Oscar Ödülü Kazanan Suriyeli Yönetmen: Töreni Fındıkzade'de İzledim

Oscar Ödülü Kazanan Suriyeli Yönetmen: Töreni Fındıkzade'de İzledim
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Oscar ödül töreninde 'en iyi kısa belgesel' seçilen ancak mülteci yasağıyla törene katılamayan 'Beyaz Kasklar'ın yönetmeni Halid Hatib, yaşadıklarını ve Oscar sevincini anlattı.

Geçtiğimiz hafta Oscar Ödülleri'nde "The White Helmets" (Beyaz Kasklar) en iyi kısa belgesel dalında ödül aldı. Suriye iç savaşında halka gönüllü olarak hizmet eden Suriye Sivil Savunma görevlilerinin hayatını anlatan belgesel büyük yankı uyandırdı. Ancak aldığı ödül kadar, filmin görüntü yönetmeni Suriyeli Halid Hatib'in, ABD İç Güvenlik Bakanlığı kararıyla ülkeye alınmaması ve törene katılamaması konuşuldu. Hürriyet gazetesine konuşan Hatib, "Ödül törenini İstanbul, Fındıkzade'deki evimde izledim" itirafında bulundu.

'UYAN, OSCAR KAZANDIN'

Suriye'de 2011 ayaklanmalarından sonra ortaya çıkan bir örgütlenme olan Beyaz Kasklar'ın hikayesi Oscar'da ses getirdi. "Sürekli hayatımızı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyaydık." diyerek belgeseli ne şartlarda çektiğini anlatan Hatib, çekimleri 1.5 ay boyunca Suriye'de, 1 ay boyunca da Türkiye'de çektiğini anlattı. Oscar gecesi Hatib ile Fındıkzade'de bulunan bir 'Beyaz Kasklar' üyesi, "Ben uyumuştum, sabaha karşı 04.00 gibi birden Halit'in sevinç çığlıklarıyla uyandım, 'Uyan, Oscar'ı kazandık!' diye bağırdığını ifade etti. Öte yandan, daha önceden çekilmiş videoların, ABD'li şirket Netflix tarafından keşfedildiği ve belgesele çevirme teklifini kabul ettikleri anlatıldı.

İşte Beyaz Kasklar ekibinin Hürriye gazetesine verdiği röportaj:

2013'ten bu yana kaç kişiyi enkazdan kurtardınız?

- Şu ana dek Suriye'de atılan bombalar ve hava saldırıların sonucu yıkılan binaların enkazından yaklaşık 85 bin kişiyi kurtardık. Şu ana dek 163 gönüllümüzü hava saldırılarında kaybettik. En son bu hafta Muhammed Dabdu isimli gönüllümüz saldırı
sonucu öldü.

Gönüllüleriniz nasıl öldü?

- Rejim bir yeri bombaladıktan sonra insanlara yardım etmek için oraya koştuğunda geri dönüp ikinci kez saldırıyor. Yani kasıtlı olarak bizleri öldürmek için aynı yere iki kere bomba atıyor. Gönüllü çalışanlarımızın çoğu rejimin bu çifte saldırıları sonucu öldü, bir kısmı Rus hava saldırılarında, bir kısmı da IŞİD'in araba bombalarında hayatını kaybetti.

Şu anda nerede yaşıyorsunuz?

- Belli bir yerim yok, İstanbul, Suriye ve Gaziantep arasında mekik dokuyorum. En son dört ay önce Suriye'deydim. White Helmets'ten bir ekiple birlikte burada ekipman vs. alıp Suriye'ye götürüyoruz.

'NETFLIX BİZİ GÖRÜP BAĞLANTIYA GEÇTİ'

Bu belgesel fikri nasıl ve ne zaman ortaya çıktı?

