Ankara: Başbakan Erdoğan'ın Açıklamaları...(2)
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası camianın; çatışma kültürünün, güç kavgalarının insanlığı geri dönülmez bir felaketin eşiğine daha fazla sürüklemeden gerçekleri fark etmesi gerektiğini söyledi. "Hiçbir mücadele, insan onurunun çiğnenmesinin, masum çocuk ve kadınların öldürülmesinin sebebi olmamalıdır" diyen Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'ni zaafa uğratan gelişmeleri de tehlikeli bulduklarını vurguladı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası camianın; çatışma kültürünün, güç kavgalarının insanlığı geri dönülmez bir felaketin eşiğine daha fazla sürüklemeden gerçekleri fark etmesi gerektiğini söyledi. "Hiçbir mücadele, insan onurunun çiğnenmesinin, masum çocuk ve kadınların öldürülmesinin sebebi olmamalıdır" diyen Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'ni zaafa uğratan gelişmeleri de tehlikeli bulduklarını vurguladı.
Başbakan Erdoğan, partisinin 5. kuruluş yıldönümü nedeniyle bir basın toplantısı düzenledi. Başbakan Erdoğan'ın basın toplantısına, teşkilatlardan yoğun ilgi olması nedeniyle toplantı salonunda izdiham yaşandı. Bazı bakan ve milletvekilleri toplantıyı ayakta izlemek zorunda kaldı. Erdoğan, salona partililerin 'Türkiye seninle gurur duyuyor' sloganlarıyla girdi. Erdoğan, Filistin ve Lübnan'da yaşananlar nedeniyle partisinin kuruluşu için kutlama yapmadıklarını belirtti. Konuşmasında Kıbrıs konusunda muhalefet partilerinin yaptığı eleştirileri cevaplayan Başbakan Erdoğan, sorunun çözümü konusunda ciddi adımlar atıldığını söyledi. Erdoğan, "'Kıbrıs'ta peşkeş çekildi, şu verildi bu verildi'. Bunların hepsi politikanın çirkin yüzüyle oy toplama gayretidir. Hiç bir şey verilmemiştir. Bunu söyleyecek bir siyasetçi ortaya çıkamaz. Kıbrıs'ta itibar kazanılmaya başlanmıştır. Kıbrıs şantiyeye dönüşmüştür. Üniversiteler merkez haline gelmektedir. Kıbrıs dünden daha iyidir, yarın daha da iyi olacaktır" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, konuşmasında, Ortadoğu'daki gelişmelere de değindi. Türkiye'nin; bölgesinde ve dünyada adil bir barışın, kalıcı bir istikrarın tesis edilmesi için aktif politika izlediğinin altını çizen Erdoğan, gerek Ortadoğu'dan gerekse dünyanın başka köşelerinden yükselen alevlerin küresel bir yangına dönüşmeden söndürülmesi için büyük çaba sarf ettiklerini kaydetti. Başta BM olmak üzere uluslararası örgütlerin de barıştan yana güçlü bir irade ortaya koymaları gerektiğini vurgulayan Erdoğan, dünyada söz sahibi olan devletlere bu konuda ciddi sorumluluklar düştüğünü söyledi. Başbakan Erdoğan, "Uluslararası camia; çatışma kültürünün, güç kavgalarının insanlığı geri dönülmez bir felaketin eşiğine sürüklediğini geç olmadan fark etmelidir. Bugün, İsrail'in Lübnan'a saldırısında gördüğümüz gibi, orantısız güç kullanımına, şehirlerin hayat kaynaklarının tahrip edilmesine, masun insanların ölmesine yol açan olaylar, insanlığın geleceği açısından hiç de umutlu tablolar çizmemektedir. Hiçbir mücadele; insan onurunun çiğnenmesinin, masum çocuk ve kadınların öldürülmesinin sebebi olmamalıdır. BM Güvenlik Konseyi'ni zaafa uğratan gelişmeleri tehlikeli buluyoruz. BM'nin güçlendirilmesini arzuluyoruz. Türkiye, Ortadoğu'daki çatışma alanlarına ilişkin girişimleri sağduyulu olarak sürdürmektedir. Bundan kimsenin endişesi olmasın. İlaç, gıda başta olmak üzere yardımları sürdürmeye gayret ediyoruz" ifadelerini kullandı.
"BİZ İHTİLAL HÜKÜMETİ DEĞİLİZ"
Ekonomide gelinen noktaya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, Türkiye'nin dünyanın yükselen yıldızları arasında yerini aldığını söyledi. Ekonomi alanında Türkiye'nin uluslararası ticaretin önemli aktörlerinden birisi haline geldiğini dile getiren Erdoğan, enflasyonla mücadele hedeflerinde herhangi bir değişiklik olmadığını açıkladı. Rakamların ekonomideki iyileşmeyi ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, "Halep ordaysa, çarşı, piyasa burada. Ülke batıyor, bunlar zil takıp oynayacak" dedi. Erdoğan, "IMF'ye verip veriştiriyorlar, daha önce alınmış borçlar var. 'Seni tanımayacağız mı?' diyeceğiz. Biz ihtilal hükümeti değiliz ki, borçlarımızı ödemeyelim. Borçlarımızı ödedik, ödemeye devam edeceğiz. Yol yürümekle, borç ödemekle tükenir" diye konuştu. Hükümetin işsizlik konusunda istediği seviyeyi henüz yakalayamadığını ancak önemli başarılar elde edildiğini ifade eden Erdoğan, 2002 yılında yüzde 10.3 olan işsizlik oranının 2005 yılından itibaren azalmaya başlayarak, bugün yüzde 9.9'a düştüğünü söyledi. Erdoğan, nüfusu azaltarak işsizliği azaltma yoluna gitmeyeceklerini dile getirerek, bir yandan işsizlikle mücadele ederken diğer taraftan iş gücüne yeni katılan insanlara istihdam oluşturacaklarını bildirdi.
