"Orta Doğu Elitleri Türk Dış Politikasını Nasıl Algılıyor" Anketi

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Fatih Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Doç.Dr.Savaş Genç, "Ortadoğulu elitler şunu düşünüyor; Türkiye hiç bir çıkar ve gelecek hesabı yapmaksızın, sadece değerler üzerinde siyaset yürütüyor ve Ortadoğu'nun değişimine demokrasi"...

Fatih Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü tarafından, 7 Ortadoğu ülkesinde Türk dış politikasının nasıl algılandığına ilişkin düzenlenen, "Orta Doğu Elitleri Türk Dış Politikasını Nasıl Algılıyor ?" anketinin sonuçları, Fatih Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

Doç. Dr. Genç, bu araştırmada Ortadoğu elitlerinin Türk dış politikasını nasıl algıladıklarının ortaya çıktığını belirterek, "Çalışmada İran yok. Olmayışının sebebi de muazzam bir korku var. En liberallerden bile yanıt almak çok zor. Bence, üzülerek söylüyorum bu araştırmanın en büyük eksikliği İran'ın olmayışıdır. Irak'ta bile Şiilerden görüş alabilmek için aylarca mücadele ettik. Bizi zorlayan bir diğer durum da Suriye'deki Esed yanlılarıyla görüşmekti. Ancak muhaliflerle görüşmek çok kolay oldu. Görüştülerimizin tamamı muhaliflerin liderleriydi. Lübnan ve İsrail hariç tüm ülkelerde en az 3-4 arkadaşla çalıştık. Lübnan ve İsrail'de ikişer kişiyle çalıştık" dedi.

Türkiye'nin yakın ilişkiler içerisinde bulunulan kaçıncı ülke olduğunun Ortadoğu elitlerine sorulması üzerine, Türkiye'nin ortalama olarak bu anlamda 3. sırada yer bulduğunu ifade eden Genç, "Bögenizde hangi ülkeyi bölgesel güç olarak adlandırırsınız" şeklindeki soruya verilen cevaplardan,  İsrail ve Filistinliler'in İsrail'i, diğer ülkelerinin elitlerinin ise Türkiye'yi bölgesel güç olarak gördüklerinin anlaşıldığını söyledi.

Genç, ankette elitlerin son 10 yıl içerisinde Türkiye'nin Ortadoğu'nun en güçlü ülkesi olacağını belirttiklerini ifade ederek,  "Türkiye'nin demokratikleşmesi Ortadoğu için bir esin kaynağı olabilir mi" şeklindeki soruda ise "evet" cevabının bariz şekilde öne çıktığını ve bu tablonun olumlu olduğunu vurguladı.

-"Türkiye'nin mezhepçilik yaptığını savunan üç ülke var"

Savaş Genç, "Türkiye'nin Arap baharı sürecinde demokratikleşme yanlısı tavır almasının en önemli üç sebebi ne olabilir" şeklindeki soruya verilen cevapları ise şöyle değerlendirdi:

"Sonuca bakıldığında Ortadoğu'da bir kafa karışıklığı olduğunu görüyoruz. Çünkü tek bir cevap yok. Aslında birbirlerine çok yakın cevaplar var. En çok çıkan yanıt, 'Türkiye'nin Batılı müttefikleriyle ortak çıkarlar takip etmesi'. İkinci sırada ise 'Türkiye'nin demokratik bir Ortadoğu'da kültürel ve ekonomik gücünü daha rahat artırabileceğine inancı' cevabını görüyoruz. Bu soruda şunu ortaya koymaya çalışıyoruz; Türkiye, Ortadoğu'nun değişimine destek vererek, kendine paralel ve ikili ya da bölgesel ilişkilerini kurumsallaştırabileceği bir yapıyı hayal ediyor. Bu soruya verilen bir diğer yanıt da, 'Türkiye'nin tavrı, savunduğu demokratik değerlerin doğal bir sonucudur' ifadesidir. Açıkcası bunu bu kadar yüksek oranda tahmin etmezdim, ancak yüksek çıkması çok olumlu. Ortadoğulu elitler şunu düşünüyor; 'Türkiye hiç bir çıkar ve gelecek hesabı yapmaksızın, sadece değerler üzerinden siyaset yürütüyor ve Ortadoğu'nun değişimine demokrasi adına destek veriyor.'

