Londra: İngiliz Basınında Bugün
İngiliz basınında bugün, İsrail'in Cumartesi günü Lübnan'a düzenlediği saldırılar ve Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in bugün ikinci bir dava nedeniyle yeniden yargı önüne çıkacak olması başlıkları öne çıktı.
İngiliz basınında bugün, İsrail'in Cumartesi günü Lübnan'a düzenlediği saldırılar ve Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in bugün ikinci bir dava nedeniyle yeniden yargı önüne çıkacak olması başlıkları öne çıktı.
BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish/" adresinde yer alan basın özetlerine göre, İsrail'in Cumartesi günü Lübnan'a düzenlediği saldırıları Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın "ateşkesin açık bir ihlali" olarak değerlendirmesiyle ilgili Guardian gazetesi başyazısında, "Annan, sertçe ve hemen tepkisini dile getirerek, savaş ve barış arasındaki bu tehlikeli devrede neyin kabul edilebilir ve neyin kabul edilemez olduğuna kesin sınırlar çizdi. Buna büyük ihtiyaç vardı. ABD, İsrail'in başka baskınlar yapmasını engellemeye istekli olmadığı sürece, diğer ülkelerin barış gücüne askerlerini göndermek istemesi pek muhtemel görünmüyor ve barış gücü de uluslararası atalet içinde çökebilir. Bu, Tony Blair'in Amerikan Başkanı üzerindeki etkisi üzerinde bir sınavdır. Ayrıca İsrail'in ateşkesi ihlali karşısında Annan gibi kesin ve doğru tavırlar gösterip göstermeyeceğinin de bir sınavı olacaktır" yorumunda bulundu.
Guardian gazetesi, ayrıca savaşın ardından evlerine dönen mültecileri, özellikle de çocukları bekleyen bir soruna da dikkat çekti; Misket bombaları...
"Çökmüş betonlar ve bükülmüş metaller üzerinden atlayarak koşuşturan 10 ve 12 yaşlarındaki Suna, Hasan ve Merve merak uyandıran bir cismin önünde durdu. Suna onu eline aldı. Korkunç bir patlamayla yere savruldu ve metal parçaları karaciğerine saplandı. Hasan'ın karnı yarıldı. Merve ise kolundan ve bacağından yaralandı."
Hasan'ın bombayı sadece küçük bir top zannettiklerini aktaran gazete, Suna'nın annesinin, "İsrailliler Hizbullah'ı yenilgiye uğratmak istiyorlardı. Peki ama, bu çocuklar onlara ne yaptı ki?" sözlerinin aktardı.
Times gazetesinin manşetinde, Hizbullah sığınaklarında İngiltere yapımı bir askeri gece görüş dürbününün bulunduğuna dair bir habere yer verildi.
"İsrail'in, İngiltere'yi Hizbullah'a dolaylı yollardan da olsa askeri gece görüş malzemesi sağlamakla suçlaması üzerine, konuyla ilgili acilen bir soruşturma başlatıldı. Malzeme, Lübnan'ın güneyindeki bir Hizbullah sığınağında İsrail askerleri tarafından bulundu. Üzerlerinde 'Made in Britain' yani İngiltere yapımı ibareleri bulunuyordu. İngiltere'nin, İran'a 2003 yılında uyuşturucu kaçakçılarına karşı kullanılmak üzere 250 adet söz konusu malzemeden sattığının ortaya çıkması üzerine, İsrail hükümeti Londra'ya resmi bir protesto gönderdi."
Guardian gazetesinde Rami Khouri imzalı bir yazıda, Lübnan, Irak ve radikalleşmenin ardında yatan temel sorunun İsrail-Filistin uzlaşmazlığının aşılamaması olduğu savunurak:
"İsrail ve ABD, Hizbullah'ı silahsızlandırmaya ve İran'la yüzleşmeye kafayı takmış durumda. Ancak bundan 25 yıl önce bu iki sorun da ortada yoktu. 1979 yılına dek, Şah yönetimi altındaki İran, Amerika ve İsrail'in yakın müttefikleri ve dostuydu ve Hizbullah daha doğmamıştı bile. 70'lerden bugüne ne değişti? Çok şey... Ama değişmeyen bir şey vardı ki; Arap-İsrail uzlaşmazlığının çözümsüz kalmasına hepimiz izin verdik."
