Otoritenizi sorgulayacak bir özgürlüğe tahammülünüz var mı? Otoritenizi ve iktidarınızı tartışmaya açacak bir aydınlanmayı yanınızdakilere ya da himayenizdekilere gönüllü sağlar mısınız?
Özgürlük ve aydınlanmayı, iktidarınızın aleyhine dahi olsa savunur ve bunun mücadelenizi verir misiniz?
Yanlış anlaşılmasın sadece sizin için değil, sizin dışınızdakiler, ötekiler ve diğerleri için özgürlük ve aydınlanma.
Hani demokrasi için derler ya “Demokrasi başkası için olmadıkça, demokrasi olamaz diye”
Yok, öyle büyük ölçekli düşünmeye lüzum yok; sadece evinizin içinde bile, otoriteniz ile sahip olduğunuz tavır, bir gün gücü ele aldığınızda neye dönüşeceğinizin habercisidir.
Yunan Mitolojisinde, hırs kibir ve itaatsizliği temsil ettiği düşünülen bir karakter var. Adına İcarus diyorlar. Ama bana sorarsanız, İcarus’un demin saydığım sıfatlarla anılması bizim özgürlük alerjisiyle kıvranan ve korkan zihnimizin tutsaklığına güçlü bir örnektir derim.
İcarus’un hikayesine gelince, hepimizin ders alacağı ibretlik bir hikayedir.
İcarus, antik dönemin dahi mimarlarından Daedalus’un oğludur. Dönemin Girit Kralı Minos, Daedalus’tan, bir gün Minotauros dedikleri bir canavarı, ejderha mı boğa mı yoksa boğa başlı ejderha mı hatırlamıyorum, hapsetmek için bir labirent yapmasını ister.
Daedalus ve oğlu İcarus labirenti yaptıktan sonra, kral tarafından o labirente hapsedilir. Sebep mi? Kıskançlık ve labirentin sırlarını ifşa etmesinler diye. Hep böyle olmuyor mu?
Neyse baba ve oğul, gökten labirente düşen büyük kuş tüyleri balmumu ve iplerle, kanat yaparlar ve o kanatlar sayesinde havalanıp uçarak labirentten kurtulurlar.
Daedalus oğlunu; çok yükselme güneş balmumunu eritirse kanatlar dağılır yere çakılırsın, çok alçak da uçma denizin nemi kanatlarını ağırlaştırır denize düşersin, diye uyarsa da İcarus hırsına yenilir ve yükseldikçe yükselir. Babasının dediği olur, balmumu eriyince İcarus denize çakılır ve ölür.
Kibir, güç ve denge, itaatsizliğe dair güzel ama acı bir örnek olarak mitoloji tarihine kayıt düşer.
İlahi adalet bu ya aslında hikâyenin evvelinde Daedalus’un, kız kardeşinin oğlu Perdix’e yaptıklarının ahı çıktı diyenler var.
Perdix’e gelince, amcasına çıraklık ederken, amcası Daedalus onun yeteneklerinden ve kendisini geçebileceğinden o kadar endişelenir ki bir gün onu kayalıklardan aşağı itip öldürmek ister. Haksız da değil ki çocuk pergeli icat etmiş, testereyi yapmış vs.
Daedalus düşündüğünü yapar ve yeğeni Perdix’i kayalıklardan iter.
Kayalıklardan itilerek düşmeye başlayan Perdix’i gören Tanrıça Athena bu adaletsizliğe izin vermez. Perdix tam yere çakılacakken onu bir kekliğe dönüştürür. Latince kekliğe Perdix denmesi bu hikayeye dayanır. Hatta yüksekten uçamadıkları bilinen kekliklerin, atalarının o düşme travmasını genlerinde taşıdığı söylenir.
Şimdi bizim hikayeye dönersek; Daedalus kim, İcarus kim Perdix kimi temsil eder? Genlerinizde düşmekten, korkulardan ve tutsaklıktan beslenen travmalarınız yoksa kendi hikayenizde rolünüzü tanırsınız. Yok, eğer o korkular ve travmalar genlerinize işlemişse, anlatsam da nafile.










