Plassnik: "Avrupalı Ortaklardan Hakemlik Beklenmemeli"
Ankara'yı Ziyaret Eden Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, Türkiye'nin Bazı Tartışmaları Kendi İçinde Netliğe Kavuşturması Gerektiğini Belirterek,"avrupalı Ortaklardan Siyasi Polislik ya da Hakemlik Yapmasını Beklemek Söz Konusu Olamaz" Dedi.
Ankara'yı ziyaret eden Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, Türkiye'nin bazı tartışmaları kendi içinde netliğe kavuşturması gerektiğini belirterek,"Avrupalı ortaklardan siyasi polislik ya da hakemlik yapmasını beklemek söz konusu olamaz" dedi.
Plassnik, Dışişleri Bakanı ve AB Başmüzakerecisi Ali Babacan ile yaptığı görüşmenin ardından açıklama yaptı. Plassnik, AK Parti hakkında açılan kapatma davasının, Türkiye-AB müzakere sürecini nasıl etkileyebileceğine dair bir soruyu şöyle yanıtladı:
"Türkiye'nin çeşitli konulardaki tartışmaları kendi içinde netliğe kavuşturması gerekiyor. Bunlardan bir tanesi bugünkü anlayış içinde laikliğin ne şekilde anlaşıldığı ve algılandığı. Bu konuyla ilgili süreç Türkiye'nin kendi kendinin içinden geçeceği bir süreç. Avrupalı ortaklardan siyasi polislik ya da hakemlik yapmasını beklemek söz konusu olamaz."
Plassnik, Türkiye ve Türklerin AB'ye uyum sürecinde reform yolunda ilerlemeye devam etmesini istediklerini, bunu sadece Avusturya ya da AB için değil, Türkiye ve Türkler için de iyi olduğu için istediklerini sözlerine ekledi.
Babacan da Avusturyalı bir gazetecinin AK Parti'nin kapatılması halinde seçeneklerinin neler olduğuna dair sorusuna "Burada bazı temel ilkelere vurgu yapmak istiyorum; güçlerin bağımsızlığı, yargının bağımsızlığı ve yargının saygınlığı" yanıtını verirken, Türkiye'de attıkları her adımda bu ilkelere dikkat etmeleri ve çok sağlam bir meşruiyet zemininde yürümeleri gerektiğini vurguladı. Babacan, "Türkiye aynı zamanda artık açık bir ülke, açık bir toplum, açık bir ekonomi. Böylesine açık bir ülkede geçtiğimiz yıl bazı sorunlar yaşadık, ama bu sorunları açık bir toplum ve açık bir ülke olmanın bize verdiği avantajlarla aştık. Geçen yıl Türk demokrasisi büyük bir sınavı başarıyla geçti. Bu yıl da yine ülkemiz bazı sınavlardan geçecek, ben bu sınavları Türkiye'nin başarıyla vereceğine inanıyorum" dedi.
Plassnik de, bir gazetecinin, "Avusturya terörle mücadelede sağlam bir ortak, ancak üst düzey bir PKK yöneticisi kendi ülkelerinde yakalandıktan sonra kuzey Irak'a gönderildi. Böyle bir olayın tekrarlanmayacağını garanti edebilir misiniz?" sorusunu yanıtlarken, PKK'nın gerek AB gerekse Avusturya tarafından terör örgütü olarak tanındığını ve kabul edildiğini belirtti.
Terörle mücadele konusunu kendi bakanlarıyla da sürekli görüştüğünü söyleyen Plassnik, "Maalesef, bana daha önceki seferlerde de iletildiği gibi, Türkiye'de basında Avusturya'nın terörle mücadele konusundaki kararlığıyla ilgili birtakım yanlış izlenimler olduğunu biliyorum. Bundan üzgünüm ama bu konuda kararlı şekilde mücadelemizi devam ettiriyoruz" diye konuştu.
Plassnik, Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki düşüncelerinin sorulması üzerine, hedeflerinin Türkiye'nin istikrarlı, modern, dinamik ve başarılı bir partner olarak Avrupa'ya mümkün olduğu kadar yakın olabilmesini sağlamak olduğunu söyledi.
Müzakereler başladığında kendi açılarından bunun otomatik olması gerekmediği, ucunu açık olması ve birlikte başka bir geleceği de araştırmaları gerektiğini söylediğini hatırlatan Plassnik, şöyle devam etti:
"Türkiye açısından hedefin tam üyelik olduğunu biliyorum. Ben sadece, 'burada hayal gücümüzün kapsamını biraz daha genişletebilir miyiz, acaba Türkiye ile AB arasında bu ilişkileri başka türlü bir rasyonel çerçeve içinde, kendine has bir şekle oturtabilir miyiz' sorusunu sorarak bugüne kadar pozisyonumuzu ifade ettim. Türkiye'de bu konuyla ilgili tartışmalar var. Avrupa kamu oyunda da Türkiye ile ilgili tartışmalar var. Zaten müzakerelerin bu nedenle kendisi süreç olarak önemli. Çünkü bunların üretken olması önemli, nitekim müzakere sürecindeki en üretken dönem Avusturya'nın dönem başkanlığıydı."
Kapının Türkiye'ye kapalı olmaması gerektiği yönünde görüşün de olduğunu kaydeden Plassnik, ortak değerlerin sadece benimsenmesi değil, günlük hayatta uygulanması da gerektiğine dikkati çekti.
Dışişleri Bakanı BAbacan da Avusturya'da da AB fikrine, genişlemeye ve Türkiye'nin üyeliğine olan toplumsal desteğin düşük olduğunu bildiklerini belirtti. Babacan, geçen yıl 480 bin Avusturya vatandaşının Türkiye'yi ziyaret ettiğini ve daha çok sayıda Avusturya vatandaşının da Türkiye'yi "ikinci ev" olarak tercih ettiğini, yazlık daireler alarak, yılın bir kısmını Türkiye'de geçirmeyi tercih ettiğini, insandan insana temasın gittikçe yoğunlaştığını söyledi.
Babacan, "Türkiye'nin AB üyeliği, ancak tüm AB üyelerinin ve aynı zamanda Türkiye'nin ortak kararıyla mümkün olacaktır. Ama bu kararı bugün vermeyeceğiz, vakti geldiğinde hep beraber vereceğiz. Yarın çok daha farklı bir Türkiye olacak. Bu tartışmalar için daha çok erken, şu anda bu sürecin devamı, katılım sürecinin sağlıklı şekilde sürmesi önemlidir. Hedefimiz yerinde sapasağlam yerinde durduğu ve süreç rayında sürdüğü sürece bundan hem Türkiye hem de tüm AB üyesi ülkeler istifade edecektir" şeklinde konuştu.











