Adnan Ateş Yazıları

Adnan Ateş

Diyarbakır turizmi, Dört Ayaklı Minare, gerçek ve dezenformasyon

19.06.2026 20:26
Haber Detay Image

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yer alan Dört Ayaklı Minare, yalnızca bir mimari yapı değildir. Bu eser, kentin çok katmanlı tarihinin, toplumsal hafızasının ve kırılgan belleğinin önemli bir parçasıdır. Ancak son yıllarda, özellikle dışarıdan gelen bazı turizm anlatıları, bu yapıyı gerçek bağlamından koparan yanlış ve temelsiz hikâyelerle gölgeleme riski taşımaktadır.

En yaygın örneklerden biri, minarenin etrafında yedi kez dönüldüğünde boşanma gerçekleşeceği yönündeki iddiadır. Bu anlatı, ne tarihsel kaynaklara dayanır ne de Diyarbakır’ın yerel kültürel hafızasında karşılık bulur. Buna rağmen bazı tur rehberleri tarafından ziyaretçilere aktarılmakta, yapı bir “hurafe noktası” gibi sunulmaktadır. Bu durum, turizm bilgilendirmesi olmaktan çok, açık bir bilgi çarpıtmasına dönüşmektedir.

Sahada gözlemlenen örnekler, bu sorunun bireysel bir yanlış anlatımın ötesine geçtiğini göstermektedir. Minarenin çevresinde turist gruplarına bu hikâyenin aktarıldığına bizzat tanık olunduğunda, mesele yalnızca yanlış bilgi değil, kentin tarihine dair yüzeysel bir yaklaşım haline gelmektedir. Bu tür anlatılar, Diyarbakır’ın tarihsel gerçekliğini basitleştirerek tüketilebilir bir “turistik hikâye”ye indirgemektedir.

Oysa Dört Ayaklı Minare’nin bulunduğu alan, aynı zamanda yakın tarihin en ağır olaylarından birine de tanıklık etmiştir. Avukat Tahir Elçi, bu yapının hemen dibinde katledildi. Elçi’nin katli Diyarbakır’ın hafızasında derin bir iz bırakmıştır. Yapının çevresinde hâlâ görülebilen kurşun izleri, yalnızca fiziksel bir tahribat değil, aynı zamanda toplumsal bir hafızanın da işaretidir.

Bu nedenle, yapının çevresinde üretilen yanlış anlatılar sadece bir turistik hata değildir. Aynı zamanda hafızanın görünmezleştirilmesi riskini taşımaktadır. Tahir Elçi’nin hatırasının bulunduğu bir mekânda, gerçek dışı hikâyelerin dolaşıma sokulması, geçmişin ağırlığını hafifletme ve tarihsel bağlamı silikleştirme etkisi yaratmaktadır.

Sahadaki gözlemler, bazı tur rehberlerinin Diyarbakır’ın tarihsel ve toplumsal bağlamına yeterince hâkim olmadan bu tür anlatıları sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Bu durum, turizmin bilgilendirme işlevinden uzaklaşarak yanlış kültürel aktarım üretmesine yol açmaktadır.

Diyarbakır dışından gelen bazı tur rehberlerinin, yerel tarih ve kültürel bağlamı yeterince dikkate almadan, hatta kimi durumlarda bilinçli ve kasıtlı biçimde yanlış anlatılar üreterek bu tür hurafeleri aktardığı yönünde sahada ciddi eleştiriler bulunmaktadır. Bu yaklaşım, bilgilendirme sorumluluğundan ziyade turistik ilgiyi artırmaya dönük bir “hikâyeleştirme” pratiğine dönüşerek, kentin tarihsel gerçekliğini zayıflatan bir etki yaratmaktadır.

Yerel kamuoyu ve kültürel miras savunucuları, bu noktada Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini savunmaktadır. Önerilen model, Dört Ayaklı Minare çevresinde dönüşümlü görev yapacak çok dilli bir bilgilendirme ekibinin oluşturulmasıdır. Bu ekip, yerli ve yabancı ziyaretçilere doğrudan doğruya doğru bilgiyi aktarabilir; özellikle İngilizce başta olmak üzere farklı dillerde açıklama yapabilir.

Bu yaklaşım, yalnızca bir bilgilendirme faaliyeti değil, aynı zamanda şehir hafızasının korunmasına yönelik bir kamusal müdahale olarak değerlendirilmektedir. Çünkü yanlış bilginin boş bıraktığı alan, zamanla kalıcı bir anlatıya dönüşmektedir.

Eğer bugün Dört Ayaklı Minare’de bu tür yanlış anlatılara müdahale edilmezse, yarın başka bir tarihî yapının da benzer şekilde çarpıtılmış hikâyelerle anılması kaçınılmaz olacaktır. Bu durum, yalnızca Diyarbakır için değil, tüm kültürel miras alanları için bir risk oluşturmaktadır.

Diyarbakır’ın yerel hafızası, bu tür indirgemeci anlatılara karşı hassastır. Kentin belleği, yalnızca taş yapılarda değil; aynı zamanda bu yapıların taşıdığı anlamlarda yaşamaktadır. Bu nedenle mesele, turizmden çok daha geniş bir alanı, yani hafızanın korunmasını ilgilendirmektedir.

Dört Ayaklı Minare çevresinde üretilen yanlış anlatılar, yalnızca bir turistik yanlış bilgi değil; kentsel hafızaya yönelik daha geniş bir sorunun parçasıdır. Bu soruna karşı kamusal, çok dilli ve sahada aktif bir bilgilendirme mekanizması kurulmadığı sürece, Diyarbakır’ın tarihsel gerçekliği yanlış hikâyelerin gölgesinde kalmaya devam edecektir.

Yazarın Tüm Yazıları