Yaz Gençlik Kampları Tüm Hızıyla Sürüyor

Yaz Gençlik Kampları Tüm Hızıyla Sürüyor
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın düzenlediği Yaz Gençlik Kamplarına gelen gençler serbest zamanlarını çeşitli sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle değerlendirirken bir yandan da kamplarda hayat boyu unutulmayacak deneyimler yaşıyor.

Havuz, deniz, gezi gibi sosyal aktivitelerin yanın sıra sorumluluk duygusu edinme, özgüven, korkularını yenme gibi birçok uygulamalı eğitimden geçen gençler yaşadıklarını anlatıyor.

Kampı görene kadar kampın sadece havuz ve denizden ve doğadan ibaret olduğunu düşündüğünü söyleyen Ayşenur Öner, "Kamplar beklentilerimin ötesinde bir yer. Eskiler disiplinden dem vururlardı fakat bizim yaş grubumuzdakiler disiplini pek önemsemiyor ve disiplin göstermiyor. Burada o disiplini görüyoruz. Empati yapabiliyorum. Ailem bana, engelli birinin ne çektiğini anlatamazdı. Fakat burada onların sorunlarını yaşayarak öğreniyoruz. Daha yaşımız küçük ama bundan sonraki 50 sene boyunca zorluk çeken birini gördüğümde yaşadığı sıkıntıyı içimde hissedip elimden geldiğinde yardım etmeye çalışacağım" dedi.

Aile ya da çevre tarafından kendisine herhangi bir sorumluluk yüklenmediğini ve bu yüzden de kendisine verilen görevler sayesinde birey olduğunun bilincine vardığını anlatan Esra Yüksel, "Burada her geçen gün özgüvenim artıyor. Ailemiz bile bize; yaralanırız, başaramayız ya da bunun gibi şeyler olur düşüncesiyle herhangi bir görev vermiyor. Burada ilk defa bize sorumluluk verildi. Başaramamak, 'yapamazsam ne derler', 'bana gülerler mi?' düşüncelerini kafamdan silip attım. Sorumluluk almanın ne olduğunu gayet iyi anlıyorum. Havuz, deniz, gece eğlenceleri gibi birçok aktivite yapıyoruz. Bunlar unutulup gidecek belki de ama burada gördüğüm, hayat boyu işimize yarayacak deneyimleri asla unutmayacağım."

Kampların düzenli bir yemek ve uyku düzeni sağlamasının yanı sıra sosyal ilişkilerini geliştirdiğini anlatan Beyza Köse, "Ben çok düzensiz biriydim. Basit gibi görünse de burada düzenli uyuma düzenli yemek yeme alışkanlıkları ediniyorum. Ön yargılı davranmanın aslında ne denli zararlı bir şey olduğunu görüyoruz. Doğudan batıdan gelen yüzlerce öğrenci var. İlk başta onlar için düşündüklerim ne kadar yanlışmış diyerek kendi adıma ön yargılı olmamamın gerektiğinin farkına vardım. Bence gençlere bu yaşlarda ön yargının kötü bir davranış olduğu öğretilmeli. İlerleyen yaşlarda karakter oturunca bazı şeyleri değiştirmek zor olabiliyor" dedi.

Hayatta vazgeçilmez denilen şeylerin aslında ne kadar basit olduğunun farkına vardığını söyleyen Gülenay Atmaca, "Aktivite önceleri telefonları alıp daha sonra geri dağıtacağız dediklerinde 'ben telefonsuz nasıl yaşarım' dedim. Ama telefondan bir defa kopunca hayati bir şey olmadığını gördüm. Ve şunu fark ettim ki bizlerin internete ve telefona bu kadar bağlı olmamızın tek sebebi; yapacak pek fazla bir şeyimizin olmamasıymış. Bu yüzden de sanal şeylere sarılıyoruz. Bizi telefondan ve internetten kopardığı için ayrıca, onlarsız yaşanabildiğini gösterdiği için bize bu imkanı tanıyan herkes teşekkür ediyorum"

Empatiyi öğrenmek yerine yaşadığını, böylece hayatında önemli bir yer edindiğini belirten Yaren Ada, "Gözlerimiz kapalı bir şekilde yemek yemeye, günlük ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalıştık. Bu eğitimle görmeyen insanların durumlarını daha iyi anlıyoruz. Bize empatiyi öğretmekle kalmayıp empatiyi yaşatıyorlar. Bencil biriydim, sürekli benim dediğim olsun derdim fakat burada diğer arkadaşlarımı dinlemeyi onların fikirlerine önem vermeyi, gerektiğinde yanlış bile olsa grubun aldığı kararlara uyulması gerektiğinin bilincine her geçen gün daha çok varıyorum" diye konuştu.

Kaynak: Bültenler