'Muhalif Hiltonu' Ulucanlar Yıkılmayı Bekliyor
Her Siyasi Çalkantılı Döneme Damgasını Vuran, Tarihin Mekansal Tanıklarından Ankara Merkez Kapalı Cezaevi, Yani Ulucanlar Şimdilerde Sessizlik İçinde Sonunu Bekliyor.
Her siyasi çalkantılı döneme damgasını vuran, tarihin mekansal tanıklarından Ankara Merkez Kapalı Cezaevi, yani Ulucanlar şimdilerde sessizlik içinde sonunu bekliyor.
Adalet Bakanlığı tarafından yıkılmasına karar verilen ancak yerine ne yapılacağı kararlaştırılamayan Ulucanlar Cezaevi geçmişiyle yüzleşiyor. Cezaevi avlusunun bir köşesindeki kavak ağacı idamlar ve acıları hatırlatırken bir başka köşedeki uçurtma resmi Uçurtmayı Vurmasınlar filmindeki minik Barışın özgürlük hasretini anımsatıyor. Yılmaz Güney'den Bülent Ecevit'e Kemal Tahir'den Yaşar Kemal'e, Cüneyt Arcayürek'ten Yahya Murat Demirel'e, Korkut Eken'den Muhsin Yazıcıoğlu'na kadar birçok yazar, şair, siyasetçi hatta başbakanı zorunlu konuk eden Ulucanlar Cezaevi son günlerini anılarını hatırlayarak geçiriyor. Ne gözetleme kulelerinde askerler nöbet tutuyor, ne avluda hükümlüler volta atıyor. Ankara'nın Altındağ İlçesi'nde 1923 yılında Askeri depo olarak inşa edilen Ulucanlar Cezaevi 1925 yılından itibaren, cezaevi olarak kullanıldı. Yıllara ve değişen cezaevi koşullarına ayak uyduramadı ve tam 83 yıl sonra kapısına kilit vuruldu. İsmini içinde bulunduğu semtten alan Ulucanlar Cezaevi bugünde kapatılmayı bekliyor.
En kalabalık dönemlerini Demokrat Parti döneminde yaşayan Cumhuriyetle yaşıt cezaevi, bir dönem "Muhalif Hiltonu" olarak da anıldı. Bugün kapatılan Ulucanlar cezaevi tarihe de çok sayıda ayrılık, isyan ve idam ile birlikte kazındı. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından verilen idam kararları 6 Mayıs 1972 sabahı Ulucanlar cezaevinin avlusunda hala tüm ihtişamı ile uzanan uzun kavak ağacının gölgesinde kurulan darağacında infaz edildi. Muhalif Hiltonu olarak anılan Ulucanlar Cezaevi'nin zorunlu misafirleri arasında hem geçmişten hem günümüzden bildik isimler yer alıyor. Yılmaz Güney'den Muhsin Yazıcıoğlu'na, Kemal Tahir'den Yaşar Kemal'e, Cüneyt Arcayürek'ten Yahya Murat Demirel'e, Korkut Eken'e çok sayıda ünlü isime hatta Başbakanlık yapmış Bülent Ecevit bile Ulucanlar Cezaevi'nin zorunlu misafirleri arasında bulunuyor. Cezaevi Müdürü Hulusi Sağır, 1991 yılında Meclise giren ama yine Meclis kararıyla 'milletvekili' sıfatlarını kaybeden Leyla Zana ve arkadaşlarının da Ulucanlar Cezaevi'nde yattığını hatırlatıyor. Ayrıca Ulucanlar Cezaevi yeraltı dünyasının da bir çok ünlü ismini konuk etti. Ulucanlar Cezaevi zorunlu konukları ve idamlarının yanısıra Uçurtmayı Vurmasınlar filmi ile de insanların aklına kazındı. Kendisi de 4 yıl Ulucanlar'da hapis yatan Feride Çiçekoğlu'nun cezaevinde yaşadıklarından yola çıkarak yazdığı Uçurtmayı Vurmasınlar filmi Türk sinemasının unutulmaz klasikleri arasında yer aldı. Ulucanlar cezaevindeki bir adli mahkumun beş yaşındaki oğlu Barış ile bir siyasi tutuklu olan İnci'nin duygusal hikayesini anlatan film, bir çok insanı izlerken gözyaşlarına boğdu. Tutsaklığı, hapishanede Kadınlar Koğuşu'nda doğmuş 5 yaşındaki Barış adlı çocuğun gözünden anlatıldığı filmde, mavi gökyüzünü delen uçurtmalar Barış çocuğu da özgürlüğe uçuruyordu. Ulucanlar Cezaevi, Uçurtmayı Vurmasınlar filmi ve pekçok şiire konu olsa da hatırlanılması dahi istenmeyen pek çok acı olaylara da mekan oldu. 1999 yılında, siyasi tutuklu ve hükümlünün, çok sayıda cezaevinde, aynı anda başlattıkları ölüm orucu eyleminin merkez üslerinden biri de Ulucanlar Cezaevi oldu. Eyleme son vermek isteyen güvenlik güçlerinin koğuşlara operasyon düzenlemesi sonrasında çıkan çatışmada 10 tutuklu hayatını kaybetti ve 30'dan fazla kişi de yaralandı. Aradan geçen zamanın ardından Ulucanlar Cezaevi'nin yıkılmasına karar verildi. Adalet Bakanlığı Ulucanlar Cezaevi'nin yerine ne yapılacağına düzenlenecek bir proje yarışmasıyla karar verileceğini bildirdi.
(SC-ÖK-ÖK-Y)









