Tzob 24. Olağan Genel Kurul Toplatısı
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (Tzob) Başkanı Şemsi Bayraktar, Bakanlığın Tzob'a Yönelik Soruşturma Açmasını da Eleştirerek, "Buradan Bizi Susturmak İsteyenlere Sesleniyorum, Korku ve Baskı ile Hatta Hatır İçin Çiftçilerimizin Hak ve Menfaatlerini Korumaktan Vazgeçersek, Allah'a Bunun Hesabını Veremeyiz. Hiçbir Güç Ziraat Odaları'nı Susturamayacaktır" Diye Konuştu.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, bakanlığın TZOB'a yönelik soruşturma açmasını da eleştirerek, "Buradan bizi susturmak isteyenlere sesleniyorum, korku ve baskı ile hatta hatır için çiftçilerimizin hak ve menfaatlerini korumaktan vazgeçersek, Allah'a bunun hesabını veremeyiz. Hiçbir güç Ziraat Odaları'nı susturamayacaktır" diye konuştu.
Bayraktar, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker'i de tarımla ilgili sorunları sanayicilerle görüştüğü konusunda eleştirdi. Bayraktar, "Çiftçilerin sorunu çiftçilerle çözülür. Sayın Bakana, çiftçilerin bakanı olduğunu hatırlatmak istiyorum" dedi.
TZOB'un 24. Genel Kurulu Toplantısı Dedeman Otel'de başladı. Toplantıya, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Recai Kutan, DYP Genel Başkan Yardımcısı Saffet Arıkan Bedük ve Celal Adan, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, TİSK Genel Başkanı Tuğrul Kutadgobilik ile Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan katıldı. Toplantıya hükümeti temsilen hiçbir bakan katılmadı.
Birlik üyeleri 'Çiftçi Burada, Hükümet Nerede' şeklinde sloganlar atarken, TZOB Başkanı Bayraktar'ın Ordu Mitingi'ne değindiği konuşmasında, üyeler 'Ankara'da Miting İstiyoruz', 'Ankara'yı kapatalım, miting nasıl olur görsünler' şeklinde bağırırken, Bayraktar da istenirse Ankara'da miting düzenleyeceklerini söyledi.
Bayraktar konuşmasına, toplantıya katılan il temsilcilerinin demokratik bir seçim süreci ile belirlendiğini vurgulayarak başladı. Ziraat Odaları olarak üyelere doğrudan hizmet verme yanında, çiftçilerin sorunlarının çözümü için de çaba göstermek, onların hak ve menfaatlerini korumak durumunda olduklarını anlatan Bayraktar, "Buna rağmen bu yöndeki bazı faaliyetlerimiz zaman zaman 'siyaset' olarak değerlendirilmiştir. Siyaset yapılıyor şeklindeki değerlendirme, özellikle iki mitingimiz için yapılmıştır.
Bunlar, her görüşte, ülkemizin her yöresinden yüzbini aşan çiftçinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Bu kadar çiftçinin biraraya gelmesi, bu insanların, ancak çok zor durumda kalmasıyla, bu mitinglere isteyerek katılmalarıyla mümkündür" dedi.
Çiftçilerimiz niye miting istediklerini de açıklayan Bayraktar, Manisa Mitingi öncesinde 2005 yılı Eylül alındaki durumu anlattı. 2004-2005 döneminde üreticilerin satın alma gücünde önemli gerilemeler olduğuna işaret eden Bayraktar, bu dönemde tarımsal üretimde kullanılan girdilerde yüzde 30'lara varan fiyat artışları gerçekleşirken, bir kısım ürünlerin fiyatlarında büyük düşüşler görüldüğünü kaydetti. Buğdayda, 2004 yılında TMO tarafından açıklanan fiyatın 2005 yılında düşürüldüğünü, piyasa fiyatının da
bunun daha altında kaldığını hatırlatan Bayraktar, mısırda ise 2005 yılında üretimin 4 milyona çıkmasına ve Türkiye'nin ilk defa mısırda kendine yeterli hale gelmesine rağmen, mısırın alım fiyatının düşük olduğunu kaydetti. Bayraktar, "Mısırın alım fiyatı bu yıl 2 yıl önceki fiyatın altında kalmış, üretimi artıran mısır üreticileri adeta cezalandırılmıştır. İşte Manisa mitingi bu koşullarda yapılmıştır" dedi.