"SADDAM HÜSEYİN'E İKİNCİ DAVA"
Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in bugün ikinci bir dava nedeniyle yeniden yargı önüne çıkacak olması da hemen hemen tüm İngiliz gazetelerinin işlediği başlıklardan biri. Dava, Kuzey Irak'taki Kürtleri hedef alan ve 50 bin ila 100 bin Kürt'ün öldürüldüğü 1988 yılındaki Enfal olaylarıyla ilgili.
Times gazetesi, haberinde insan hakları örgütlerinin uyarılarına yer verdi. "Saddam Hüseyin bu kez insanlığa karşı suç işlemekle ve soykırımla yargılanacak. Ancak insan hakları grupları ve hukuki gözlemciler, Irak Yüksek Mahkemesi'nin bu davayı yürütemeyeceğini düşünüyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nden Nihal Buhta, Enfal davasının Ortadoğu'daki olaylarla ilgili ilk soykırım davası olduğunu söyleyerek, 'Bu, tarihi önem açısından Eichmann ya da Nürnberg Mahkemeleri'yle aynı sınıfa sokulabilir. Ama Irak Yüksek Mahkemesi'nin bu mahkemeler gibi zamanın karşısında iyi bir sınav verecek şekilde bu davayı sonuçlandırması zor olacak' diyor."
Guardian gazetesinin manşetinde, Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı CIA'in radikal İslamcılar'ın para transferlerini izlemek amacıyla İngiltere'deki banka hesapları üzerinde yaptığı takibat hakkında bir soruşturma açıldığı haberi yer aldı. Soruşturmanın nedeni takibatın gerek İngiliz, gerekse AB yasalarına göre kişinin mahremiyet haklarını çiğniyor olması ihtimali.
Dün, İspanya'nın Malaga kentinden Manchester'a sefer yapacak olan bir uçaktan Kuzey Afrikalı ya da Asyalı gibi görünen iki yolcunun, diğer yolcuların baskısı sonucu, terörist oldukları şüphesiyle indirilmeleri Müslüman toplumda tepkiye neden oldu. Independent konuyla ilgili haberinde, "İngiltere Müslüman Konseyi Başkanı Muhammed Abdül Bari, bu olayın, 'Sıradan Müslümanlar'ın haksızca karşı karşıya kaldığı yüksek şüphe seviyesini' gösterdiğini söyledi ve birçok Müslüman'a 'aksi kanıtlanıncaya dek suçluymuş' gibi muamele edildiğini savundu. İki yolcu, üç ailenin onlar indirilmediği takdirde uçağa binmeyi reddetmeleri ve iki ailenin de durumu protesto etmek için uçağı terk etmelerinin ardından uçaktan indirilmişti." Gazete haberinde, iki yolcunun yapılan soruşturmaların ardından masum çıktıklarını yazdı.
Independent yazarı Johann Hari, bugünkü yazısında, "Şunu hatırlamamız gerek: Tüm Müslümanlar aynı değil. Cihat isteyenlerin ilk kurbanlarının liberal Müslümanlar olduğunu unutmayın ve cihatçılara karşı mücadelede en büyük müttefikimiz de onlar olacaktır. Onları şimdi taciz etmek ya da karşılarında nutuk atmak sadece bir aptalın yapacağı iştir" ifadelerine yer verdi.
İngiltere'de artan göçe karşı hükümet, sert tedbirler alacağının işaretlerini veriyor. Buna göre, gelecek sene AB'ye üye olmaları beklenen Bulgaristan ve Romanya'nın diğer birlik üyesi Doğu Avrupa ülkelerinde yaşayanlar gibi İngiltere'de çalışma ve yaşama hakkına sahip olmaları için 7 yıl kadar beklemeleri gerekebilecek.
Guardian konuyla ilgili haberinde, "AB'ye yeni üye olacak ülkelere karşı gösterilecek düşmanlık, göçmen işçilerin yer altına inmelerine neden olabilir. Bununla daha gerçekçi olarak ve yasal yollarla mücadele etmek çok daha iyi olacaktır. Ayrıca bunu olduğu gibi görmek de gerek; getireceği sorunlar ve sağlayacağı fayda arasında sağlıklı bir dengeye sahip ve İngiltere'nin karşı karşıya olduğu diğer sorunlarla karşılaştırılınca tehlikesiz bile sayılabilir" ifadelerine yer verdi.













