Av. Ali Cenk AHİ - Hayvan hakları evrensel bildirgesi ışığında hayvan hakları yasası ve çevre ihtisas mahkemelerinin kurulması - Haberler.com

Hayvan hakları evrensel bildirgesi ışığında hayvan hakları yasası ve çevre ihtisas mahkemelerinin kurulması

Hayvan hakları evrensel bildirgesi ışığında hayvan hakları yasası ve çevre ihtisas mahkemelerinin kurulması

Günümüzde bir çoğumuzun evinde beslediği, çocuğu gözüyle baktığı evcil hayvanı olmakla beraber ne yazık ki ülkemizde hayvanlara yapılan eziyetleri önleme adına bir çare bulunamamış, Türk Ceza Kanunu'nda hayvanlara karşı işlenen suçlar yer alamamış, kanunda hayvanlar mal olarak sayılmıştır. Bana göre öncelikle hayvanlar mal olarak değil hisli varlıklar olarak kabul edilmelidir. Hayvanların da acı çekme hissi, duyguları vardır. Her ne kadar kendi baktığımız hayvanlarımıza karşı dikkatli ve özenli davranışlar içerisinde bulunsak da, sokaktaki hayvanların da zarar görmemesi ve daha iyi şartlarda yaşayabilmeleri adına hayvana şiddete ve eziyete hapis cezası getirilmelidir.

Türk Ceza Kanunu'na göre yalnızca sahipli hayvana verilen zarar, "mala zarar verme" suçu gözetilmek sureti ile cezaya tabi tutuluyor. Bu nedenle ise fail, cüzi bir miktarda para cezasını ödüyor. Ailemizin birer ferdi olan bu canlılar adeta evimizin camının kırılması ile eşdeğer tutuluyor. Kaldı ki hiçbir hayvan evdeki süs eşyası değildir, hayvanlarımız bizim konuşamayan dostlarımızdır. Sahipsiz hayvanlara şiddet gösterene verilen ceza ise Kabahatler Kanunu'nda düzenleniyor. Çoğu zaman adli para cezası yada hükmün açıklanmasının geriye bırakılması sureti ile bu tip eylemler cezasız kalıyor.

Biz hayvan hakları savunucuları olarak, uzun senelerdir hayvanların yasalarda "mal" değil "can" olarak, hatta hisli varlıklar olarak değerlendirilmesini, hayvana şiddet uygulayanların Türk Ceza Kanunu yahut Hayvan Hakları Yasası kapsamında yargılanarak hapis cezası almasını talep ediyor, bu yönde birtakım çalışmalar yapıyoruz. Evvela şu an yürürlükte bulunan 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun ismi Hayvan Hakları Yasası şeklinde değiştirilmeli ve Türkiye Büyük MilletMeclisi Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu'nun 34 maddelik raporu ile Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi ışığındabir yasa hazırlanmalı ve bir an evvelbu yasa kapsamında ÇEVRE İHTİSAS MAHKEMELERİ kurulmalıdır. Kurulacak olan bu mahkemelerde hayvanlara be doğal yaşama zarar verenlerin yargılamalarının yapılması ve kendini savunamayacak düzeydeki bu canlılara karşı işlenen suçların, erteleme yahut para cezası olmaksızın, direkt bir biçimde hapis cezası ile cezalandırılması gerekir. Sokak hayvanlarını korumak, tedavilerini karşılamak, kısırlaştırmak ve sahiplendirmek adına Sokakların Çatısı Yok Derneği, kısaca "SOÇAD" isimli benim kurucusu olduğum bir derneğimiz var. Bu dernekte, gerek siyasi gerekse hukuki çerçevede hayvanlara karşı işlenen suçların da insanlara karşı işlenmiş gibi caydırıcı olması adına elimizden geleni yapmaya derneğimiz adına hayvanseverler olarak hazırız.