Eylül 2005'te Manisa'daki mitingde yetkililere, çiftçilerin feryadı duyulmaz ve verilen mesajlar alınmaz ise, meydanların dolmaya devam edeceğini söylediklerini anımsattı. Bayraktar, ancak çiftçilerin bu mesajının alınmadığını, 2006 yılında fındığın maliyeti 3.5 YTL iken, fiyatın 2 YTL'ye düştüğünü, çiftçilerin sorunları ağırlaşmaya devam ettiğini vurguladı. Bayraktar, "Hükümet ise bunu görmezden geldi. Bu miting, hükümetin fındıkla ilgilenmesini sağlamak için yapıldı; fındık üreticimizin ümitsizliğini
ortadan kaldırmak, çiftçilerimizin yaşadığı sorunların çözümünü sağlamak üzere yapıldı" diye konuştu. Çiftçiler zor durumda iken ve bu sorunlarla boğuşurken, teşkilat olarak bu duruma seyirci kalamayacaklarını ifade eden Bayraktar, şunları kaydetti:
"Çünkü, yasal görevlerimiz ve vicdani sorumluluğumuz vardı. Buradan bizi susturmak isteyenlere sesleniyorum: Korku ve baskı ile, hatta hatır için çiftçilerimizin hak ve menfaatlerini korumaktan vazgeçersek, Allah'a bunun hesabını veremeyiz. Hiçbir güç Ziraat Odalarını susturamayacaktır. Bizi susturacak olan hükümetler değil, çiftçilerimizin tarım politikalarından memnuniyetidir. Çiftçimizi memnun etmek yerine, bizi susturmaya çalışanlara meydanlar cevap verdi. Bizim gibi bu makamlarda oturanların
Allah'tan başka kimseden korkmaya hakları yoktur. Bu dönemdeki mücadelemiz sırasında Sayın Başbakan'ın danışmanlığını yapan malum fındık ihracatçısı, bize karşı bir tazminat davası açtı. Böyle bir davanın açılmış olması bizim için onurdur. Bizi sindirmek için yapılan bu gibi davranışlar, bizi yolumuzdan çevirmeyecektir. Görev dönemimizde, mitingler yanında, ulusal ve uluslararası toplantılar da düzenleyerek, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine ve yetkililerin dikkatlerinin tarıma yönlendirilmesine
çalıştık. Ayrıca, çiftçilerimizi yurtiçinde olduğu gibi, yurt dışında da en iyi şekilde temsil ettik. Bütün bu faaliyetleri basınımıza yansıttık. Tarımın, çiftçilerimizin sorunlarını kamuoyunun bilgisine sunmak için büyük çaba gösterdik. Buna rağmen, sektörümüzün sorunlarına gösterilen ilgi bizleri ve çiftçilerimizi tatmin eden düzeyde olmamıştır."
Tarımın her ülkede çok önem verilen bir sektör olduğu gibi, çiftçiliğin de saygı duyulan bir meslek olduğunu kaydeden Bayraktar. Türkiye'de de Büyük Atatürk'le birlikte cumhuriyetin kuruluşundan itibaren bu anlayıfreticilerin satın alma gücüşın benimsendiğini söyledi. Ancak, bugün gelinen noktada ekonomik ve sosyal hayatlarında tarımın yeri Türkiye'ye göre çok daha gerilerde olan ülkelerde bile tarıma Türkiye'de olduğundan daha fazla önem verildiğine dikkat çeken Bayraktar, şöyle konuştu:
"Çünkü tarım sektörü, stratejik bir sektördür. Tarım, gıda üreten bir sektördür. Sabah, öğle, akşam yediklerimiz çiftçilerimizin ürettiği ürünlerdir. Halkımızı besleyen kesim olmamıza rağmen, çiftçilerimizi hor görenlere bunu hatırlatmayı görev sayıyorum. Çiftçimizi hor görmek, ana babayı hor görmek gibidir. Bizleri hor görenlerin iki yakası bir araya gelmemiştir, bundan sonra da gelmeyecektir."
Türkiye'de bazı kesimlerce 'Ürettiğin buğday dünya fiyatlarıyla rekabet edemiyorsa, üretme' şeklinde değerlendirmeler yapıldığını anlatan Bayraktar, "O zaman bunu et, süt ve diğer ürünler için de söyleyebiliriz. Böyle bir görüşe katılmamız mümkün değildir. İnsan beslenmesinde gerekli olan bu ürünlerin üretiminden vazgeçilemez. Kaldı ki, verimi artırıp rekabet kabiliyetini artırsanız da bazı ürünlerde 'mukayeseli üstünlük' geçerli olamıyor. Bunu söyleyenler, dünyadaki mazot fiyatlarını, gübre fiyatlarını
bilmiyorlar mı? Bu bilgisizlik değilse, Türk çiftçisine yapılan bir haksızlık değil midir?" dedi.
Tarıma zengin ülkelerde büyük destekler verildiğine vurgu yapan Bayraktar, ekolojik üstünlük ve verim yüksekliğinden kaynaklanan rekabet gücünün bile işe yaramadığını ve 'mutlak üstünlük' denilen bir durumun ortaya çıktığını kaydetti. Bayraktar, şunları kaydetti:
"Bu durumda biz de mecburen diyoruz ki, girdi maliyetlerimizi düşürün, tarıma yeterli destek verin. Bunu söylemek, bu talebi çiftçi temsilcisi olarak dile getirmek durumundayız. Bu sadece çiftçi için değil, ülkemiz için de ekonomik ve sosyal yararı olan bir taleptir. Bu bakımdan, tarımı sadece ekonomik yönden bakarak, sadece rekabet edebilir belli ürünleri desteklemek, temel gıda maddeleri açısından kendine yeterliliği önemsememek, bize göre doğru bir yaklaşım sayılmaz. Özellikle gıda sanayinde faaliyet
gösteren bir kısım iş adamlarımızın bu yöndeki görüş ve değerlendirmelerine katılmamız mümkün değildir. Bakanlığımız son zamanlarda bu konularda sadece bazı gıda sanayicilerinin görüşlerini dikkate alıyor. Bakanlığın adını bu sanayicilerle tartışıyor, damızlık hayvan ithalatını bu sanayicilerle kararlaştırıyor. Bu tutum çiftçilerimizi rahatsız ediyor. Bu tavır değişmeli ve bu konularda çiftçilerle onların temsilcisi olan Birliğimizle beraber karar verilmelidir. Çiftçilerin sorunu çiftçilerle çözülür. Sayın
Bakana, çiftçilerin bakanı olduğunu hatırlatmak istiyorum. Sanayicilerin, ikinci bakana ihtiyaçları olduğunu sanmıyorum".
(MÜG-ÖK-ÖK-Y)















