Londra: İngiliz Basınında Bugün
İngiliz basınında bugün, İsrail ve Lübnan arasında devam eden çarpışmalar, İran'ın dün yaptığı açıklamaların petrol fiyatlarına etkisi ve Dünya Bankası'nın aldığı krediyle yolsuzluk yaptığını itiraf edenlere şartlı bir af getirme kararı başlıkları öne çıktı.
İngiliz basınında bugün, İsrail ve Lübnan arasında devam eden çarpışmalar, İran'ın dün yaptığı açıklamaların petrol fiyatlarına etkisi ve Dünya Bankası'nın aldığı krediyle yolsuzluk yaptığını itiraf edenlere şartlı bir af getirme kararı başlıkları öne çıktı.
BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish/" adresinde yer alan basın özetlerine göre, Independent bugün, "Birleşmiş Milletler oyalanırken Ortadoğu hızla yanıyor" manşetini kullandı. Çatışmaları durdurmak amacıyla BM'nin bugün bir karar açıklamasının beklendiğini yazan gazete, başyazısında ise bu kararın bölgede akan kanı durdurmayacağını belirtti. BM Güvenlik Konseyi'nin çıkaracağı kararın ateşkes değil 'şiddetin durdurulması' çağrısında bulunduğunu yazan gazete, "Karar tasarısı, ne Lübnan halkı için ne de İsrail halkı için bir zafer aslında. Bu karar, acil ve ön şartsız bir ateşkes çağrısında bulunmuyor. Hizbullah'ın saldırıları sürerse, İsrail'in savunma saldırıları yapma hakkı saklı tutuluyor. Bu ifadeler, bölgede şiddetin devam etmesi için bir reçete. Hizbullah, yalnızca, Lübnan topraklarından çekilmesi ve ülkelerine yönelik saldırıların durması halinde kendilerinin de çatışmaları durduracağını vurguluyor. Her iki taraf da 'kendilerini savunduklarını' söyleyebilirler. Bu nedenle, kalıcı bir anlaşmanın sağlanabilmesi için tek yol, her iki tarafı da acil ve şartsız bir ateşkese zorlayıcı bir karar çıkarılması. Ayrıca bölgeye gönderilmesi düşünülen barış gücüyle ilgili herhangi bir görüşmeye bile başlanmadı. Her şey çok yavaş ilerliyor. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı, BM kararının bir ilk adım olduğunu ancak tek adım olmadığını söyledi. Bu doğru değil. Bu ilk adım bile değil. İlk adım şartsız bir ateşkestir" ifadelerine yer verdi.
Guardian Gazetesi de Güvenlik Konseyi kararını başyazısında değerlendirdi. "Dengesiz ilerleme" başlıklı yazısında Guardian, karar metnindeki dengesizliklere dikkat çekerek, "Taslak metindeki dengesizlikler yeni sorunlara neden olacak. İsrail'den sadece 'askeri hücum operasyonlarını' durdurması istenmekte. Ancak İsrail zaten başından beri, ölçüsüz derecedeki saldırılarının hücum değil savunma amaçlı olduğunu söylüyor. Kaçırılmaları çatışmaların başlamasına neden olan iki İsrail askerinin serbest bırakılması talep edilirken aynı karar metninde İsrail'in elindeki Lübnanlı esirlerden hiç söz edilmiyor. İsrail birlikleri yakın gelecekte Lübnan sınırları içinde kalmaları öngörülürken, Lübnanlıların şikayetçi oldukları, işgal altındaki Şebaa Çiftlikleri'nden bahsedilmiyor" yazdı.
"İRAN'IN PETROL TEHDİDİ"
Independent, ekonomi sayfalarında, İran'ın dün yaptığı açıklamaların ardından petrol fiyatlarının artabileceğini belirtti. İran'ın nükleer konulardaki baş müzakerecisi Ali Laricani'nin sözlerini aktaran gazete, BM'nin, nükleer programı nedeniyle İran'a yaptırım uygulaması durumunda, Tahran yönetiminin misillemede bulunacağını yazdı. Piyasa uzmanlarının, petrolün varil fiyatının 100 dolara çıkabileceği uyarısını hatırlatan Guardian, bunun ABD ekonomisinde bir duraklamayı tetikleyeceğini belirtti.