Bir diğer soruda Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik mezhepçi bir dış politika izleyip izlemediğini sorduk. Türkiye'nin İran ile arasının açılmasından sonra hem İran hem de Ortadoğu'daki radikalleşmeden endişe duyan İsrail elitleri tarafından, Türkiye'nin mezhepçilik yaptığı tezi savunuluyordu. Burada toplama baktığımız zaman 'evet'in daha yüsek çıktığını görüyoruz ama ülkeler bazında değerlendirdiğimiz zaman çok bariz bunu dillendiren üç ülke var; İsrail, Libya ve Irak.

Bölgede bağımsız bir Kürt devletinin istenip istenmemesine ilişkin sorulan soruya da İsrail'in, Filistin'in ve Irak elitlerinden 'evet' cevabı verildiğini görüyoruz. Kürt devletinin nerede kurulmasının istendiğine ilişkin soruya da en çok 'İran, Irak, Suriye ve Türkiye' topraklarında cevabı verilmiş.

Öte yandan, Türkiye'nin Suriye çatışmasında takınması gereken tavır sorulduğunda, İsrailli ve Filistinli elitler 'Türkiye, sorunu Suriye'nin iç meselesi olarak görmeli ve tarafsız kalmalıdır' yanıtını verirken, diğer ülkelerin elitleri soruyu 'Esed rejimine karşı muhalefeti desteklemelidir' şeklinde cevapladı. Çünkü İsrail'in hayali, bölünmüş bir Suriye. Bir diğer soruya da Türkiye'nin, Esed rejiminden sonra Suriye'nin toprak bütünlüğünü koruyan, üniter demokratik bir Cumhuriyete  destek olması gerektiği cevabı çıkmıştır."

- "Türk dış politikası Müslüman dünyasına yakınlaşmıştır' ifadesine katılanların oranı yüzde 90'lara yakın"

Yardımcı Doç. Dr. Özlem Demirtaş da ankette Türk dış politakasında bir eksen kayması olup olmadığına ilişkin soruya, Irak, Libya, İsrail elitlerinin, Türkiye'nin dış politika yöneliminin Batı'dan uzaklaşıp Doğu eksenli olmaya başladığı cevabını verdiklerini belirterek, "Bu da eksen kayması tartışmalarını bir şekilde doğrular nitelikte. Tunus'ta Batı eğiliminin değişmedini düşünenler fazla. Suriye, Filistin ve Mısırlı elitler de Türkiye'nin daha dengeli dış politika izlediğini düşünüyorlar. Türkiye'nin Batı'dan uzaklaşıp, Doğu'ya yöneldiğini düşünenlerin sayısının da diğer düşünceye yakın olduğunun altını çizmekte fayda var" dedi.

Demirtaş, "Türk dış politikası Müslüman dünyasına yakınlaşmıştır" ifadesine katılanların yüzde 90'lara yakın oduğunu, son dönemde Türkiye'nin uluslararası siyasette daha etkin dış politika izlediğini düşünenlerin de yüzdesinin fazla olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

"İsrail'de bu ifadeye katılmayanların yüzdesi diğerlerine göre daha fazla. Ancak bu Türkiye ile yaşanan krizlere rağmen İsrail'in çoğunun Türkiye'nin uluslararası politikalarda daha fazla söz sahibi olmaya başladığını düşünmesi de oldukça çarpıcı bir sonuç. 'Türk dış politikasının nihai hedefi Müslüman dünyasının lideri olmak mıdır?" şeklindeki soruya, Suriye haricinde diğer ülke elitlerinin çoğunluğunun 'evet' dediğini görüyoruz. Ortadoğu elitlerine 'Türkiye eski Osmanlı coğrafyasının hamisi gibi hareket etmektedir. Bu ifadeye katılıyor musunuz?' diye sorduk. Bu soruya cevap veren elitlerin çoğunluğunda da Türkiye'nin Osmanlı coğrafyasında bir liderlik hedefi güttüğü düşüncesi yer alıyor. Buradan ortaya çıkan bir diğer sonuç da şu, verilen cevaplar bize Türkiye'nin İslam dünyasının lideri mi yoksa eski Osmanlı coğrafyasının lideri mi gibi bir ayrıştırmanın Ortadoğu nezdinde olmadığını gösteriyor. Her iki ifadeye de 'katılıyorum' diyenlerin yüzdesinin yüksek oluşu, bu çıkarımı doğrular nitelikte.

Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik siyasi, ekonomik ve askeri gücünün örtüşüp örtüşmediği yönündeki soruda ise, bu düşünceye katılanların daha fazla olduğu görülüyor. Ancak katılmayanların oranının da yüksek olması, bu konuda tam bir mutabakatın olmadığını gösteriyor." - İstanbul

Kaynak: AA