İsrail, Son Esiri Buldu: Ateşkes Anlaşması Süreci Belirsizleşiyor
İsrail, Gazze Şeridi'ndeki son İsrailli esirin cesedinin bulunduğunu duyurarak Tel Aviv yönetiminin ateşkes anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini geciktirmek için uzun süredir bahane olarak kullandığı en kritik başlıklardan birinin sona erdiğini ortaya koydu.
İsrail, Gazze Şeridi'ndeki son İsrailli esirin cesedinin bulunduğunu duyurarak Tel Aviv yönetiminin ateşkes anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini geciktirmek için uzun süredir bahane olarak kullandığı en kritik başlıklardan birinin sona erdiğini ortaya koydu.
Gazze Şeridi'ndeki son İsrailli esir Ran Gvili'nin cesedi 26 Ocak'ta bulunarak İsrail'e getirildi. Cesedin bulunması ve iade edilmesiyle Gazze'deki Filistinli gruplar, anlaşmanın ilk aşamasındaki şartları büyük ölçüde yerine getirmiş oldu.
Ancak İsrail'in sürdürdüğü günlük ihlallerin can kayıplarına yol açması ve insani krizi derinleştirmesi, anlaşmanın sonraki aşamalarına ilişkin belirsizliği artırıyor.
Anlaşmanın ilk aşaması, çatışmaların durdurulmasını, İsrailli esirlerin Filistinli esirlerle takas edilmesini ve İsrail ordusunun saldırıları boyunca işgal altında tuttuğu, Gazze Şeridi'nin yüzde 50'sinden fazlasını kapsayan ve "Sarı Hat" olarak adlandırılan bölgeye çekilmesini öngörüyordu.
Ayrıca İsrail'in, Mayıs 2024'ten bu yana kapalı tuttuğu ve kendi kontrolünde bulundurduğu Mısır-Gazze sınırındaki Refah Sınır Kapısı'nı açması ve insani yardımların kararlaştırılan miktarlarda bölgeye girişine izin vermesi de anlaşmanın ilk aşamasındaki taahhütler arasında yer alıyordu.
İsrail'in bu taahhütleri yerine getirmemesine rağmen ABD Başkanı Donald Trump, ocak ayı ortasında, 17 Kasım 2025'te kabul edilen ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2803 sayılı kararıyla onaylanan planın ikinci aşamasının başlatıldığını duyurdu.
Trump'ın Gazze'ye ilişkin 20 maddelik planının ikinci aşaması, Hamas ve diğer Filistinli grupların silahsızlandırılmasını, İsrail'in Gazze'den daha geniş çaplı bir askeri çekilme gerçekleştirmesini ve Birleşmiş Milletlerin maliyetini yaklaşık 70 milyar dolar olarak öngördüğü yeniden imar sürecinin başlatılmasını kapsıyor.
AA, Filistinli, ABD'li ve İsrailli yetkililerin açıklamalarına dayanarak Gazze Şeridi'ni gelecek dönemde bekleyen başlıca gelişmeleri derledi.
Refah Sınır Kapısı'nın açılması
Anlaşmanın ilk aşamasındaki temel taahhütlerden biri olan Refah Sınır Kapısı'nın açılması konusunda İsrail medyası, Washington'un Tel Aviv'e bu yönde baskı yaptığını aktardı.
Aylar süren siyasi çekişmenin ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi, Refah Sınır Kapısı'nı açmayı kabul ettiklerini duyurdu. Ancak aşırı sağcı bakanların itirazları nedeniyle henüz net bir takvim açıklanmadı.
İsrail Ordu Radyosu askeri muhabiri Doron Kadush, sınır kapısının gelecek günlerde yeniden açılmasının beklendiğini, giriş ve çıkış yapacak kişilerin sayısının henüz kesinleşmediğini belirtti.
Kadush'a göre Gazze'den çıkış yapanlar doğrudan İsrail güvenlik kontrolüne tabi olmayacak, süreç uzaktan izlenecek.
Kimlik kontrolleri ve denetimler, Filistin yönetimi adına çalışan ve güvenlik birimlerince onaylanan Gazze vatandaşlarının da yer aldığı Avrupa Birliği misyonu tarafından yapılacak, çıkış damgası Filistin yönetimi tarafından verilecek.
