"Türkiye Boyutu Ortaya Çıkmalı"

Toplam 10 Yıl 5 Ay Hapis Cezası Verilen Deniz Feneri E.v. Davasında Türkiye Bağlantısının Araştırılması İçin Yapılan Çağrılara, TBMM Başkanı Köksal Toptan da Katıldı.
Toplam 10 yıl 5 ay hapis cezası verilen Deniz Feneri e.V. davasında Türkiye bağlantısının araştırılması için yapılan çağrılara, TBMM Başkanı Köksal Toptan da katıldı.
Toptan, savcıların olaya el koymalarını istedi ve Alman hakimin "Türkiye’deki elebaşları"dan saydığı RTÜK Başkanı Akman’a, üstü kapalı, ’istifa’ çağrısında bulundu.
TBMM Başkanı Köksal Toptan, Almanya’da üç mahkûmiyetle sonuçlanan Deniz Feneri kararını görmezlikten gelinemeyeceğini söyledi. Olayın Türkiye boyutunun da ortaya çıkarılması gerektiğini belirten, savcılara süratle olaya el koymaları çağrısında bulunan Toptan, bağış skandalının baş sorumluları arasında ismi geçen ve Meclis’in seçtiği RTÜK Başkanı Zahid Akman’a da üstü kapalı istifa çağrısında bulundu.
O cümlede her şey var
Toptan, "Son gelişmeler, herkes açısından yeni bir değerlendirme yapma zorunluluğu ortaya çıkaracak gibi görünüyor. Herkes sorumluluğunun idraki içerisinde hareket ederse süreç, daha rahat ve sağlıklı bir şekilde yürür" dedi. Toptan, bu sözlerinin, "Akman’ın kendisinin görevden ayrılmasının daha şık olacağı" anlamına gelip gelmeyeceği sorusuna, "Bizim azletme yetkimiz yok. Seçimi yaptıktan sonra seçilmiş kişiyi azledemeyiz. Benim o cümlemin içerisinde her şey var" karşılığını verdi. Toptan, dün CNN Türk’e yaptığı açıklamada Deniz Feneri davasıyla ilgili özetle şunları söyledi:
Savcılar süratle el koymalı
"Verilen bu kararı, Türkiye görmezlikten gelemez. Zaten bir başvuru üzerine Cumhuriyet Başsavcıları’nın konu ile ilgili çalışmayı başlattıklarını biliyoruz. Konunun hızlandırılması gerekir. Çünkü, bu tür olaylarda, ilgili kurum neresi ise süratle hareket etmez ve sonuçlandırmaz ise işte o zaman siyaset kurumu içerisinde yoğun tartışmalar yapılıyor ve yargı, yahut o işi götürmekte ve yürütmekte olan birim, işini tam anlamıyla gerçekleştiremiyor. O bakımdan bu kararın sonunda bizim savcılarımız da süratle olaya el koyup, süratle sonuçlandırmak için gereken her şeyi yapmalıdır.
Din duygularımız kullanıldı
’Hiç bir şey olmadı, oradaki karar orada kaldı. Türkiye’nin bununla ilgisi yok’ dememeli. Bizim din duygularımız, insani değerler kötü kullanıldı. Bu kötü kullanım da itiraflara dayalı olarak Alman yargısınca hükme bağlandı. Türkiye’nin çok hassas olduğu bir alandır bu alan. İnsanlarımızın bu tür konulardaki yardımsever duygularını, özelliklerini biliyoruz. Burada yanlış yapanın yanına kar kalmadığının mutlaka Türkiye boyutunda da ortaya çıkarılması gerekiyor."










