Baht ne demektir? Baht TDK anlamı, cümle içinde kullanımı! Baht nasıl yazılır? Baht dini anlamı nedir?

Günlük hayatımızda sıklıkla kullandığımız bir deyim olan baht dönmesinin cümle içerisinde olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğu merak ediliyor. Peki, baht ne demek? Baht dönüşü ne anlama gelir? Baht kelimesinin kökeni ne baht kelimesinin kaç anlamı var, TDK'ye göre anlamı nedir? Baht eş anlamlısı var mı?
Baht kelimesi, günlük hayatta sıklıkla kullanılan kelimelerden biridir. Uzun yıllar boyunca dilimizde yer alan baht kelimesi, yurttaşların gerek günlük hayat gerekse sosyal medyada yararlandığı ve kullandığı sözcüklerden birisi olarak öne çıkmaktadır. Türk Dil Kurumu'na (TDK) göre çeşitli anlamları olan baht kelimesi, Türkçe'de tek başına ya da farklı cümleler ile beraber kullanılabilir. Bu noktada, baht kelimesi ne demek ve TDK'ya göre anlamı nedir sorularının yanıtlarını arayanlar doğru yerdeler! Peki, baht kelimesinin kökeni ne baht kelimesinin kaç anlamı var, TDK'ye göre anlamı nedir? İşte, merak edilenler!
BAHT NE DEMEK? TDK'YE GÖRE ANLAMI
Baht kelimesi, dilimizde oldukça kullanılan kelimelerden birisidir.
Baht, Farsça dilinden Türkçe'mize geçmiştir.
TDK'ye göre baht kelimesi anlamı şu şekildedir:
- Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahi iradenin insan ve toplum için çizdiği yaşayış biçimi, kader, talih
- Şans
BAHT KELİMESİ CÜMLE İÇİNDE KULLANIMI
Ben Atatürk'ü birkaç defa görmek bahtına erenlerdenim.
BAHT KELİMESİ KULLANILAN ATASÖZÜ VE DEYİMLER
- bahtı açılmak
- bahtı bağlı olmak
- bahtı kapanmak
- bahtına küsmek
- baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta
BAHT KELİMESİNİ İÇEREN BİRLEŞİK KELİMELER
bahtı açık, bahtı kara, bedbaht, kara baht
BAHT KELİMESİNİN DİNİ ANLAMI NEDİR?
- İnsanlar fiilen gerçekleştiremedikleri veya gerçekleşmesinin zor olduğunu sandıkları önemli işleri kader denen ilâhî programa bağlamışlardır. Türkçe'de bu duygu ve düşünceleri dile getiren baht, talih, kısmet, nasip ve kader gibi kelimeler yer almış, bu kelimelerle oluşan çeşitli deyimler doğmuştur.
- Tercih edilen görüşe göre Farsça'dan Arapça'ya da geçmiş bulunan baht, "iyi ve kötü olayların bağlı bulunduğu insan üstü program" anlamına geliyorsa da daha çok sevindirici olaylar için kullanılmaktadır. Aynı mânaya gelen talih ise Arapça tâli' kelimesinin Türkçe'de aldığı şekildir. Tâli' "yükselen, ortaya çıkan", güneş ve ay için kullanıldığında "doğan, tecelli eden" gibi anlamlara gelir.
- Astroloji ile meşgul olanlar, belli yıldızların görünmesine bağlı olarak vuku bulacağını tahmin ettikleri olaylara da tâli' demişlerdir. Buna göre talih, "insan irade ve kudretinin ötesinde gelecekte gerçekleşecek olan bir program"dır; başka bir deyişle, "kaderin daha çok iyi yönde olmak üzere bir tecellisi"dir. Arapça'da "pay, hisse, bölüşülen şeyin belli bir kısmı" anlamına gelen kısmet ile nasip kelimeleri de Türkçe'de aynı maksatla kullanılmaktadır.