Fındık konusundaki tartışmalara da değinen Başbakan Erdoğan, isim vermeden Fiskobirlik yönetimini eleştirdi. Fiskobirlik'e kolaylık sağlanması durumunda Tariş'in de kendilerinden incir ve üzüm alımı konusunda talepleri bulunduğunu anlatan Erdoğan, "Biz hep batakçılarla mı uğraşacağız?" dedi. Erdoğan, fındık alımı konusunda Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) devreye sokulması konusundaki tartışmalar hakkında da şöyle dedi:
"TMO'ya tarih boyunca bu görev verilmemiş, 'nereden çıktı' diyorlar. 'Hükümet niye bu işi çözmüyor' diyorlar. 1.9 katrilyon Fiskobirlik'in borcunu hükümet sildi. Anlaşmalar yapıldı, imzalar atıldı. Yüksek bir rakam açıklandı. Bu rakam yüksek bir rakamdı. Niye açıklandı bilemiyorum. 'Özerk kuruluş, bir şeylere güveniyor açıkladı' dedik. Bize sorulsa biz, 'bu rakamın altından kalkamayız' derdik. Biz iktidara gelmeden çay derelere dökülüyordu. 5 bin tona yakın çay ihraç ediliyor. Zarar et, devlet ödesin. Fakir fukaranın hakkını yesinler, 'sen öde' olmaz. Tariş de aynısını istiyor. Batakçıların durumunu mu halledeceğiz? Sıkıntıyı çözmek için 'TMO ile bu işi yaparız' dedik. 'Fiskobirlik'in exper ve depolarından yararlanalım' dedik. Davulcu da konuşuyor, zurnacı da konuşu fark etmelidir. Bugün, İsraiyor, anlayan da konuşuyor, anlamayan da konuşuyor. Lisanslı depoculuk sistemini getiriyoruz. Birçok siyasetçi 'biz çözeriz' diyor. Eskiden de böyle kuru sıkı attılar."
Son günlerde yapılan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde görev yapan güvenlik güçlerine lojman verilmesine ilişkin tartışmalara da açıklık getiren Başbakan Erdoğan, TOKİ'nin bölgede arsa temininde güçlük çektiği yönündeki iddiaları yalanladı. Erdoğan, "Yıl sonuna kadar 200 bin konutun inşaatı devam edecek. 100 bin konut bitecek. 'Tamamen yoksullara konut yapılmakta, Güneydoğu'da arsa bulamıyoruz' gibi sözler edildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin konut yapamayacağı, arsa bulamadığı yer yoktur. Güvenlik güçlerimize konut yapacağız, onlar da emniyetli şekilde oturacaklar" dedi.
Başbakan Erdoğan, dün akşam bir hastaneye gittiğini belirterek, gördüğü manzara karşısında yaşadığı şaşkınlığı da partililerle paylaştı. Partililerin 'Başbakanım kuyruklarda rezil oluyorduk' serzenişi üzerine Erdoğan, hala bu tür hastanelerin olduğunu söyledi. Erdoğan, hastanede karşılaştığı tabloyu da şöyle açıkladı:
"Akşam hastaneye gittim, baktım ki sedyelerin üzerinde röntgen ve ultrason için bekleyenler var. Sordum, 'neden bekliyorsunuz' diye. 'Herhalde acil bir iş var, yukarıya çıktılar' dediler. Kaldık biraz, dolaştık hastanede. Yanak okşayalım dedik. Sonra bir müddet geçti. O arada bir baktım ki elinde bir bardak çayla hanımefendi geliyor. 'Ya sen orda hasta dururken nasıl çay içmeye gidersin?' Şimdi orada kalkıp da farklı bir serzenişte bulunsam, 'başbakan hakaret etti' derler. Bizim içimiz yanıyor. Orada vatandaş kan ter içinde kıvranıyor, sen çıkmışsın yukarıda çay içiyorsun. İnsaf ya. Kusura bakmasınlar, özel sektör hastanesi bunu yapamaz. Devlet hastanesi bunu yapıyor, çünkü alışkanlıklar kolay kolay bırakılmıyor. Ama er ya da geç bunu da halledeceğiz." Erdoğan'ın konuşması sürerken bir partili de 'Sayın Başbakanım chat yapıyorlar' diye bağırdı. Erdoğan konuşmasının sonunda Türk siyasetinin merkezinde AK Parti olduğunu ve bu merkezin herkese açık olduğunu söyledi.














