Adnan Ateş Yazıları

Adnan Ateş

İstiklal Caddesi'nde kaybeden esnaf oluyor

29.06.2026 08:54
Haber Detay Image

Tarihi dokusu, kültürel çeşitliliği, restoranları, kafeleri, mağazaları ve otelleriyle yalnızca Beyoğlu'nun değil, Türkiye'nin en önemli ticaret ve turizm merkezlerinden biridir.

Ancak son yıllarda İstiklal Caddesi ve çevresinde yaşanan bir sorun var ki ne televizyon ekranlarında yeterince konuşuluyor ne de karar vericilerin gündeminde hak ettiği yeri buluyor.

Bu sorun, protestoların kendisinden çok, protestolar sırasında ortaya çıkan ekonomik sonuçlardır.

Türkiye'yi veya dünyayı ilgilendiren herhangi bir konuda gösteri, yürüyüş ya da protesto çağrısı yapıldığında, güvenlik tedbirleri kapsamında Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi ve çevresindeki geniş bir alan bariyerlerle kapatılıyor. Sadece bölgede yaşayanlar veya çalışanlar belirli belgelerle giriş yapabiliyor. Normal vatandaş ise çoğu zaman bölgeye ulaşmakta güçlük çekiyor.

İşte tam bu noktada gözden kaçan bir gerçek ortaya çıkıyor.

Protestocular evlerine dönüyor.

Polis görevini tamamlıyor.

Siyasi tartışmalar sona eriyor.

Ancak esnafın zararı ortada kalıyor.

Bir düşünün...

İstiklal Caddesi'nde faaliyet gösteren bir restoranın, kafenin, kitapçının, hediyelik eşya dükkânının veya giyim mağazasının günlük müşteri trafiği aniden kesiliyor. O gün dükkân açık olmasına rağmen müşteri gelemiyor. Kira işlemeye devam ediyor. Personel maaşları işlemeye devam ediyor. Elektrik, su, doğal gaz ve diğer giderler işlemeye devam ediyor.

Fakat ciro duruyor. Ekonomik açıdan bu durum, işletmeler için zorunlu bir faaliyet kaybına yol açıyor. Buradaki önemli nokta şudur: Esnaf ne protestonun tarafıdır ne de güvenlik tedbirlerinin muhatabıdır. Esnaf yalnızca işini yapmak isteyen, vergisini ödeyen ve çalışanlarına maaş vermeye çalışan bir ekonomik aktördür.

Bugün Beyoğlu'nda birçok işletme, Türkiye'nin en yüksek kira bedelleri arasında yer alan kiraları ödüyor. Bazı işletmeler için bir günlük düşük ciro bile ay sonu bilançosunu etkileyebiliyor. Özellikle yeme-içme sektörü için kaybedilen bir günün telafisi çoğu zaman mümkün olmuyor. Çünkü satılamayan bir kahve, yenmeyen bir yemek veya boş kalan bir masa ertesi güne devredilemiyor.

Bu nedenle konuya yalnızca güvenlik perspektifinden değil, ekonomi perspektifinden de bakmak gerekiyor.

Devletin ve yerel yönetimlerin bu konuda üzerinde çalışabileceği çeşitli modeller bulunuyor. Örneğin, resmî güvenlik tedbirleri nedeniyle erişimin ciddi ölçüde sınırlandığı günlerde bölgedeki işletmelere belirli oranlarda vergi indirimi sağlanabilir. Belediye harçlarında geçici kolaylıklar getirilebilir. Reklam ve ilan vergilerinde destek mekanizmaları oluşturulabilir. Bölgesel teşvik programları uygulanabilir. Hatta belirli kriterlerin sağlanması hâlinde kısa süreli gelir kaybı destekleri dahi değerlendirilebilir.

Dünyanın birçok kentinde olağanüstü güvenlik uygulamalarından etkilenen işletmeler için benzer destek modelleri uygulanmaktadır. Çünkü ekonomik hayatın devamlılığı da en az kamu düzeni kadar önem taşıyor.

Elbette güvenlik tedbirleri, devletlerin vazgeçemeyeceği sorumluluklar arasındadır. Ancak güvenlik tedbirlerinin ekonomik sonuçlarını da görmezden gelmek mümkün değildir.

Beyoğlu esnafı yıllardır görünmeyen bir maliyet ödüyor. Bu maliyet ne protestoyu düzenleyenlerin bilançosuna yazılıyor ne de kamuoyunun dikkatini yeterince çekiyor.

Oysa mesele oldukça basit: Bir işletmenin kapısı açık olabilir. Ama müşterisi içeri giremiyorsa, o işletme fiilen kapalıdır.

Devletin, merkezi idarenin, yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların bu gerçeği görerek yeni çözüm modelleri geliştirmesi gerekiyor. Çünkü İstiklal Caddesi yalnızca bir protesto alanı değil; binlerce insanın ekmek kapısı, on binlerce kişinin geçim kaynağı ve İstanbul ekonomisinin en önemli vitrinlerinden biridir.

Yazarın Tüm Yazıları