Gazze'ye girişlerde ise güvenlik kontrollerinin iki aşamalı olacağı bildirildi. İlk aşama Refah Sınır Kapısı'nda AB misyonu tarafından yürütülecek.
Ardından Gazze'ye girecek kişiler, İsrail kontrolündeki bölgede oluşturulan özel bir koridordan geçirilerek İsrail güvenlik birimlerince denetlenecek.
Bu uygulamanın "kaçakçılığı ve izinsiz geçişleri" önlemeyi amaçladığı kaydedildi.
Gazze Şeridi Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas da Refah Sınır Kapısı'nın gelecek hafta açılacağını söylemiş, ancak ayrıntı paylaşmamıştı.
Gazze Şeridi Ulusal Yönetim Komitesi'nin çalışmaları
Sınır kapısının açılmasıyla birlikte Gazze Şeridi Ulusal Yönetim Komitesi üyelerinin sahada görevlerine başlamasının kolaylaşması bekleniyor.
Komite, anlaşmanın ikinci aşaması kapsamında 16 Ocak'ta Mısır'ın başkenti Kahire'de çalışmalarına başlamıştı.
Ulusal Yönetim Komitesi, Gazze'de günlük kamu hizmetlerini yürütmekle görevli, siyasi olmayan bir yapı olarak tanımlanıyor. Komite, Başkan Ali Şaas'ın yanı sıra 11 Filistinli isimden oluşuyor.
Trump'ın planına göre bu komite, Gazze'deki geçiş sürecini yönetecek 4 ana yapıdan biri konumunda bulunuyor. Diğer yapılar Barış Kurulu, Gazze Yürütme Konseyi ve Uluslararası İstikrar Gücü olarak sıralanıyor.
Gazze Şeridi'ndeki Aşiret İşleri Yüksek Konseyi Başkanı Hüsnü el-Muğni de 20 Ocak'ta AA muhabirine yaptığı açıklamada, komite üyelerinin "çok yakında halklarının arasında görevlerine başlamak üzere Gazze'ye geleceklerini" ifade etmişti.
Elektriğin geri dönüşü ve mobil evlerin teslimi
Filistinliler, İsrail'in saldırıları ve ağırlaştırılmış abluka nedeniyle iki yılı aşkın süredir yaşanan elektrik kesintisinin ardından önümüzdeki dönemde elektriğin yeniden sağlanmasını bekliyor.
Bu beklenti, Gazze Şeridi Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas'ın 23 Ocak'ta yaptığı açıklamayla güçlendi.
Şaas, "elektrik santralinin yeniden faaliyete geçmesi için gerekli güvencelerin ve hazırlıkların mevcut olduğunu" söyledi.
Şaas ayrıca, "güneş enerjisi konusunda uluslararası taraflarla yürütülen çalışmaların yanı sıra elektriğin en kısa sürede geri getirilmesi için enerji tedarikçileriyle temas halindeyiz." ifadelerini kullanmış ancak sürece ilişkin takvim veya teknik ayrıntı paylaşmamıştı.
İsrail, 8 Ekim 2023'te başlayan saldırıların ardından Gazze'ye elektrik tedarikini tamamen kesmişti.
Ateşkes anlaşmasına rağmen tek elektrik santralinin çalışması için gerekli yakıtın bölgeye girişine hala izin verilmediği bildiriliyor.
Saldırılar öncesinde Gazze Şeridi'nin günlük 24 saat elektrik ihtiyacının yaklaşık 500 megavat olduğu, mevcut üretim ve tedarikin ise bunun yalnızca 212 megavatını karşıladığı belirtiliyordu.
Bu kapasitenin 120 megavatı İsrail'den satın alınarak 10 hat üzerinden sağlanıyordu.
Öte yandan yönetim komitesi, Gazze Şeridi'ne 200 bin konteyner evin teslim edilmesini de gündemine aldı.
Konteyner evlerin bölgeye girişinin, özellikle İsrail'in yardım taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle ağır koşullar altında yaşayan 2,4 milyon Filistinlinin (1,5 milyonu yerinden edilmiş) barınma krizini hafifletmesi bekleniyor.
Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması
Silahsızlandırma, anlaşmanın ikinci aşamasının temel başlıkları arasında yer alıyor.
İsrail'in Kanal 13 televizyonu, dün Washington'un Hamas'ın silahsızlandırılmasına yönelik bir mekanizma taslağı hazırladığını bildirmişti.
Habere göre ABD, gelecek günlerde Hamas'a silahların çok uluslu bir güce teslim edilmesini öngören ayrıntılı bir belge sunacak.
Buna karşılık Gazze'de geçiş noktalarının açılması ve yeniden inşa sürecinin başlatılması planlanıyor.
Belgenin Hamas'a anlaşmayı uygulaması için birkaç haftalık süre tanıdığı, uyumsuzluk durumunda İsrail'e "uygun gördüğü şekilde hareket etme" izni verileceği aktarıldı.
İsrail Başbakanı Netanyahu da yaptığı açıklamada, anlaşmanın ikinci aşamasının temel hedefinin "Gazze'nin yeniden inşası değil silahsızlandırma" olduğunu iddia etti.
Netanyahu, Gazze'nin silahsızlandırılmasının "kolay ya da zor yoldan" sağlanacağını söyleyerek askeri baskının süreceği mesajını verdi.
Buna karşılık Hamas liderlerinden Hüssam Bedran da dün yaptığı açıklamada, silahsızlanma konusunun "sadece Hamas'a özgü değil Filistin'in iç meselesi olduğunu ve kararın Filistinlilere ait olduğunu" belirtti.
Bedran, bu başlığın arabulucular ve garantör ülkelerle yapılan görüşmelerde defalarca gündeme getirildiğini, olası bir müzakere sürecinde Hamas'ın değil Filistin halkının ortak tutumunun esas alınacağını söyledi.
Bu başlığın, gelecek dönemde Gazze'yi yeni bir askeri tırmanmanın eşiğine getirebileceği değerlendiriliyor.
Filistinli çevreler, İsrail'in "silahsızlandırma" konusunu, askeri operasyonları sürdürmek ve anlaşma yükümlülüklerinden kaçınmak için yeni bir gerekçe olarak kullanmasından endişe ediyor.
Uluslararası İstikrar Gücünün gelişi
Trump planının ikinci aşamasında yer alan bir diğer başlık ise Gazze'ye uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması.
Trump, ocak ortasında, güvenlik operasyonlarını yönetecek, silahsızlanma sürecini destekleyecek ve insani yardım ile yeniden inşa malzemelerinin güvenli biçimde ulaştırılmasını sağlayacak bu gücün komutanı olarak Jasper Jeffers'ı atadığını duyurmuştu.
ABD ve İsrail kaynaklarına göre bu gücün oluşturulmasının, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılmasından önce başlatılması planlanıyor.
Gazze'nin yeniden imarı
Gazze'nin yeniden imarına ilişkin ABD ve İsrail makamlarından gelen çelişkili açıklamalar, Filistinlilerde belirsizlik yaratıyor.
Anlaşmaya göre yeniden inşa sürecinin ikinci aşamada başlaması gerekirken, Trump son açıklamasında süreci silahsızlanma şartına bağladı.
Netanyahu'nun ikinci aşamanın "Gazze'yi yeniden inşa etmeyi amaçlamadığı" yönündeki açıklamaları da bu belirsizliği derinleştirdi.
Öte yandan Trump'ın damadı Jared Kushner, 22 Ocak'ta Gazze'nin yeniden inşası için kapsamlı bir plan hazırlandığını açıklamıştı.
Planın güvenlik ve yönetişim esasına dayanacağı, Gazze'nin iki ila üç yıl içinde kademeli olarak yeniden inşa edilecek bölgelere ayrılacağı belirtildi.
Filistin ve Mısır, Gazze'nin coğrafi olarak bölünmesine ve Batı Şeria'dan koparılmasına karşı çıkarken, Kushner plan kapsamında enkaz kaldırma ve yıkım çalışmalarının başladığını ifade etmiş ancak yer belirtmemişti.
















