındaki farkı önemsemeyen, verilen sözün hesabını sormayan bir toplumda siyasetçinin de kendisini sürekli açıklama ihtiyacı azalıyor.

Çünkü biliyor ki birkaç gün sonra yeni bir gündem gelecek.

Yeni bir tartışma başlayacak.

Yeni bir açıklama yapılacak.

Ve eski söz unutulacak.

Böylece siyaset, hafızası olmayan bir alana dönüşüyor.

Bugün ne söylediğiniz önemli.

Yarın ne söyleyeceğiniz daha önemli.

Ama dün ne söylediğiniz?

O artık kimsenin umurunda değil.

Oysa demokrasinin yalnızca sandıktan ibaret olmadığını burada hatırlamak gerekiyor.

Demokrasi biraz da hafızadır.

Verilen sözleri hatırlamaktır.

Söylenenleri kayda almaktır.

Çelişkiyi fark etmektir.

Gerektiğinde “Ama dün böyle dememiş miydiniz?” diyebilmektir.

Çünkü siyasetçinin değişmesi başka bir şeydir, dün söylediğini hiç söylememiş gibi davranması başka bir şey.

Fikrini değiştirmek elbette mümkündür.

Hatta bazen gereklidir.

Yeni şartlar, yeni bilgiler, yeni gelişmeler insanın düşüncesini değiştirebilir.

Ama bunun adı fikir değişikliğiyse, bunun bir açıklaması da olmalıdır.

Asıl sorun değişmek değil.

Değiştiğini inkâr etmektir.

Toplumun görevi de siyasetçilerin her söylediğine inanmak değildir.

Tam tersine…

Sorgulamak, karşılaştırmak, hatırlamak ve hesabını sormaktır.

Belki bugün siyasette eksikliğini en fazla hissettiğimiz şeylerden biri de budur:

Hafıza.

Çünkü hafızanın olmadığı yerde sözün değeri azalır.

Sözün değeri azalınca güven azalır.

Güven azalınca da siyaset, insanların hayatını değiştiren ciddi bir alan olmaktan çıkıp günlük tartışmaların tükettiği bir gösteriye dönüşebilir.

O yüzden belki de artık sadece siyasetçilerin ne söylediğine değil, bizim onlara nasıl tepki verdiğimize bakmalıyız.

Öfkeleniyor muyuz?

Sorguluyor muyuz?

Hatırlıyor muyuz?

Yoksa sadece başımızı sallayıp,

“Siyasetçidir, söyler…”

deyip geçiyor muyuz?

Çünkü bir toplumun demokrasiyle ilişkisini yalnızca sandıkta kullandığı oy değil, söylenene karşı gösterdiği hafıza ve sorgulama gücü de belirler.

Ve galiba asıl mesele, siyasetin dün dünü unutması değil.

Bizim dünü unutmamız.

Yazarın Yazıları