- Suriye'de enkazdan arama-kurtarma yaparken bizim kendi kendimize çektiğimiz bazı videolar vardı. Netflix bu videoları görmüş, bizimle bağlantı kurup bir film yapmak istediklerini söylediler. Kasım 2015'te filmin yönetmeni Orlando von Einsendel'le İstanbul'da buluştuk. Filmde yer alacak 'White Helmes' gönüllüsü karakterleri belirledik. Suriye'deki görüntüleri ben, Hasan Kattan ve Fadi Halebi'yle birlikte çektim. White Helmets üyelerinin hikâyesi üzerinden Suriye'nin hikâyesini anlatmaya çalıştık. Dünyaya Halep'te yaşananların gerçek yüzünü göstermek istedik.


"BOMBALANAN BİNADA ÇEKİM YAPTIK"

Filmin çekimleri ne kadar sürdü?

- Suriye'deki çekimler 1.5 ay, Türkiye'deki çekimler 1 ay sürdü. Filmdeki bazı karakterler Adana'ya arama-kurtarma kursuna gelmişti, o yüzden Adana'da da çekim yaptık.

Suriye'deki çekimler sırasında ne tür risk ve tehlikelerle karşılaştınız?

- Sürekli hayatımızı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyaydık. Çünkü bazen bombalanan bir binaya çekim yapmaya gittiğimizde çok yakında ikinci bir saldırı daha meydana geliyordu. Bu da hayatımıza mal olabilirdi. Ama benim için bu saldırılardan sonra enkaz bölgesine gidip çekim yapmanın en zor tarafı şuydu: Bir bina bombalanmış, etrafta ölüler, yaralılar var. İnsanlar yakınlarını kaybetmiş, ağlıyor. Dolayısıyla orada şöyle etik bir sorun yaşadım: Kamerayı bir kenara bırakıp gidip insanlara yardım mı etmeliyim yoksa çekime devam mı etmeliyim? İnsanlar bu haldeyken onları çekmek ne kadar doğru? Çünkü o zamana kadar hep insanları kurtarmak için uğraştım.

Yakın gelecekte Suriye'de barışın tesis edileceğine yönelik umudunuz var mı?

- Tabii ki her zaman için umudumuz ve yeniden barış içinde yaşama rüyalarımız var. Ancak maalesef Esad rejimi sivillere saldırılarına hâlâ devam ediyor. Dolayısıyla rüyalarım maalesef gerçeklerle uyuşmuyor.

"OSCAR KAZANACAĞIMIZ AKLIMIZIN UCUNDAN BİLE GEÇMEDİ"

Oscar alacağınız hiç aklınıza geldi mi?

- Bu belgeseli çekerken temel amacımız herhangi bir ödül kazanmak değildi. Zaten belgeseli çekerken Oscar kazanacağımız aklımızın ucundan bile geçmedi. Amacımız Suriye'de yaşananları bütün dünyaya göstermekti. Çünkü BM, Cenevre'de ne kadar barış konferansı düzenlese de hiçbir şey değişmiyor.

Peki, Oscar'ı aldığınızı öğrendiğinizde ne hissettiniz?

- Çok mutlu oldum ve gurur duydum. Çünkü ben hem bu filmi çeken ekibin hem de filme konu olan arama-kurtarma ekibinin bir parçasıyım. Suriyelilerin çektikleri acıları Oscar'la herkesin görmesini sağladık. Ama bizim için en büyük mutluluk Suriye'de bombalamaların bitmesi, ölümlerin durması ve Suriye'nin yeniden eskisi gibi barış içinde bir ülke olmasıdır. Bu insanlık suçlarını işleyenlerin de Savaş Suçları Mahkemesi'nde yargılanmasını isterdim.

DAVET ALDI, HAVALİMANINDA ENGEL YEDİ

ABD'den vize aldığınız halde Oscar törenini izlemeye gidemediniz, neden?

- Oscar töreninden bir ay önce törene katılmam için bana davetiye geldi. İstanbul'daki Amerika Başkonsolosluğu'ndan vizemi aldım. ABD'ye uçmak için Atatürk Havalimanı'na gittiğimde oradaki güvenlik, pasaportumda sorun olduğunu ve uçamayacağımı söyledi. Oscar törenine gidememiş olmak benim için çok da önemli bir mesele değil, önemli olan bu filmin Oscar'ı kazanmış olması ve yüzbinlerce kişinin bu filmi seyredecek olması.

Kaynak: Hürriyet