Son zamanlarda hayvana karşı şiddet konusu, özellikle sosyal medyanın bu durumu gözler önünde çok rahat bir şekilde sermesiyle sık karşılaşılan bir durum haline gelmiştir. İşkence, öldürme, tecavüz gibi olaylar kamuoyunun, hayvan severlerin ve hayvan hakları savunucularının büyük tepkisini çekmiştir. Bu durum, peşinde yasalarla ilgili caydırıcı yaptırımlar içeren yeni düzenlemelerin gerekliliğini göstermektedir. Yıllardır hayvanseverler tarafından yapılan baskılara, bakanlıklar tarafından verilen sözlere rağmen hayvanlara yönelik şiddete hapis cezası verilmesini sağlayacak bir yasa bir türlü çıkamıyor. Oysa ki; bu yasa ile hayvana şiddetin bir an evvel önlenmesi ile toplumda suç işleme eğilimi bulunan bireylerin de önü kesilmiş olacak ve böylece kadına, çocuğa ve tüm insanlara karşı işlenen eziyet, cinayet, işkence gibi suçlarda da azalma olacağını düşünüyorum. Tolstoy'un, "Hayvan Öldürmekten İnsan Öldürmeye Yalnızca Bir Adım Vardır" sözünü bir kez daha hatırlıyor ve tarihteki kadın cinayetlerinin faillerinin kökeninde hep hayvana şiddet geçmişi olduğunu da anımsatmak istiyorum.

Hayvana şiddete hapis cezası getirilmesinin önündeki en büyük engel; maalesef ki duyarsızlıktır. Hayvana yönelik suçlar, mevcut düzenlemede olduğu gibi Kabahatler Kanunu'na göre değil de Türk Ceza Kanunu ve Hayvan Hakları Yasası ile düzenlenirse suç oranının gözle görünür bir biçimde azalacağı da yadsınamaz bir gerçektir.

Bu hususta elimizden gelen valiliklerin ve belediyelerin, hayvanların kısırlaştırma, bakım, rehabilitasyon, besleme, barınma gibi ihtiyaçlarını karşılamak yönünde birtakım yükümlülük altına girmeleri ve yine belediyeler gibi kaymakamlıkların, valiliklerin ve kamu kurumlarının ( Barolar, Tabibler Birliği, mimarlık/mühendislik odaları gibi güçlü kuruluşların da) yükümlü kılınması ve sorumluluk alması koruma adına güçlü adımlar atılabilir. Resmî kurumlara yüklenecek yükümlülükler yerine getirilmediği takdirde, bu kurumlara uygulanacak idari yaptırımların gelmesi, sokakta yaşayan dilsiz dostlarımızın daha iyi bir dünyada yaşanmasına da çok büyük katkı sağlayacaktır. Öte yandan her şeyi devlet kurum ve kuruluşlarından beklemeden, sosyal örgütler sayesinde ve en çok da eğitim ile toplumu bilinçlendirip, bu konuda en uygun tedbirleri biz vatandaşlar olarak alabiliriz.

Şubat ayında tartışılan yasa tasarısına göre AK Parti'nin üzerinde çalıştığı hayvan hakları ile ilgili çalışmada sona gelindiğini, taslağın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilecek en yakın MYK toplantısında ele alınacağını biliyoruz. Bu düzenleme ile birlikte artık hayvanların mikro-çip denilen ve deri altına yerleştirilen kimlikleri olacak. Beslediği hayvanı sokağa terk edenler, 2 bin TL para cezasına çarptırılacak. Hayvanların üzerinde bulunan çip ile hayvanı kimin sokağa bıraktığı rahatlıkla tespit edilecek. Hayvanların sağlıksız ortamlarda tutulduğu petshoplar kapatılacak. Onların yerine hayvanların bakımı uygun çiftliklerde yapılacak. Bize göre bunlara ilaveten evcil hayvan satışının kesinlikle yasaklanması da gerekecektir.

Yeni düzenleme ile Cumhuriyet Savcıları hayvana eziyette şikayete gerek kalmaksızın re'sen soruşturma açabilecek. Hayvanlara işkence ederek öldürenlere 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası, eziyet edenlere ise 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. Bu cezalar ertelenmeyecek. Cinsi tükenen ve kasten bir canlının cinsini tüketene 2 yıldan 5 yıla kadar, hayvan dövüştürenlere ise 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.

