Bir kurumu ayakta tutan şey yalnızca finansal model ya da doğru zamanlama değildir. Asıl belirleyici olan, o yapının başındaki ismin hayata, insana ve sorumluluğa nasıl baktığıdır. Eyüp Akbal söz konusu olduğunda bu bakış açısı, kuru bir yöneticilik tanımının çok ötesine geçiyor. Onu farklı kılan, vizyoner olduğu kadar babacan bir liderlik dili kurabilmiş olmasıdır.
Akbal'ın konuşmalarında ve çalışanlarıyla temasında en sık hissedilen duygu "acele etmeden ama kararlılıkla ilerleme" anlayışıdır. Kendi ifadesiyle,
"Bizim işimiz hızla büyümek değil, sağlam kalmak."
Bu cümle, sadece bir strateji tercihini değil, aynı zamanda bir karakteri anlatır. Kısa vadeli kazançların cazibesine kapılmadan, uzun vadeli güveni önceleyen bir duruş… Bugün Fuzul'un kriz dönemlerinde dahi ayakta kalabilmesinin arkasında bu zihniyet yatıyor.
Eyüp Akbal'ın vizyoner tarafı, finansı yalnızca rakamlarla tarif etmemesinde açıkça görülür. Onun sıkça vurguladığı bir başka yaklaşım şudur:
"Tasarruf, insanın kendine verdiği bir sözdür."
Bu bakış, Fuzul'un neden sadece bir finansman şirketi olmadığını da açıklar. Akbal için mesele, insanlara borçlandırma imkânı sunmak değil; onları disiplinli, planlı ve geleceğe güvenle bakan bireyler hâline getirmektir. Bu yaklaşım, özellikle orta gelir grubuna yönelik güçlü bir toplumsal sorumluluk bilinci içerir.
Babacan tavrının en net yansıması ise çalışanlara yönelik dilinde ortaya çıkar. Sert, mesafeli ya da yukarıdan bakan bir liderlik yerine, "aynı yolda yürüyen insanlar" vurgusunu öne çıkarır Eyüp Akbal liderliği…Kapalı toplantılarda ve kurum içi buluşmalarda sıkça dile getirdiği şu ifadesi de bu yaklaşımı özetler niteliktedir:
"Bu kurum, insanların emeğiyle ayakta duruyor. Biz birlikte güçlüyüz."
Bu cümle, klasik motivasyon söylemlerinden farklı olarak samimi bir aidiyet duygusu üretir. Çalışanını sadece performansla ölçen değil, emeğini ve sadakatini gören bir lider profili çizer.
Akbal'ın yön verici tarafı ise özellikle belirsizlik dönemlerinde netleşmiştir. Regülasyon sürecinde dile getirdiği,
"Denetlenmekten korkan değil, denetimi isteyen bir yapı olmak zorundayız."
sözü, hem sektöre hem de kendi ekibine verdiği açık bir mesajdır: Kalıcılık, şeffaflıktan geçer. Bu yaklaşım, kısa vadede riskli görünse de uzun vadede kurumsal itibarı besleyen bir tercihtir.
Sosyal medya paylaşımlarında da bu babacan ve vizyoner tonu korur. Büyük iddialardan çok, "birlikte başardık", "emeği geçen herkese teşekkürler" gibi ifadeleri öne çıkar. Gösterişten uzak ama kapsayıcı bir dili vardır… Bu da Eyüp Akbal'ı, vitrinde duran bir yönetici değil; sahayı bilen, ekibinin yanında duran bir lider olarak konumlandırır.
Sonuç olarak Eyüp Akbal profili, Türkiye'de çok sık rastlanmayan bir liderlik bileşimini yansıtır:
Vizyoner ama ayakları yere basan,
disiplinli ama insani,
iddialı ama gösterişsiz.
Belki de bu yüzden onun liderliğinde şekillenen yapı, sadece ekonomik başarılarla değil, kurduğu güven ilişkileriyle de büyüyor. Çünkü bazı liderler şirket yönetir; bazıları ise bir kültür inşa eder. Eyüp Akbal, ikinci grupta yer alıyor.
Benim için ise, Eyüp Akbal; yalnızca başarılı bir yönetici ya da vizyoner bir iş insanı değil; abiliğiyle yol gösteren, insanlığıyla güven veren, merhametiyle güçlendiren, dostluğuyla bağ kuran, inancını duruşuna yansıtan ve dobra tavrıyla her zaman net olan bir isimdir. Aynı zamanda sivil toplum alanında sorumluluk almaktan kaçınmayan, elini taşın altına koyan ve örnek alınması gereken bir STK lideridir.









