Av. Ali Cenk AHİ - Siber suçlar kapsamında erişim engeli ve sosyal medya hesaplarının kapatılması mümkün müdür? - Haberler.com

Siber suçlar kapsamında erişim engeli ve sosyal medya hesaplarının kapatılması mümkün müdür?

Siber suçlar kapsamında erişim engeli ve sosyal medya hesaplarının kapatılması mümkün müdür?

Bilişim teknolojilerindeki gelişimle beraber, toplum hayatında Sosyal medya ve paylaşım sitelerinin yeri gün geçtikçe arttığından, bu mecraların insanlar bakımından sosyalleşme platformu olmasının yanı sıra, sosyolojik bir olgu olan suçların da alanı haline gelmesi kaçınılmaz olmuştur. Sosyal medya alanlarında işlenen suçlar hem TCK m. 243-246'da düzenlenen ve teknik olarak 'bilişim suçu' olarak tanımlanan suçlar, hem de bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen klasik suçlar olarak ortaya çıkabilmektedir. Bu suçlar işleniş yöntemleri açısından diğer suçlardan farklılık arzettiği gibi, suçluların tespiti ve delillere ulaşma gibi muhakeme sorunları bakımından da kendine has niteliğe sahiptir.

Sosyal medyanın gerek sosyolojik gerekse hukuki olarak toplum hayatının önemli bir parçası haline gelmesiyle sosyal hayatın bizzat kendisine tekabül eder hale geldiğinden, hukuki olmasının yanı sıra sosyolojik birer olgu olan suçların da çok farklı tezahürlerine sosyal medyada rastlamak mümkün hale gelmiştir. Sosyal ağlarda işlenebilen suçları şu şekilde saymak mümkündür:

1) HAKARET

2) CİNSEL TACİZ

3) TEHDİT

4) HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL

5) ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL

6) KİŞİSEL VERİLERİN KAYDEDİLMESİ VE YAYILMASI

7) MÜSTEHCENLİK VE ÇOCUK PORNOGRAFİSİ

Sosyal medyada en sık rastlanan suçların başında hakaret ve tehdit suçları gelmektedir. Burada farklılık arzeden ilk husus, eğer fail tehdit suçunu sosyal medya üzerinden kendini tanınmayacak bir hale sokarak işlerse; sahte isimle bir Facebook ya da Twitter hesabı açarak bir kişiyi ölümle tehdit ederse, bu fiil tıpkı imzasız bir mektup gibi değerlendirilecek ve failin cezası TCK m. 106/2(b)'deki "Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle" düzenlemesi nedeniyle ağırlaştırılacaktır.

SOSYAL MEDYADA İŞLENEN SUÇLARIN FAİLLERİNİN TESPİTİ

Sosyal medyada işlenen suçlar, bilişim sistemleri üzerinden işlendiğinden, bu suçlara ilişkin delillerin toplanması ve suçluların tespiti de özellik arzetmektedir. Sosyal medyada işlenen bir suç, ister TCK'da bilişim alanında suçlar arasında düzenlenmiş bir bilişim suçu, ister bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen bir suç olsun, elde edilecek deliller bilişim sistemleri üzerinde yer aldığından elektronik delillerin toplanması rejimine tabi olacaktır.

Sosyal medya ortamında işlenen suçları, ceza kanunlarında yer alan ancak İnternet ortamında işlenişleri bakımından farklılık arzeden hakaret, tehdit, müstehcenlik gibi yukarıda belirttiğim suçların yanı sıra yalnızca İnternet ortamında işlenmesi mümkün olan bilişim suçları olarak ikiye ayırmak mümkündür. Sosyal medya mecralarında sık rastlanan bu her iki suç grubunda da, çoğu kez fail kimliğini gizlemekte ve böylece suçun mağdur bakımından vahametini artmakta, ayrıca failin yakalanması da güçleşmektedir. İşte, bu suçları diğer suçlardan ayıran belki de en önemli özellik, faillerinin tespitinin kendine has bir nitelik arzetmesi ve bu tespitte kullanılacak yasal ve teknik yöntemlerle ilgili sorunlardır. Teknik yöntemlerle ilgili sorunlar, daha çok delil tespiti ve suçlu takibi yapan personelin kimi zaman nicelik kimi zamansa nicelik olarak yetersizliği noktasında düğümlenirken; yasal sorunlar CMK m. 134 bağlamında elektronik delillerin toplanmasında kanuni şartlara uyulmaması, kanuna aykırı delil elde edilmesi, uluslararası alanda yapılacak IP tespiti ya da başka delil elde etme yolları için düzenlenen yasa ve yönetmeliklerle getirilen uluslararası adli istinabe gibi kurumların mahkemelerce veya savcılıklarca bilinmemesi yahut doğru bir biçimde uygulanmaması gibi başlıklarda toplanabilir.

Ancak, bütün bu sorunların tespit edilip ortaya konulması yeterli olmamakta; nitelikli ve sayıca fazla teknik personel yetiştirilmesi, suçlulukla mücadele ve adli bilişim yöntemlerinin geliştirilmesi, kanuna uygun delil toplanması hususunda kolluk kuvvetinin bilgilendirilmesi ve bilişim ihtisas mahkemelerinin kurulması tartışmaları gibi çözümler halen güncelliğini ve gerekliliğini korumaktadır.

23.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun olup daha sonra üzerinde çeşitli değişiklikler de yapılarak günümüz gelişimlerine uyarlanmıştır. Bu anlamda bir kişilik hakkı ya da telif hakkı ihlalinde izlememiz gereken bazı yollar mevcuttur. Söz konusu kanunun 9/1 Maddesi uyarınca; İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan Sulh Ceza Hakimliği'ne başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini de isteyebilir. İlk seçenekte bahsi geçen uyarı yöntemi ile ilgili olarak 5651 Sayılı Kanun uyarınca talepler, en geç 24 saat içinde cevaplandırılır. Diğer seçenek olan Sulh Ceza Hakimliği'ne başvuruda ise duruşma yapılmaksızın talepler, en geç 24 saat içinde karara bağlanır. Burada önemli bir husus, Sulh Ceza Hakimliği'ne başvuruda yetki sorunun bir boşluk yaratmasıdır.

Uzun zamandır yetki sorunu ile karşılaşmaksızın erişimin engellenmesi ve içerik kaldırma ile ilgili her Sulh Ceza Hakimliği'nde talepte bulunulabilirken son zamanlarda Yargıtay'ın verdiği bazı kararlar içerik sağlayıcısının merkezinin bulunduğu yer Sulh Ceza Hakimliği'nin yetkili olacağı yöndedir.

Hakimliğe yapılan talebin devamında Hakim, bu madde kapsamında vereceği erişimin engellenmesi kararını yalnızca kişilik hakkı veya telif hakkı ihlalinin gerçekleştiği yayın kısmı ile ilgili olarak içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilemez. Ancak Hakim, URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi halinde, gerekçesini de belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin engellenmesine de karar verebilir.

5651 Sayılı Kanun madde 9/10 uyarınca "Sulh Ceza Hakimi'nin kararını bu maddede belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi, beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır." Denilmektedir. Uygulamada söz konusu erişimin engellenmesi kararlarının yerine getirilmemesi gibi bir durumla karşılaşmamakla beraber, böyle bir durumun önlenmesi açısından da kanun koyucunun yaptırım uygulamayı öngördüğüne kanaat getirebiliriz.

Yorumlar
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
title