Toksik İşyerleri: İşten Ayrılmanın Yeni Sebebi

Küçük bir halkla ilişkiler ajansında çalışan Maya, toksik bir patronla karşılaştı ve işyerindeki yüksek standartların ardında gizlenen kişisel saldırılara maruz kaldı. Çalışanların ruh sağlığını olumsuz etkileyen bu durum, toksik yöneticilerin nasıl bir psikolojik baskı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, toksik bir çalışma ortamının belirtilerini tanımak ve bu tür durumlarla başa çıkmak için stratejiler geliştirmek gerektiğini vurguluyor.
Küçük bir halkla ilişkiler ajansındaki iş imkanı, kağıt üzerinde ideal görünüyordu: Uyumlu bir ekip, yüksek profilli müşteriler ve hızlı ilerleyen bir kariyer inşa etme şansı.
Ancak Maya'nın (gerçek adı değil) beklemediği şey, "inanılmaz derecede yüksek standartlar" koyan ve bunları karşılamayan personeli alenen azarlayan "toksik bir patron"du.
"Düzenli olarak tüm ekibin önünde insanlara 'kalın kafalı mısın' ve 'bu iş saçmalık' gibi hakaretler savururdu" diye anlatıyor yaşadıklarını.
Maya, yöneticisinin davranışlarının çoğu zaman performans yönetiminin ötesine geçip kişisel saldırılara dönüştüğünü söylüyor.
Hatta bir meslektaşı düğünü öncesinde kişisel antrenör tuttuğunu söylediğinde patronu masasına kilolu bir gelin fotoğrafı bırakmış.
Maya, işe başladıktan birkaç ay sonra "her bir meslektaşının neredeyse her gün ağladığını" fark etti.
Ekipte "kötü ruh sağlığı nedeniyle" sürekli hastalıklar yaşanıyordu. Maya sonunda işten ayrıldı.
Toksik mi yoksa kişilik çatışması mı?
Maya yalnız değil: Araştırmalara göre her üç kişiden biri toksik bir işyeri ya da kötü bir yönetici nedeniyle işten ayrılıyor.
Ancak Chartered Management Institute CEO'su Ann Francke, her kötü yöneticinin toksik olmadığını ve aradaki farkı anlamanın önemli olduğunu vurguluyor.
Birçok lider, enstitünün "tesadüfi yönetici" olarak adlandırdığı kategoriye giriyor: Bu kategoride insanlar liderlik becerilerinden ziyade teknik becerileri nedeniyle terfi ettiriliyor.
Bu gibi durumlarda, kötü davranışlar genellikle kasıttan değil, deneyimsizlik veya belirsizlikten kaynaklanıyor.
Toksik bir patron ise kötü yöneticilerin aksine "hem empatiden hem de genellikle öz farkındalıktan yoksun oluyor".
Francke, "Ekiplerini aktif olarak baltalayabilir, başkalarının çalışmalarından kendilerine pay çıkarabilir veya korkuyla yönetip gerçekçi olmayan beklentilere sahip olabilirler" diyor.
Bu etki, kişilik çatışmalarının ötesine geçerek hem ruh sağlığına hem de performansa zarar verebilecek bir kaygı yaratır:
"Pazartesi sabahı midenizde bir düğüm varsa, yüzleşmekten kaçınmak için sürekli koridorlarda siniyorsanız veya cezalandırılma korkusuyla toplantılarda konuşmaktan korkuyorsanız, bu bir kişilik çatışması değil, toksikliktir."
Josie (gerçek adı değil) yıllarca kendisini sürekli gözetim altında tutan bir yönetici için çalıştığını anlatıyor:
"Sabah 7'den akşam 10'a kadar durmaksızın beni arar, yazılı ve sesli mesajlar atardı."
"Çalışmadığı günlerde bile her zaman nerede olduğunuzu bilmek isterdi."
Ayrıca projeleri Josie'den alıp başkalarına verdi ve ekip üyelerini grup öğle yemeklerinden dışladı.
BBC'nin konuştuğu bir diğer işçi Hannah (gerçek adı değil) büyük bir süpermarket zincirinde çalışırken patronu tarafından düzenli olarak aşağılandığını söylüyor.
Bir keresinde kurumsal bir etkinliğe konuklardan biriyle aynı kazağı giyerek gelmiş.
"Patronum Kasım ayında kazağımı çıkarttırıp yeleğimle etkinlikte çalışmamı istedi. Kendimi aptal gibi hissettim ve çok aşağılayıcıydı" diye anlatıyor yaşadıklarını.
Bu yıl vizyona giren, bir uçak kazasının ardından ıssız bir adada birlikte mahsur kalan bir yönetici ve çalışanın, çözümlenmemiş işyeri gerilimleriyle yüzleşmek zorunda kaldıkları karanlık ve komik bir hayatta kalma gerilimi olan Send Help (Yardım Çağrısı) filminde, toksik zehirli bir patron ile ekip üyelerinden biri arasındaki gerilim ele alınıyor.
Haksızlığa uğrayan çalışanı canlandıran Rachel McAdams, film prömiyerinde yaptığı konuşmada, zor işyerlerinde çalışmak zorunda kaldığını ve bir yaz işinde özellikle kötü bir patrona denk geldiğini söylüyor:
"Ben sadece bıraktım ve tavsiyem eğer yapabiliyorsanız sessizce bırakmanız, yapamıyorsanız da biraz zen pratiği yapmanız."
Toksik bir patronla nasıl başa çıkılır?
Ancak çoğu kişi için başka bir rol bulana kadar işi bırakmak bir seçenek değildir.
Francke, bir sonraki adımın ne olacağına karar verirken durumu idare etmenin yolları olduğunu söylüyor.
Şunları öneriyor:
- Birine anlatın: Doğrudan yöneticiniz olmayan, kurumu tanıyan ve size dürüst, bağımsız tavsiyeler verebilecek bir danışman bulun.
- Davranışa meydan okuyun: Patronunuza tuzak kurmayın, bir toplantı ayarlayın ve endişelerinizi belirli örneklerle sakin ve resmi bir şekilde dile getirin. İş arkadaşlarınız da etkileniyorsa, daha geniş etkiyi göstermek için birlikte ele almayı düşünün. Patronunuz davranışlarıyla neden olduğu zararın farkında olmayabilir.
- Kendinizi koruyun: Sınırlar belirleyin, sağlığınıza öncelik verin ve iş dışında kendinize alan yaratın. Zor olabilir, ancak kendinizi bir durumdan nasıl ayıracağınızı öğrenmek, perspektifinizi yeniden kazanmanıza ve sonraki adımları planlamanıza yardımcı olacaktır.
- İK'yı dikkatli kullanın: Kuruluşunuzda iyi bir İK (İnsan Kaynakları) varsa, onlara kesinlikle güvenebilirsiniz, ancak kötü davranışları görmezden gelmek yerine bunlarla mücadele etme konusunda bir geçmişleri olup olmadığını kontrol etmeye değer.
- Olayı ne zaman büyüteceğinizi bilin: Davranış taciz içeriyorsa veya itibar riski oluşturuyorsa, resmi bir ihbar süreci gerekli olabilir, ancak cezalandırılma korkusuyla bunu yapmak daha zor olabilir.
















