Cehalet ne demek? TDK'ya göre Cehalet ve İslam'da cehalet ne anlama gelir?

Cehalet ne demek? TDK'ya göre Cehalet ve İslam'da cehalet ne anlama gelir?
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Günlük hayatta sıkça kullandığımız "cehalet" kelimesi aslında ne anlama geliyor merak ediyor musunuz? TDK'ya göre cehalet ne demek ve İslam'da cehalet ne anlama geliyor? Tüm detaylarıyla yazımızda bulabilirsiniz.

Cehalet kelimesi günlük hayatta sık kullanılan kelimelerden bir tanesidir. İletişimde, sosyal medyada ve günlük hayatın içerisinde çok sık kullanılan cehalet kelimesi, yaygın kullanılan bir kelimedir.Türk Dil Kurumu'na (TDK) göre birçok farklı anlamda kullanılan cehalet kelimesi, Ahlak kurallarında ve İslam'da farklı çeşitlerde yorumlanabilmektedir. Peki Cehalet ne demek, TDK'ya göre anlamı nedir? İslam'da cehalet ne anlama gelir? İşte cevapları...

Cehalet ne demek? TDK'ya göre Cehalet ve İslam'da cehalet ne anlama gelir?

TDK'YA GÖRE CEHALET NE DEMEK?

Türk Dil Kurumu'na göre cehalet kelimesi "bilgisizlik" anlamına gelen Arapça kökenli bir kelimedir.

Cehalet ne demek? TDK'ya göre Cehalet ve İslam'da cehalet ne anlama gelir?

Cehalet hali gösteren kişiler de "cahil" olarak adlandırılır. Türk Dil Kurumu'na göre cahil kelimesi, öğrenim görmemiş, okumamış, belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan kimse anlamında bir sıfattır.

İSLAM'DA CEHALET NE DEMEK?

Cehâlet kelimesi İslam'da, Cehl gibi "bilmemek, bilgi ve görgüden yoksun olmak" anlamında bir sıfat olup isim olarak da kullanılır. Kur'ân-ı Kerîm'de dört âyette cehâlet şeklinde, yirmi âyette de aynı kökten gelen muhtelif isim ve fiiller şeklinde geçmektedir (bk. M. F. Abdülbâki, el-Mu?cem, "chl" md.). Bu âyetlerde genellikle cehâletin fenalığı, cahillerin yanılgıları, kötülük ve zararları üzerinde durulmuştur. Yine Kur'an'da ilim ve hikmetin Allah'ın sıfatları arasında yer alması, ayrıca Hz. Âdem'den itibaren bütün peygamberlere verilen en önemli meziyetler içinde ilim ve hikmetin zikredilmesi (meselâ bk. el-Bakara 2/31-33, 151, 251; en-Nisâ 4/113; Yûsuf 12/22), cehâlete karşı bir tavır olarak yorumlanmıştır. Kur'an'ın ilk inen âyetlerinde kalem kullanmanın ve Allah'ın insana bilmediği şeyleri öğretmesinin öneminin vurgulanması (bk. el-Alak 96/4-5), dolaylı olarak cehâletin insan için en başta gelen kusur ve tehlikelerden biri olduğunu göstermektedir. Nitekim Râgıb el-İsfahânî, insanı diğer canlılardan ayıran meziyetlerin başında akıl ve bilginin geldiği şeklindeki yaygın görüşü hatırlatarak hayatını bilgisizlik içinde geçiren bir kimsenin hayvanlık mertebesini aşamayacağını, hatta varlık alanına çıkmış dahi sayılamayacağını belirtmiştir. Çünkü hayvan kendi varlık imkânlarından yani duyumlarından tam olarak faydalanırken cehâlete razı olan insan bilgi edinme imkânını kullanmamıştır (e?-?erî?a ilâ mekârimi'ş-şerî?a, s. 99). İsfahânî'ye göre hayatla bilgi arasındaki sıkı ilişkiden dolayı Kur'an'da ilim "ruh" kelimesiyle de ifade edilmiştir (bk. eş-Şûrâ 42/52).

Hadislerde de gerek cehâlet ve cehl, gerekse bunlardan türemiş olan diğer kelimeler sıkça kullanılmış, Hz. Peygamber hem sözleriyle hem de icraatıyla müslümanları din ve dünya işlerinde cehâletten kurtarmak için büyük çaba sarfetmiştir. Nitekim hicretten hemen sonra, ilki Mescid-i Nebevî bitişiğindeki Suffe olmak üzere Medine'nin çeşitli mahallelerinde mektepler açılmış, Hz. Peygamber'in sağlığında bu şehirde sayıları dokuza ulaşan mescidler aynı zamanda birer mektep olarak kullanılmıştır. Suffe'de bizzat Hz. Peygamber ders verdiği gibi sahâbîlerden de öğretmenlik yapanlar vardı. Meselâ Ubâde b. Sâmit okuma yazma, Abdullah b. Saîd de hikmet mahiyetindeki özdeyişleri öğretiyordu. Hz. Peygamber'in, Bedir Savaşı'nda esir düşenler arasından okuma yazma bilen müşrik askerlerinden her birinin 4000 dirhemlik kurtuluş fidyesi yerine on müslümana okuma yazma öğretmesini şart koşması, onun cehâleti yenme çabalarının önemli bir örneğidir. Esasen İslâm dünyasında, özellikle ilk yüzyıllarda dinî ve din dışı ilimlerde gözlenen hızlı gelişmeler, Kur'an ve Sünnet'te cehâletin yerilmesine ve bilgi donanımına verilen büyük önemin sonucudur. İslâm bilginleri cehâletin kötülüğü ve ilmin değeri üzerinde ısrarla durmuşlar, başta hadis mecmuaları olmak üzere ahlâk, edeb, eğitim ve öğretime dair kitaplarla bibliyografik eserler vb. kaynaklarda cehâletin kötülük ve zararları, sebepleri ve çareleri, cahillerin yanılgıları, ilimler ve âlimler karşısındaki olumsuz tavırları, ilmin önemi, eğitim ve öğretimin şartları ve kuralları gibi konular işlenmiştir.

Kaynak: Haberler.com