İsviçre, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria ile ilgili kararlarını şiddetle kınadığını bildirdi

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İsviçre, İsrail güvenlik kabinesinin işgal altındaki Batı Şeria'ya dair aldığı yeni kararları şiddetle kınayarak, bu adımların iki devletli çözümü tehdit ettiğini belirtti. Yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuk açısından yasa dışı olduğunu vurguladı.

İsviçre, İsrail güvenlik kabinesinin işgal altındaki Batı Şeria'ya ilişkin onayladığı yeni kararları şiddetle kınayarak, söz konusu adımların iki devletli çözümü engellediğini bildirdi.

İsviçre Dışişleri Bakanlığı, ABD merkezli X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, İsrail güvenlik kabinesinin 8 Şubat'ta işgal altındaki Batı Şeria'ya ilişkin onayladığı önlemleri kınadıklarını belirtti.

Paylaşımda, yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuk uyarınca yasa dışı olduğu vurgulanarak, bu adımların 1967 öncesi sınırlara dayalı, güvenli ve karşılıklı olarak tanınmış sınırlar içinde barış ve güvenlik içerisinde yaşayan iki devleti öngören iki devletli çözümü baltaladığı kaydedildi.

İsrail, "A" ve "B" bölgelerinde Filistin yönetiminin yetkilerini kısıtlıyor

İsrail güvenlik kabinesi, Tel Aviv'e bağlı işgal altındaki topraklardaki sivil yönetim birimlerinin, uluslararası anlaşmalara göre Filistin yönetiminin idaresinde bulunan "A" ve "B" bölgelerinde de faaliyet göstermesine karar verdi.

Bu kararla İsrail, idari ve askeri olarak sorumlu olduğu yalnızca C Bölgesi'nde değil, Batı Şeria'nın tamamında işgalini derinleştirme ve yıkımlar gerçekleştirme imkanı elde ediyor.

1995 tarihli İkinci Oslo Anlaşması'na göre, Batı Şeria tamamen Filistin yönetimindeki "A Bölgesi", Filistin sivil idaresi ile İsrail güvenlik kontrolündeki "B Bölgesi" ve tamamen İsrail kontrolündeki "C Bölgesi" olmak üzere 3'e ayrılıyor. "C Bölgesi", Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 61'ini kapsıyor.

Uluslararası hukuku hiçe sayan İsrail yönetimi, işgal altında tuttuğu Batı Şeria'nın A ve B bölgelerinde "kültürel miras, arkeolojik alanlar, çevresel riskler ve su kaynakları" gibi gerekçeleri öne sürerek işgal ettiği topraklarda kuracağı sivil idarelerle işgalini genişletmeyi hedefliyor.

Bu kapsamda Filistinlilere ait yapılar, çevreye veya su kaynaklarına zarar verdiği iddiasıyla yıkılabilecek ya da arkeolojik değer taşıdığı gerekçesiyle müsadere edilebilecek.