Kısmet "bölmek, bölüşmek" anlamındaki kasm ve iktisâm kelimeleriyle bağlantılıdır. Bir âyette, "Dünya hayatında onların geçimliklerini biz taksim ettik" (ez-Zuhruf 43/32) denilmektedir. Buna göre kısmet, "Allah'ın daha çok geçim açısından önceden (ezelde) herkesin elde edeceği şeyleri belirlemesi, rızkını taksim etmesi", nasip ise "bu taksimde herkese ayrılan pay" mânalarına gelir. Aynı duygu ve inanışları ifade etmek üzere kullanılan kader kelimesi, aslında diğer bütün kavramları içine alabilecek geniş bir muhtevaya sahiptir. Kader, "canlı cansız bütün tabiat nesnelerinin ve bütün olayların önceden Allah tarafından bilinmesi ve planlanması" demektir. Hiçbir şeyin bu plan dışında kalması veya buna ters düşmesi mümkün değildir. İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğu ilâhî irade ve takdirin hayır veya şer niteliğindeki her şeye şâmil olduğunu kabul ederler. Bununla birlikte Türkçe'de kader baht, talih, kısmet, nasip ve Fransızca'dan dilimize geçmiş bulunan şans (chance) kelimelerinin aksine daha çok elem verici tecelliler için kullanılmaktadır. "Baht, talih" mânasında kullanılan felek ise (Arapça'da dehr, zaman, Farsça'da çarh), insan hayatının önceden düzenlenmiş programından çok bu programı düzenleyen güç anlamında da kullanılmaktadır (bk. FELEK).
İslâm felsefesinde baht kelimesi, Aristo felsefesindeki tukhê teriminin karşılığı olmak üzere, ittifak kelimesinin eş anlamlısı olarak özellikle "tesadüf" mânasında kullanılmıştır. Aristo, "Bir şeye ait olan ve onun hakkında doğru olarak tasdik edilen, ancak ne zorunlu ne de çoğu zaman vuku bulan şey" diye tarif ettiği (Métaphysica, 1025a, 10-15) araz*ın belli bir sebebinin bulunmadığını, ancak tesadüfî yani belirsiz bir sebebinin olacağını belirtmiştir. Böylece o, âlemde belirli ve zorunlu sebepler yanında tesadüfî ve ârızî sebeplerle sonuçların da bulunduğunu düşünmek suretiyle felsefesini katı determinizmden kurtarmak istemiştir. Fârâbî aynı anlayışı baht yerine yine "tesadüf" mânasında ittifak kelimesiyle ifade etmiş (bk. en-Nüket, s. 79), İbn Sînâ ise hem ittifak hem de baht kelimelerini birlikte kullanmıştır. İbn Sînâ nefis-beden ilişkisini incelerken illetleri "zâtî" ve "arazî" olmak üzere ikiye ayırarak nefislerin bedenlerden önce mevcut olmadığını, nefislerin ortaya çıkması (hudûs) ve çoğalmalarının tesadüfen ve rastgele (alâ sebîli'l-ittifâk ve'l-baht) olmayıp bedenlerin oluşmasıyla birlikte gerçekleştiğini, her beden için zorunlu ve gayeli olarak bir nefis meydana geldiğini belirtmiş, bu şekilde Eflâtun'un tenâsüh* görüşünü reddetmiştir (bk. en-Necât, s. 386-387; Avicenna's de Anima, s. 233). İbn Rüşd de Metafizika'nın tefsirinde (Tefsîru Mâ Ba?de't-tabî?a) Aristo'daki tesadüf düşüncesini baht ve bazan da ittifak terimleriyle ifade etmiştir (II, 692, 695; III, 1457-1470). İbn Rüşd'e göre gerçek anlamıyla illet ile baht arasında fark vardır. Zira belli bir illetin belli bir sonuç doğurmasına karşılık tesadüfün neler getireceği bilinemez. Çünkü tesadüfler gibi bunların sonuçları da belirsiz ve sınırsızdır.















