Şaziye Açıkgöz: ?Eşim Mezarında Rahat Uyumuyor?

Bielefeld'de Yaşayan Şaziye Açıkgöz Beş Yıl Önce Sırbistan'da Trafik Kazasında Kaybettiği Eşi Aydın Açıkgöz'ün Acısını Hala İlk Günkü Gibi Yaşıyor. Kazaya Neden Olan Sırp Asıllı Sürücünün Bugüne Kadar Yargı Önüne Çıkartılmamış Olması da Genç Kadının Acısını İkiye Katlıyor.
Bielefeld'de yaşayan Şaziye Açıkgöz beş yıl önce Sırbistan'da trafik kazasında kaybettiği eşi Aydın Açıkgöz'ün acısını hala ilk günkü gibi yaşıyor. Kazaya neden olan Sırp asıllı sürücünün bugüne kadar yargı önüne çıkartılmamış olması da genç kadının acısını ikiye katlıyor.
ACIM İKİYE KATLANDI
Almanya'nın Bielefeld kentinde yaşayan Sinoplu Şaziye Açıkgöz beş yıl önce Sırbistan'da trafik kazasında kaybettiği eşi Aydın Açıkgöz'ün acısını hala ilk günkü gibi yaşıyor. 2005 yılı Eylül ayında Türkiye'den dönerken Sırbistan'ın Leskovaç Kasabası'nda meydana gelen kazaya karışan Sırp asıllı sürücünün bugüne kadar yargı önüne çıkartılmamış olması da genç kadının acısını ikiye katlıyor. Kaza anının gözünün önünden gitmediğini belirten bir çocuk annesi Şaziye Açıkgöz, Sırp sürücünün yargılanması için beş yıldır mücadele veriyor. Sorumlular cezalandırılana kadar işin peşini bırakmayacağını ifade eden acılı eş duygularını, ?Eşim mezarında rahat uyumuyor. İçimde, olanların hesabını soramamamın acısı yaşıyorum? diyerek dile getirdi.
HAYATİ TEHLİKEMİZİN OLMADIĞI SÖYLENMİŞTİ
Şaziye Açıkgöz yaşadıklarını şöyle anlattı:
?Olay günü saat 09.00 sularında hatalı sollama yapan Fransa plakalı araç önce başka bir araca sonra bize çarptı. Ben kolumdan ve bacağımdan yaralandım. Eşimin de kolunda ve bacağında yara vardı. Kendisi otomobilde sıkışmıştı fakat şuuru açıktı. Fotoğraf makinesini vererek olay yerindeki birinden kazanın fotoğraflarını delil olarak çekmesini istedi. İlk müdahalenin ardından bizi kasabanın hastanesine götürdüler. Orada yapılan muayenede doktor hayati tehlikemizin bulunmadığını söyledi. Akşam eşimi ameliyata götürmek için yanımdan aldılar. Saat 23.00'de ameliyata almışlar. Eşim sapasağlam girdiği ameliyatta yaşamını yitirmiş. Kaza yaptığımızı duyan ailem bir gün sonra yanımıza geldi. Onlar eşimi hastanede tüm iç organları alınmış halde bulmuşlar. Kimsenin haberi olmadan otopsi yapmışlar. Üzülmemem için eşimin öldüğünü bana söylememişler. Kazanın 4. günü ADAC beni Bielefeld'e getirdi. Eşimin öldüğünü bana orada anlattılar. Bunların bana anlatıldığı gün, yani kazanın 5. gününde, eşimi Sinop'ta toprağa verilmiş.
BAŞVURMADIĞIM YER KALMADI
Kazaya neden olan kişinin yakalanmasını istiyorum. Bunun için Türk Dışişleri Bakanlığı'na iki kez dilekçe yazarak yardım istedim. Cevaplarında avukat tutmamı tavsiye ettiler. Sırbistan'da avukat tuttum ama avukatım hiç bir şey yapamadı. Belgrad Büyükelçiliği'ne başvurdum. Ama hepsi sonuçsuz kaldı. Ayrıca eşimin ölümünde hastanenin ihmali olduğunu düşünüyorum. Türkiye'de tekrar otopsi yapılması için Ankara savcılığına başvurdum. Fakat takipsizlik kararı verdiler. Bu karara yaptığım itirazdan da bir netice çıkmadı. Eşimi yıkayan din görevlisi bütün iç organlarının alınmış olduğunu söyledi. Fransız plakalı aracın Sırp sürücüsü ismi belli olduğu halde nedense yakalanamıyor. Olayın takibini Sırp makamları nezdinde yapıyorum. Ama sürücüyü yakalayamadıklarını söylüyorlar. Sorumlular cezalandırılsa acım belki biraz hafifler.?











