Uğur Kurt'un Öldüğü Olaylara İlişkin Yeni Görüntüler Ortaya Çıktı

Okmeydanı Cemevi'nde güvenlik güçleri ile göstericiler arasında kalan ve polisin açtığı ateşle hayatını kaybeden Uğur Kurt ile ilgili yeni görüntüler ortaya çıktı.
İstanbul Okmeydanı'nda 22 Mayıs 2014 tarihinde düzenlenen gösterilerde emniyet güçlerinin müdahalesi sırasında bir polisin açtığı ateşle yaşamını yitiren Uğur Kurt'un ölümüyle ilgili yeni görüntüler ortaya çıktı. Bugün kucağında taşıdığı oğlu ve avukatları ile birlikte gazetecilerin karşısına geçen Narin Kurt, "Adalet elini vicdanına koysun ve bana elini uzatsın. Tek istediğim bu; başka bir şey istemiyorum" diye konuştu.
(Cemevi bahçesinde öldürülen Uğur Kurt)
"UĞUR KURT OLAYI ŞUNUN İÇİN ÖNEMLİ..."
Narin Kurt'un avukat Turgut Kazan "Görevimizi yapmaya devam edeceğiz. Uğur Kurt olayı şunun için önemli; bakarsanız Başbakana ya da Cumhurbaşkanına, polisin elini rahatlatmak için bu kadarı yetmiyor dahası dahası dahası getirilmek isteniyor." şeklinde konuştu.
(Öldürülen Uğur Kurt'un eşi ve oğlu)
Narin Kurt'un avukatları tarafından dağıtılan görüntülerin bir kısmı basına yansıyan görüntüler. Bazılar ise emniyete ait zırhlı ekip otolarındaki güvenlik kamera görüntüleri.
Görüntülerde polisin açtığı ateş ve zırhlı araçlara göstericiler tarafından atılan molotofkokteyli yer alıyor.
"KURT'U VURAN POLİSE 'TAKSİR' İDDİASI KURTARMA OPERASYONU"
Okmeydanı Cemevi'nde cenaze beklerken başından vurulan Uğur Kurt'un ölümüne neden olan polis memuru Sezgin K. hakkında "taksirle öldürme" suçlamasıyla iddianame düzenlenmesine ailenin avukatı Turgut Kazan sert tepki gösterdi.
Kurşunlama olayının görüntülü olarak saniye saniye incelendiği basın toplantısında konuşan avukat Kazan, "Yolsuzluk dosyaları kapatılıyor, destan yazan polis korunuyor. Amiri tam 5 kez 'sıkma' diye uyarıyor, polis ateş ediyor. Uğur Kurt olayı taksir kalkanına sığdırılamaz. Polisin bu kadar kolay ateş edip insan öldürmesine seyirci kalmayacağız" dedi.
İzlenen görüntülerde silah çektiği an saniye saniye yansıyan sanık polisi, polis olan babası olaydan sonra azarlarken de görülüyor. Basın toplantısına 2 yaşındaki oğlu Kemal ile katılan Uğur Kurt'un eşi Narin Kurt, adalet isterken gözyaşı döktü.
''AMİRİ 5 KEZ SIKMA DİYOR AMA!''
Basın toplantısına ailenin avukatları Turgut Kazan, Aslı Kazan, Serdar Laçin ile öldürülen Uğur Kurt'un eşi Narin Kurt, 2 yaşındaki oğlu Kemal, annesi, babası ve amcaları da katıldı. Avukat Kazan, ekrana yansıyan görüntülerin saniye saniye incelendiği toplantıda şunları söyledi:
"İddianame onaylanmadığı için biz henüz görmedik. TCK 85/1 gereği ceza istenmiş. Olacak şey değil. Saat 11.37.59'da başlayan molotof atma olayında son molotof 11.38.07'de atılıyor. Molotof atanlar yan sokağa kaçıyor. Aynı saatte şüpheli polis memuru şortlandın içine girip kendini koruyabilecekken, şortlanddan silahını alıp dönüyor, silahına mermi sürüyor. Ve saat tam 11.38.09'da polis amirlerinin tam beş kez 'Sıkma' diye bağırdığı duyuluyor. Saat 11.38.10'da üçüncü bir kişi molotof atıp hemen yan sokağa dönüp kaçmaya çalışıyor, görüntüler açık. Molotofu atan kaçıyor ama şüpheli polis saat 11.38.12'de ateşe başlıyor. Bu sırada üçüncü kişi kaçmış, görüntüden çıkmıştır. Ama Uğur Kurt vurulmuş ve yaşamını yitirmiştir.
"TAKSİR İDDİASI POLİSİ KURTARMA OPERASYONU"
Olay yerindeki çok sayıda polis ve amirlerinin gayet sakin olduğunu görüyoruz. Hepsi cemevini izliyor, müdahale gereği duymuyor. Hatta 11.38.10'daki üçüncü molotof atmadan önce ve hemen sonra, "Sıkma, Sıkma" diye onu uyarıyorlar. Amirler şüpheli polise 14-25 metre mesafedeler, duyuyor ama durmuyor, ateş ediyor. Asıl önemlisi kendi beyanına göre şüphelinin elinde bir F1N silah ve şortlandda 4 gaz bombası bulunduğu anlaşılıyor. Yani ölüme yol açmayacak silahları kullanma imkanı varken, arabadan tabancayı alıp ateş etmesi, meşru müdafaa ve orantılı saldırı sayılamayacağı gibi, taksirli ölüme sebebiyet de sayılamaz. Olaylarda destan yazdığı kabul edildiği için, şüpheliyi koruma arayışıyla soruşturma başlatılmıştı. Savcılığın meşru müdafaa ve orantılı saldırı vurgusuyla soruşturma izni istemesi, polisi kurtarma operasyonu. Soruşturmayı memur suçları bürosu yerine ısrarla ve inatla Terör Suçları bürosunda yürütmenin tek nedeni, destan yazan polisi korumaktı. Olay medyaya yansımasıydı, meşru müdafaa ve orantılı saldırı sayıp hep yaptıklarını yapacak, takipsizlik kararı verip kapatacaklardı. Tedbirsizlikle dava açmış olup, geçiştirmek istiyorlar. Terörle mücadelede görevli bir polisin, molotof atanlar kaçarken, atış yönü ve açısına göre silahını böyle kullanması kesinlikle tedbirsizlik sayılamaz. Polisin bu kadar kolay ateş edip insan öldürmesine seyirci kalmayacağız. Hiç boyun eğmeden görevimizi yapıp, adaletin gerçekleşmesini ağlamaya çalışacağız. "
"BEN OĞLUMA NASIL ANLATACAĞIM?"
Toplantıda söz alan gözü yaşlı eş Narin Kurt, kucağında 2 yaşındaki oğlu Kemal gülümserken "Oğlum babasının öldürüldüğünü bilmiyor, ben ona nasıl anlatacağım. Savcılığa sesleniyorum. Devlete güveniyorum, adalet istiyorum." dedi.
İddianamede tek şüpheli olarak Uğur Kurt'u vuran silahı kullanan polis Sezgin K. yer aldı.
Olayda 'kasıt' olmadığını öne süren savcılık, polis hakkında "taksirle öldürme" (dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik veya düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan, istemeyerek gerçekleştirilen suç) suçundan 3-6 yıl hapis cezası istiyor.














