Adnan Ateş Yazıları

Adnan Ateş
Adnan Ateş
Yazarın Profili
05.08.2026 10:42

Konkordato artık haber değil, ekonominin dili oldu

Haber Detay Image

Eskiden konkordato haberi okuduğumuzda şaşırırdık. Şimdi şaşırmıyoruz. Çünkü her gün yeni bir şirket. Her hafta yeni bir sektör. Her ay yeni bir dosya...

Rakamlar artık sadece mahkeme kayıtlarında değil. Piyasanın nabzında.

Bu yılın ilk yedi ayında 1.167 şirket konkordato için mahkemenin kapısını çaldı. 171 şirket ise yolun sonuna geldi. Adı iflas oldu. Bir başka dikkat çekici rakam daha var.

Mahkemeler, binin üzerinde konkordato başvurusunu reddetti. Bu neyi gösteriyor? Artık mahkemeler de daha seçici. Her sıkışan şirketi koruma altına almıyor. Çünkü konkordato, borçtan kaçmanın değil, işletmeyi ayağa kaldırmanın hukuki yoludur. Ne yazık ki zaman zaman bu sistemi suistimal etmeye çalışanlar da çıktı.

Borçlarını ötelemek isteyenler oldu. Alacaklıyı bekletenler oldu. Ama gerçek değişmedi. Hiçbir konkordato kararı kasaya para koymuyor. Hiçbir mahkeme kararı satış yapmıyor. Hiçbir geçici mühlet müşteri kazandırmıyor. Şirketi kurtaran şey hâlâ aynı.

Üretim.

Verimlilik.

Doğru finans yönetimi.

İhracat.

Ve güven.

Bugün birçok işletme konkordatoyu bir can simidi olarak görüyor. Oysa can simidi yüzdürür. Karaya çıkarmaz. Karaya çıkmak için kürek çekmek gerekir. İşte asıl mesele de burada. Türkiye'de artık finansmana ulaşmak daha zor. Tahsilatlar daha yavaş. Vadeler daha uzun. Nakit ise her zamankinden daha kıymetli. Böyle bir ortamda bazı şirketler küçülüyor.

Bazıları şube kapatıyor.

Bazıları yatırımını erteliyor.

Bazıları da konkordato talep ediyor.

Ama bir grup şirket var ki aynı fırtınada farklı hareket ediyor.

Borç yapısını yeniden düzenliyor. Maliyetlerini azaltıyor. Verimsiz yatırımlarını sonlandırıyor. İhracata yöneliyor. Dijitalleşiyor. Yani konkordatoyu bir son değil, yeniden yapılanma sürecinin başlangıcı olarak görüyor. İşte başarılı olanlar bunlar. Çünkü konkordato tek başına başarı hikâyesi değildir. Başarı, o sürede ne yaptığınızdır. Asıl sorulması gereken soru şudur:

Şirketler neden bu noktaya geliyor? Yüksek finansman maliyetleri... Tahsilat sorunları... Artan işletme giderleri... Öngörülemeyen nakit akışı... Hepsi aynı masada buluşuyor. Ve sonunda şirketler mahkeme koridorlarına gidiyor. Oysa keşke üretim tesislerine daha çok gitselerdi. Keşke bankalarla değil, yeni müşterilerle daha fazla masaya otursaydılar. Çözüm yalnızca konkordato mekanizmasını işletmek değil. Şirketlerin finansal okuryazarlığını güçlendirmek. Kurumsal yönetimi yaygınlaştırmak. Erken uyarı sistemlerini kurmak. Bankalarla işletmeler arasında yeniden güven köprüleri oluşturmak.

Ve en önemlisi... Şirketler, sorun büyümeden yardım istemeyi öğrenmeli. Çünkü kriz, kapıya dayandığında alınan kararlar çoğu zaman pahalı olur. Bugün konkordato artık istisna değil. Ekonominin yeni kelimelerinden biri hâline geldi. Dileğim odur ki yarın mahkeme kararlarını değil, yeni fabrika yatırımlarını, ihracat rekorlarını ve üretim hikâyelerini konuşalım. Çünkü bir ülkenin gerçek gücü, konkordato dosyalarının sayısıyla değil; üreten, ayakta kalan ve büyüyen şirketlerinin sayısıyla ölçülür.

Adnan Ateş

Yazarın Yazıları