Kanada
Seyit Aydoğan - Genç yaşına rağmen, hem yarım gün dil okuluna giden hem de iki lokanta ve iki otelin yemeklerini pişiren genç aşçı Barış Başol'un hikayesi, filmlere konu olacak türden.28 yaşında 3 dil bilen uluslararası şef diploması sahibi Barış...
Seyit Aydoğan - Genç yaşına rağmen, hem yarım gün dil okuluna giden hem de iki lokanta ve iki otelin yemeklerini pişiren genç aşçı Barış Başol'un hikayesi, filmlere konu olacak türden. 28 yaşında 3 dil bilen uluslararası şef diploması sahibi Barış ustanın en büyük hayali, adını dünyanın en iyi aşçıları arasına yazdırmak.
Çalıştığı otelde AA muhabirine konuşan Barış ustanın mutfakla tanışması, babasının verdiği ceza ile başlamış. "Ben asker çocuğuyum, babam da çok disiplinliydi" diyen Barış usta, hikayesini şöyle anlattı:
"Okuldan kaçmıştım. 12 yaşındaydım. Babam, okulun kıymetini anlayayım diye beni, Bursa'daki evimize yakın otelin bulaşıkhanesine verdi. Ceza olarak bulaşık yıkarken, mutfağı keşfettim. Ustalar yemek hazırlarken, gidip yardım ettim. Meyveler, sebzeler, mezeler, yemekler, bana ayrı bir dünya olarak geldi. Babama,
'tamam okuyacağım ama mutfakta da çalışmak istiyorum' dedim. 'Evde annene yardım edersin' dedi ama, ailem bana hep yardımcı oldu."
-KKTC dönüm noktası-
İlk ustasını, gittiği her yerde izlediğini ve birlikte çalıştıklarını söyleyen Barış usta, Antalya'da çalışırken aldığı bir teklif üzerine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki bir otelde çalıştığını söyledi. "Yemeğimi beğenen bir büyükelçi, bana kendisi ile Venezuela'ya gelmemi önerdi" diyen Barış Başol, daha sonra şöyle konuştu:
"Venezuela Büyükelçiliğinin aşçılığını yaptım. Bu arada kursa giderek İspanyolca öğrendim. İspanyolca testini geçip, Gastronomi Enstitüsü'ne girdim. Burada 2 yıl okuduktan sonra, uluslararası şef diplomasını aldım. Latin Amerika Mutfağı'nı orada okurken öğrendim. Amacım, dünyanın en iyi şefleri listesine bir Türk olarak adımı yazdırmak. Bunun için olmazsa olmazlardan biri İngilizce bilmek. Onun için de Kanada'ya geldim. Şimdi sabahtan öğleye kadar dil kursuna gidiyorum ve okuldan sonra gece yarısına dek 2 lokanta ve 2 otelin yemeklerini pişiriyorum."
-"Babama yemek pişirdim"
Bunca yoğunluğun arasında Türkiye'ye gitmeye pek fırsat bulamadığını ifade eden Barış usta, babasına pişirdiği ilk yemeğin macerasını şöyle anlattı:
"Babam Türk mutfağını seven ve damak zevki olan biridir. Bir hata yaptım. Ona İtalyanların meşhur Risotto pilavını pişirdim. Bizde lapa pilav denebilecek türden, peynirle pişirilen ve özel bir pirinç kullanılan yemektir. İstanbul'da pirincini bulmam bile zor oldu. İtalyanların özel ve pahalı yemeklerinden biri. Heyecanla babama ikram ettim. Bana, 'annem pilavı böyle pişirdiğinde babam lapa olmuş der ve çöpe dökerdi' dedi. Çöpe dökmedi, yedi ama yemeğin çoğu bize kaldı."
- NİAGARA FALLS