Aynı konu Times gazetesinde de "İran yaptırımlara karşı petrol kozunu kullanmakla tehdit ediyor" başlığıyla yer aldı. Gazete, bu açıklamanın, İran'ın her zamanki tehditkr açıklamalarından birisi değil, daha çok 22 Ağustos'ta Batı'ya verilecek resmi yanıtın bir 'önsözü' olduğu görüşünde.
Times, Ali Laricani'nin şu sözlerine de yer verdi: "Yaptırım uygulanmasını, 'acı verecek' şekilde yanıtlayacağız. Hiçbir tepki göstermeyeceğimiz sanılmasın. Petrol silahını kullanmak istemiyoruz. Bizi, insanları soğuktan titretecek adımlar atmaya zorlamayın. Gelirlerinin yüzde 80'i petrole dayanan İran'ın, petrol satışını durdurma tehdidini gerçekten uygulayıp uygulayamayacağı konusunda ise uzmanlar farklı görüşlere sahip".
Times Gazetesi, bugünkü başyazısına ise İsrail-Lübnan çatışması, İran ve Irak'taki gelişmeler nedeniyle bir ölçüde unutulan bir başka konuyu taşıdı. Makale "Bu arada Afganistan'da..." başlığını taşıyor. Makalede şu görüşler yer aldı:
"Politikacılar NATO'nun Afganistan görevini tanımlarken 'barışa destek' ifadesini kullanmaktalar. Ancak durum böyle değil. Askeri komutanın başındakilerin, 2001 yılında Taliban ve El Kaide'yi yönetimden indirdiklerinden bu yana güvenlik durumunun ne kadar kötüleştiğini itiraf etmeleri daha gerçekçi olur. NATO, Taliban ve El Kaide'yi silah gücü olarak kat kat aşıyor ancak adam sayısında durum böyle değil. Devrik yönetime bağlı kişilerin güney bölgelerindeki sayısının 8 bine kadar çıkabileceği belirtiliyor. NATO'nun amacı, bir an önce güvenli bölgeler oluşturmak ve bunları genişletmek. Yetkililer, bu amacın bölgeye ekonomik ve sosyal gelişme getireceğini umuyor. Ancak bu 'yeni Afganistan' stratejisi, Cumhurbaşkanı Hamid Karzai'nin, sivil yönetimlerin önemine ikna edilmesine ve militanlar ve silahlı gruplarla yaptığı tehlikeli anlaşmaların sona ermesine bağlı. NATO'nun Afganistan'daki işi, barışın şartlarını sağlamak. Ancak askeri ve siyasi gerçekler görülmeden, bu bölgede istikrar sadece bir fantezi olarak kalacaktır".
Financial Times Gazetesi'ndeki bir habere göre, Dünya Bankası, verdikleri kredilerin kullanıldığı projelerde yapılan yolsuzlukları gönüllü olarak itiraf edenlere şartlı bir af getirmeye karar verdi.
Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfowitz'in yolsuzlukla mücadele planlarının bir parçası olan projenin Yönetim Kurulu tarafından da onaylandığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:
" 'Gönüllü İfşaat Programı' uyarınca Dünya Bankası, yapılan yolsuzluk ve usulsüzlükleri itiraf eden şirketler hakkında hiçbir işlem yapmayacak ve bu şirketlerin Dünya Bankası projelerine katılmalarına izin verecek. Bireyler ve sivil toplum örgütleri de bu uygulamadan yararlanabilecekler. fn bahsedilmiyor" yazAf karşılığında şirketler, Dünya Bankası'yla geçmişte girdikleri ilişkilerle ilgili hesaplarını incelemeyi ve 3 yıl boyunca kendilerini izleyecek bir bağımsız gözlemci atanmasını kabul edecekler. Dünya Bankası yetkilileri, af programından elde edilecek bilgilerin, yapılan yolsuzluklarla ilgili alınacak önlemlere ve Dünya Bankası projelerinin bundan böyle daha iyi planlanmasına yardımcı olacağını belirtiyor".












