TBMM Başkanı Şentop, Dilekçe Hakkı Çalıştayı'nda konuştu
Haberler » Politika » TBMM Başkanı Şentop, Dilekçe Hakkı Çalıştayı'nda konuştu - Haberler

TBMM Başkanı Şentop, Dilekçe Hakkı Çalıştayı'nda konuştu

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, "Esad ordusu Türk askerine saldırmakla el bombasının pimini çekmiştir.

TBMM Başkanı Şentop, Dilekçe Hakkı Çalıştayı'nda konuştu

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, "Esad ordusu Türk askerine saldırmakla el bombasının pimini çekmiştir. Bundan sonra olacakların sorumluluğu Türkiye'de değildir." dedi.

Şentop, TBMM'nin 100. yılı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen Dilekçe Hakkı Çalıştayı'nın açılışına katıldı.

TBMM'nin en eski komisyonlarının başında Dilekçe Komisyonu'nun geldiğini belirten Şentop, komisyonun çalışmalarına Meclis-i Mebusan ile başladığını günümüze kadar kesintisiz devam ettiğini aktardı.

Komisyonun, derdine derman arayan vatandaşların başvurduğu bir yer olduğunu vurgulayan Şentop, "Hizmet almak isteyen, şikayet eden, sorununa çözüm arayan her vatandaşımız dilekçe verme hakkına sahiptir. Dilekçe Hakkı Çalıştayı'nda bu konunun etraflı bir şekilde değerlendirileceğini düşünüyorum." diye konuştu.

"Elem verici olaylar yaşıyoruz"

Son haftalarda elem verici olaylar yaşandığını bildiren Şentop, insanların hayatını kaybettiğini, yaralananlar olduğunu, Suriye'de de rejim tarafından alçakça saldırılar gerçekleştirildiğini söyledi.

Şentop, Suriye'deki saldırılara misliyle karşılık verildiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Esad ordusu Türk askerine saldırmakla el bombasının pimini çekmiştir. Bundan sonra olacakların sorumluluğu Türkiye'de değildir. Bizim insani dramı sona erdirmek ve sivil kayıpları azaltmak için aldığımız önlemlere bombayla karşılık verilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bundan sonra sorun sahada çözülecektir.

Milletçe bize düşen, askerimizin moralini bozmadan birliğimizi, beraberliğimizi korumak ve dayanışmamızı artırmaktır. Allah kahraman ordumuza güç, kudret versin. Şehitlerimizin mekanı cennet olsun. Yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum. Askerimiz, polisimiz, işçimiz, işverenimiz, esnafımız işini yapıyor. Biz de işimizi yapmaya devam edeceğiz."

"Arzuhalciler nostaljik hatıraya dönüştü"

Eskilerin "istida" ya da "arzuhal" dedikleri dilekçenin, devlete verilen talep belgesi anlamına geldiğini anlatan Şentop, bunun devlet ile vatandaşın sorun çözme yöntemi olduğunu kaydetti.

Şentop, birçok meslek dalı ile birlikte arzuhalicilerin de nostaljik hatıraya dönüştüğünü, daktilonun miadını doldurduğunu dile getirdi.

Teknolojiyle birlikte dilekçe yazmanın kolaylaştığını, demokratikleştikçe vatandaş-devlet ilişkilerinde vatandaş lehine gelişmeler yaşandığını vurgulayan Şentop, devletten hizmet talep etmenin yollarının da kısaldığını ve kolay hale geldiğini bildirdi.

"Vatandaş eşit, objektif ve tarafsız hizmet aldığına inanmalıdır." diyen Şentop, dilekçe vermenin de anayasal bir hak olduğunu kaydetti.

"Dilekçenin gereğini yerine getirmek devletin görevi"

Şentop, her vatandaşın dilekçe verebileceğini dile getirerek, "Dilekçenin gereğini yerine getirmek de devletin görevidir. Bir özeleştiri yapacak olursak, bu sorumluluğun yerine getirilmesinde bütün kurumların aynı duyarlılığı gösterdiğini söylemek mümkün değildir." ifadelerini kullandı.

Dilekçeye verilmesi gereken cevap sürelerinin de kanun ve yönetmeliklerle belirlendiğini anlatan Şentop, kurumlara gönderilen dilekçelere 60 gün içinde cevap verilmesi gerektiğini, ancak kurumların bu süreyi çok kez kendi lehlerine yorumladığını söyledi. Şentop, "Bazen de cevap verme gereği duymuyorlar. Bu da dilekçenin zımnen reddedildiği anlamına geliyor." dedi.

Şentop, vatandaşların rahatsız olduğu hususun düzeltilmesini isteyebileceğini ifade ederek, "Bizim görevimiz dilekçe konusunun doğruluğunu ya da haklılığını tespit etmek, dilekçeye konu olan sorunun sebebini araştırıp giderilmesi için girişimde bulunmaktır. Tabii bunlardan daha önemli olan vatandaşın bilgilendirilmesidir." değerlendirmesinde bulundu.

"Dilekçe hakkını kolaylaştırmalıyız"

Olumlu ya da olumsuz, dilekçenin sonucu ne olursa olsun vatandaşın bilgilendirilmesi gerektiğini vurgulayan Şentop, "Vatandaşın dilekçe hakkını olabildiğince kolaylaştırmalıyız." şeklinde konuştu.