Sokak hayvanlarının kısırlaştırmasından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sorumlu olacak. Bakanlık kontrolünde belediyeler kısırlaştırma yapabilecek. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesinden belediyelere kısırlaştırma için ek bütçe verilecek ve hayvanlara kötü muamele yapanlarla ilgili şikayetler Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı İl Tarım Müdürlüklerine yapılacaktır.

Ben de hem hayvansever hem de bir hukukçu olarak umuyorum ki yeni düzenlemelerle birlikte tüm canlıların yaşama hakkı korunur, hayvana şiddet uygulayanlara hapis cezası hükmedilerek bir daha hayvanlara dokunulmaması için caydırıcı olur. Her ne kadar cani hislerle hayvan öldürene 4 yıla kadar hapis cezası gelecek ise de bu cezanın dahi daha fazla olması ve ertelemenin söz konusu bile olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu cezadan indirim de yapılmamalıdır.Keza indirim sebepleri Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmiş olup "mağdurun kendini savunması mümkün olmadığı" için indirim ve erteleme yapılmamalıdır. Bu nedenle failin sabıkasının olup olmadığına bakılmaksızın cezanın tamamı indirilmeden ve infaz süresi kısaltılmadan infaz edilmelidir.

Ayrıca hayvanlara yönelik şiddet ve insanlara yönelik şiddet arasında bir bağ olup olmadığı konusu seri katiller ve nitelikli cinayet suçları işleyen kişilerin geçmiş profillerinde hayvanlara şiddet uyguladıklarının fark edilmesi ile bilimsel araştırmalara da konu olmuştur. Bu bilimsel araştırmalara göre şiddetin hayvana yönelmesinin insana yönelmesi için bir basamak olduğu söylenebilir. Az evvel de değindiğim gibi, Tolstoy'un "Hayvan öldürmeden insan öldürmeye sadece bir adım vardır." sözü bu durumu gayet güzel ifade etmektedir.

Bana göre hayvanları sevmek bir tercih değil, yaşama biçimiyken, hayvanlara ve onların yaşama, beslenme, barınma ve bakılma haklarına saygı göstermek ise hukuki olarak da temellendirilmesi gerekli ahlaki bir zorunluluktur. Hayvan sahiplenip de sahiplendiği hayvana bakamayıp sokağa bırakan sahibine yüksek para cezası verilmelidir. Ayrıca hayvan edinen kimseye "ömür boyu bakım taahhüdü" imzalatılmalı, bu taahhüdü ihlal halindeyse hapis cezası getirilmelidir.

Ülkemizde hayvana yönelik şiddetin ve kötü muamelenin ceza hukukunda karşılığı bulunmamaktadır. Burada yine aklımıza hayvana yönelik şiddette bulunan kişilerin bunu insana karşı yöneltme potansiyelinin varlığıyla ilgili yapılan çalışmalar gelmektedir. Zira bu çalışmaların bazılarında, HAYVANA ŞİDDET UYGULAYANLARIN BUNUNLA KALMADIĞI, İNSANA DA ŞİDDET UYGULANDIĞINA DAİR SONUÇLAR elde edilmiştir. Buradan hareketle, hayvana şiddet uygulayan kişilere caydırıcı cezai yaptırımlar uygulanması, bu durumun insana yönelik olanının önüne geçilmesine bir set çekebileceği ihtimalini sorgulatmaktadır. Bu açıdan baktığımızda da; adli para cezasının hapis cezasına seçilme durumunun olması, mahkemenin bu yönde de karar verebileceğini göstermektedir ki bunun da vicdanları yeterince rahatlatmayacağı ve adalet duygusunu hissettirmeyeceği kanaatindeyim.

Tarih boyunca en sadık dostlarımız olan, aramızda her daim yer alan hayvanların korunduğu, hak ettiği saygı ve değeri gördüğü, daha yaşanılabilir bir dünya için hep birlikte el ele çalışmalı ve onlara şefkat göstermeliyiz. Sevgi dolu günler görmek dileği ile...

Yorumlar
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
title