Eskiden, ses dalgalarının evrende kaybolmadığına dair bir tez vardı. Bunu ilk duyduğumda müthiş derecede heyecanlandığımı hatırlıyorum.
Bir gün bilimsel olarak ses dalgalarına ulaşılıp birbirinden ayrıştırılacak ve tarihte saklı tek bir gerçek kalmayacak diye düşünürdüm. Yalanlar, kurgular hepsi toparlanıp çıkacak hayatımızdan ve yerlerini gerçeklerine terk edecek derdim.
Düşünsenize ilk insanın ilk kelimelerini duyabilmenin heyecanını ya da peygamberimizin sesinden sözlerini, Atatürk’ün, Aristonun, Sokratesin sesinden kendi düşüncelerini dinleyebildiğinizi düşünün.
Ama maalesef bilimsel olarak doğru değilmiş hayalini kurduğum olasılık. Ses dalgalarının belli bir süre ve mesafe sonra bir ısı enerjisine dönüp anlamlı bütünlüğünü yitirdiğini öğrendiğimde ben de beni heyecanlandıran o hayalimi yitirdim.
Eskiden beri fotoğrafla ilgilenen bir dostumun fotoğrafla ilişkisine imrenirim. Bazen arayıp ne yapıyorsun diye sorduğumda, fotoğraf çekimine denk gelmişsem, “Yaşamın ve dünyanın görsel arşivini yazıyorum. Beni meşgul etme” diye cevap verirdi.
Bir çoğumuza garip gelse de yaşadığımız zamana ve mekana ilişkin görsel bir arşiv oluşturmak ya da o arşive sahip olmak sandığımızdan çok daha değerlidir.
Onun içindir ki UNESCO 2005 yılında 27 Ekimi Dünya Görsel-İşitsel Miras Günü olarak ilan etti. Ve öğünden bugüne Görsel ve işitsel mirasın ne denli önemli olduğuna dair farkındalık yaratmaya çalışıyor.
Daha önce muhakkak ki sinema ve müzik konusunda bir mirasın izini süren farklı yapımlar izlemiş ya da müzikler dinlemişsinizdir.
Bununla beraber bugüne özel, görsel ve işitsel mirasın değerine dair birkaç belgesel önerisinde bulunmak istiyorum.
Dünyanın çeşitli yerlerinden film arşivcilerinin; sinema tarihi ve hareketli görüntülere ilişkin mirasa ulaşmak ve o mirası korumak için verdikleri mücadelenin serüvenini işleyen 2021 yapımı 2 saatlik bir belgesel “Film, the Living Record of Our Memory”
Bir diğeri ise 2018 Arjantin yapımı deneysel belgesel tarzı bir film: El film infinito. Sonsuz film ya da bitmeyen film olarak Türkçeye çevrilebilir. Yönetmen Leandro Listorti, filmde Buenos Aires Film müzesindeki bitmemiş, tamamlanmamış film parçalarının ham görüntülerinden Frankenstein misali bir film oluşturmaya çalışıyor.
Nereden mi bulup izleyeceksiniz? Biraz emek biraz çaba filmi daha değerli kılar.