İletişimin elektronikleşmesine paralel önemli adımlar atıldığını, bu doğrultuda Cumhurbaşkanlığının "cimer.gov.tr" adresinin Türkiye'nin en bilinen internet sitesi haline geldiğini belirten Şentop, 2019'da bu adrese 3 milyon 138 bin başvuru yapıldığını bildirdi.

Şentop, yenilikçi devlet anlayışıyla yürütülen çalışmalardan vatandaşların da memnun olduğunu düşündüğünü ifade ederek, şöyle konuştu:

"Tabii 27. Yasama Döneminde Dilekçe Komisyonuna yapılan 10 bin 166 başvuru, CİMER'e yapılan başvuruların yanında çok mütevazı kalıyor. ya da Kamu Denetçiliği Kurumumuza 2019 yılında yapılan 19 bin 750 adet başvuru Cumhurbaşkanlığına yapılan başvuru ile mukayese edilemez. Diğer kurumlarımıza da benzer şekilde dilekçe veriliyor. Bu noktada elektronik yolla devlete ulaşmanın yolunu daha da kolaylaştırıp kısaltabiliriz. Tıpkı çağrı merkezi gibi vatandaşların aklında kolay kalacak şekilde 'dilekçe.gov.tr' şeklinde bir internet sayfası düzenlenebilir."

Vatandaşların işini kolaylaştırmanın önemine işaret eden Şentop, sözlerini şöyle tamamladı:

"Vatandaşımızın işini ne kadar kolaylaştırırsak, devletimiz de o kadar huzurlu, güvenli olacaktır. Esas olan vatandaşımızın memnuniyetini tesis etmektir. Devlet-vatandaş karşılıklı görev ve sorumluluklarını yerine getirdiğinde devlet-millet bütünleşmesi kamil manada sağlanacaktır. 'Devlet ebed müddet' temenni olmaktan çıkacak, ülkemiz daha huzurlu, daha güvenli hale gelecektir."

"Dilekçe hakkı Anayasal güvence altındadır"

TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır, sanayi devrimiyle kalabalıklaşan şehirler ve zenginleşen halkın yönetime katılım talepleriyle birlikte dilekçe hakkının parlamentoların kuruluşunda rol üstlendiğini belirterek, Osmanlı Devletinde arz-ı hal hakkının padişahtan başlayarak taşradaki küçük idareciye kadar yetkili her makama karşı kullanıldığını anımsattı.

Satır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışının hakim olduğu Osmanlı Devleti'nde Divan-ı Hümayunda vatandaşların dert ve istekleri dinlenmekte iken, Meşrutiyetin ilanı ile birlikte halk Meclis-i Mebusana başvurmaya başlamıştır. Vatandaşların doğrudan Meclise başvuru hakkı 1876'dan günümüze anayasalarda korunmuştur. İstida Encümeni, Arzuhal Encümeni ve hali hazırdaki ismiyle Dilekçe Komisyonu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine yapılan başvurular incelenmektedir. Dilekçe hakkı insanın şahsına bağlı temel bir hak olup Anayasal güvence altındadır."

Meclis bünyesinde Dilekçe Komisyonu'nun yanı sıra iki komisyona da vatandaşlardan başvuru geldiğini aktaran Satır, bunların İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu olduğunu söyledi.

Kamu Denetçiliği Kurumuna da gerçek ve tüzel kişilerin başvurabildiğini anlatan Satır, vatandaşların, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu, Kamu Görevlileri Etik Kurulu, CİMER, Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna da başvuru yapabildiğini anımsattı.

Dilekçe Komisyonunun gelen başvuruları değerlendirdiğini, gerektiğinde ilgili kurum ve kuruluşlardan bilgi ve belge talep ettiğini ya da idari denetim yapılmasını isteyebildiğini belirten Satır, 27. Yasama Döneminde başvuruların yüzde 76'sının erkeklerden, yüzde 23'ünün kadınlardan, yüzde 1'inin ise tüzel kişilerden geldiğini ve bunların yaklaşık yüzde 90'ından fazlasının karara bağlandığını ifade etti.

Komisyon bünyesinde belirli konularda araştırma yapılması ve alınabilecek önlemlerin belirlenmesi amacıyla alt komisyonlar eliyle ayrıntılı çalışmalar yürütüldüğünü dile getiren Satır, alt komisyon çalışmalarından örnekler anlattı.

Satır, Dilekçe Komisyonu'nun, Plan ve Bütçe Komisyonundan sonra çalışma süresi en fazla olan komisyon olduğunu söyledi.

Konuşmaların ardından, "demokrasi kültürünün güçlenmesi, yasama kalitesinin artırılması ve parlamento faaliyetlerine katkılarından dolayı" bazı bakan, bakan yardımcısı ve gazetecilere plaket verildi.

TBMM Başkanı Şentop, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'a, Çalıştay'a katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ise Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Selim Bağlı ve Sağlık Bakan Yardımcısı Muhammet Güven'e plaket verdi.

Parlamento muhabirleri Önder Yılmaz ve Besti Karalar da Komisyon Başkanı Satır'dan plaketlerini aldı.

Törenin ardından anı fotoğrafı çektirildi.

Çalıştay, açılış töreninin ardından oturumlarla devam etti.

Kaynak: AA

Manşet

Haberler