Kimyasal Saldırı Tanığı: Hastane Tahrip Edilerek İzler Silinmek İstendi

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Esed rejiminin 2013'te Doğu Guta'da düzenlediği kimyasal saldırının tanığı Dr. Ahmed Bekai, hastanenin tahrip edilerek saldırı izlerinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını belirtti. Bekai, toplumsal barış için Esed ve tüm sorumluların yargılanması gerektiğini vurguladı.

Suriye'de devrik Beşşar Esed rejiminin Şam'ın Doğu Guta bölgesinde düzenlediği kimyasal silah saldırısının tanıklarından Dr. Ahmed Bekai, bölgedeki hastanenin devrik rejim tarafından tahrip edilerek saldırıdan kalan izlerin ortadan kaldırmasının amaçlandığını söyledi.

Esed rejimi, Ağustos 2013'te Şam'ın Doğu Guta bölgesinde kimyasal silahla saldırı düzenledi.

Hafızalarda derin izler bırakan bu katliamda, aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun bulunduğu 1400'den fazla sivil hayatını kaybetti.

Kimyasal saldırının ardından uzun yıllar kuşatma altında, zorlu şartlarda hayatta kalan ve 2018'de ülkenin kuzeyindeki İdlib'de çadır kamplarına sığınan siviller, 8 Aralık 2024'te Baas rejiminin devrilmesinin ardından, zorla yerlerinden edildikleri Doğu Guta'ya dönmeye başladı.

Suriye'de 21 Ağustos 2013'teki kimyasal saldırının tanıklarından Dr. Ahmed Bekai, AA muhabirine yaptığı açıklamada, katliam öncesinde bölgede kimyasal silah kullanılacağına ilişkin endişelerin bulunduğunu ancak saldırının bu ölçekte olabileceğini öngöremediklerini söyledi.

Saldırının ardından hastanelerin son derece kısıtlı imkanlarla çalıştığını belirten Bekai, koruyucu kıyafet, personel, tecrübe ve tıbbi malzeme eksikliğine rağmen Doğu Guta halkı ile sağlık çalışanlarının el birliğiyle çok sayıda insanı kurtarmak için mücadele verdiğini ifade etti.

Katliamın üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen yaşamını yitiren çocuklar ve aileleri unutamadığını vurgulayan Bekai, toplumsal barışın sağlanabilmesi için başta Beşşar Esed olmak üzere tüm sorumluların yargı önüne çıkarılması gerektiğini dile getirdi.

Katliam öncesindeki sürece değinen Bekai, " Suriye'de kimyasal saldırılar konusunda bir endişemiz vardı. Doğu Guta bölgesinde daha önce Cobar, el-Utbe, Duma, Halam ve Han el-Asal gibi yerlerde kimyasal saldırılar yaşanmıştı. Bu nedenle müdahale konusunda bir tür eğitim ve hazırlık sürecimiz olmuştu." dedi.

Ancak yapılan hazırlıkların böylesine büyük bir felakete yetmediğini belirten Bekai, zalim rejimin halka karşı her türlü silahı kullanmaktan çekinmediğini kaydetti.

Aktivistler olarak adalet beklentilerinin sürdüğünü vurgulayan Bekai, "Bizim için hesap verebilirlik olmadan toplumsal barış, adalet olmadan da gerçek bir barış mümkün değil. Toplumsal barışa ulaşabilmek için başta Beşşar Esed olmak üzere tüm suçluların yargı önüne çıkarılması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Aradan geçen yıllara rağmen o geceyi unutamadığını tekrarlayan Bekai, saldırının ardından çocukların ve ailelerin yan yana dizilmiş halde hareketsiz yattıklarını gördüğünü aktardı.

Bekai, "Bu katliamda çoğu aile birlikte öldü ve birlikte defnedildi. 21 Ağustos 2013 gecesi onlar için son geceydi." şeklinde konuştu.

"Hastanelerimizin imkanları son derece kısıtlıydı"

Saldırı anında sağlık merkezlerinin durumuna ilişkin Bekai, "O gün hastanelerimizin imkanları son derece kısıtlıydı. Tıbbi açıdan gelişmiş ülkeler bile o gece bizim yaptığımızdan daha fazlasını yapamazdı. Yeterli imkanımız, deneyimimiz, koruyucu kıyafetlerimiz ve yeterli sayıda sağlık personelimiz yoktu." dedi.

"Sistematik bir politikanın parçası"

Hastanelerin hedef alınmasını ve tahrip edilmesini değerlendiren Bekai, durumun münferit olmadığını kaydetti.

Bekai, "Hastanenin tahrip edilerek (devrik rejim tarafından), kimyasal saldırı mağdurlarından kalan izleri ortadan kaldırma amaçlandı. Geniş ve sistematik bir politikanın parçası olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.

Devrik rejimin ana politikasının, devrim sürecinde halkın kendi imkanlarıyla inşa ettiği yapıları yok etmek olduğuna dikkati çeken Bekai, şunları kaydetti:

"Suriye devriminin yıkıcı olduğu, insanların ise ülke inşa etmek yerine tahrip ettiği yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Hastanenin bugün içinde bulunduğu harabe durum da bu dezenformasyon sürecinin bir parçasıdır."

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.