Adanalı Hayali, Müzik Dünyasının Starlarıyla Gölge Oyununu Sevdiriyor

Adana'da tiyatro oyuncusu 45 yaşındaki Veysel Sadak, 19 yıldan bu yana geleneksel Gölge Oyunu Karagöz ve İbişli Kukla Tiyatrosu'nu yaşatıp, müzik dünyasının starlarını canlandırarak çocuklara sevdiriyor.
Adana'da 28 yılını sanata adayan tiyatro oyuncusu 45 yaşındaki Veysel Sadak, 19 yıldan bu yana geleneksel Gölge Oyunu Karagöz ve İbişli Kukla Tiyatrosu'nu yaşatıp, müzik dünyasının starlarını canlandırarak çocuklara sevdiriyor.
Gölge oyunu ve kukla tiyatrosunu kendi gayretleriyle öğrendiği için 'Benim ustam yok' diyen sanatçı, hayal perdesi aracılığıyla minik beyinlere dondurmanın nasıl yenmesi gerektiğinden tutun, trafik kurallarının insan hayatındaki önemine kadar çeşitli konularda eğitici mesajlar veriyor. Seyhan Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nun bir üyesi olan ve yaptığı sanat nedeniyle 'Hayali' olarak tanınan Veysel Sadak, Gölge Oyunu Karagöz'e Tarkan'ı, İbrahim Tatlıses'i ve Sezen Aksu'yu, İbişli Kukla Tiyatrosu'na Barış Manço'yu katarak çocukların ilgisini daha çok çekiyor.
19 yıl önce oyuncu arkadaşlarıyla atölye kurup kuklalar yaptıklarını ve kendi yazdıkları oyunları anaokullarında, kreşlerde gölge oyunlarını sahnelediklerini belirten Veysel Sadak, sonraki yıllarda ilköğretim okullarında yoğunlaştıklarını ve eskilerin 'kari kadim' dediği Karagöz'ün yanı sıra günümüze ait çocukların tanıyıp, çok sevdiği sanatçılara da yer verdiğini söyledi. Sadak, şöyle konuştu:
"Tip olarak çok eski Karagöz figürlerini oynatırken, gölge oyununa Tarkan'ı, İbrahim Tatlıses'i, Sezen Aksu'yu da kattım. Onların şarkılarına yer verip, taklitlerini yaptım. Çocukların sevgilisi olan Barış Manço'ya kuklada yer verdim. Çünkü, çocuklar kendilerine yakın bir yüz görsün istiyorlar. İnşallah yeni oyunlarımızda yeni tipleri tanıştıracağız. "
ÇOCUKLAR ÇİZGİ FİLM İZLER GİBİ SEYREDİYOR
Çocukların gölge oyunu ve kukla tiyatrosunu çizgi film mantığıyla izlediğini, oyundan sonra figürleri tanıtınca çok şaşırdıklarını vurgulayan Sadak, şunları söyledi: "Perdenin arkasında ne olup bittiğini bilmeden çizgi film izler gibi oyunu izleyen çocukların karşısına figürlerle çıktığımızda çocuklar 'Aaaaaaa' diye şaşırıyor. Çünkü çizgi film mantığıyla seyrediyorlar. O da bizim hoşumuza gidiyor. Figürleri tanıtıyoruz. 'Bu bir hayal, sopaları var, böyle hareket ettiriyoruz. Böyle ses veriyoruz' dediğimizde akıllarına yatıyor. Fakat sahne arkasında görmeden de bırakmıyorlar.
Eskiler çok güzel isim bulmuşlar; 'hayal perdesi' demişler. Çok akıllıca çok mantıklı tanımlama. Çok inandırıcı geliyor çocuklara yaptığımız iş. Mesela, çocuklar dondurmayı seviyorlar. Ama biz diyoruz ki; dondurmayı yalaya yalaya yemek lazım. Dilde ısıtmak lazım. 'Ne demek yani?' diyor çocuk. Çocuğa orijinal geliyor. Sağlık, trafik gibi konuları oyunlarda işliyoruz. Öğretmenlerin de çok hoşuna gidiyor bu durum. Onların derslerini destekleyici şeyler oluyor. Çocuklar da, öğretmenler de, veliler de çocuklar da çok çok seviyorlar. "
- Adana











