İstahed Bilim Komisyonu Üyesi Keçebaş: "Hantavirüsün En Yaygın Bulaşma Şekli, Kuru Tozların Süpürülerek Havaya Karışması"

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Uzman Dr. Gülşah Keçebaş, hantavirüsün kuru tozların süpürülmesiyle havaya karıştığını belirterek, temizlik öncesi alanın çamaşır suyuyla ıslatılması gerektiği uyarısında bulundu.

(İSTANBUL) - İSTAHED Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Gülşah Keçebaş, kemirgenlerden insanlara bulaşan ve son dönemde küresel boyutta dikkati çeken hantavirüsün en yaygın bulaşma şeklinin kuru tozların süpürülerek havaya karışması olduğunu belirterek, "Bu, virüs yüklü partikülleri havaya kaldırır. Temizlenecek alan önce mutlaka sulandırılmış çamaşır suyu ile ıslatılmalıdır" uyarısında bulundu.

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Gülşah Keçebaş, son zamanlarda kamuoyunu yakından ilgilendiren hantavirüse ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hantavirüsün genetik akrabalarının aksine kene veya sivrisinek gibi eklembacaklılarla değil, kemirgenlerle taşınan bir RNA virüsü olduğunu belirten Uzm. Dr. Gülşah Keçebaş, virüsün segmentli yapısının farklı suşlar arasında genetik parça değişimi riskini doğurduğunu ifade etti.

Bu durumun virüsün aniden daha bulaşıcı veya daha hastalık yapıcı bir forma evrilme potansiyelini açıkladığını söyleyen Keçebaş, virüsün insan vücudundaki zararına, "İnsan hastalığında verdiği zararın büyük kısmı doğrudan hücrelerimizi parçalamasından değil bağışıklık sistemimizi bozma mekanizmalarıyla ilişkilidir. Bağışıklık sistemimizde yarattığı bu bozulma ile akciğerlerde ve böbreklerde hasar yaratarak hastalık meydana getirir" diye konuştu.

Hantavirüslerin tarihini, ekolojik dengenin insan sağlığı üzerindeki etkisinin en somut örneği olarak tanımlayan Keçebaş, benzer hastalık tablolarının modern tıptan çok önce M.Ö. 960 yıllarında Çin'de kayıt altına alındığını belirtti.

Virüsün modern tıp dünyasınca ciddiyetle ele alınmasının Kore Savaşı ile olduğunu dile getiren Keçebaş, 1976 yılında Dr. Ho-Wang Lee'nin virüsü ilk kez izole etmeyi başardığını ve vakaların görüldüğü Hantaan Nehri'ne atfen "Hantaan Virüsü" adının verildiğini, 1993 yılında ABD'de yaşanan ani genç ölümleriyle virüsün akciğerleri tutan formunun (HPS) ilk kez resmi olarak tanımlandığını belirtti.

"VAKALARIN YÜZDE 90'INDAN FAZLASI TAM İYİLEŞME İLE SONUÇLANDI"

Türkiye'deki vakalara da değinen Keçebaş, Türkiye'de hantavirüs varlığının ilk kez Şubat 2009'da Zonguldak ve Bartın bölgesinde rapor edildiğini ifade etti.

Türkiye'deki vakaların Amerika'daki ölümcül akciğer formunun aksine genellikle böbrek tutulumuyla (HFRS) seyrettiğini belirten Keçebaş, "Vakaların yüzde 90'ından fazlası tam iyileşme ile sonuçlanmıştır. Ölümleri azaltan en önemli faktör, hastaların hızla diyaliz imkanı olan merkezlere ulaştırılması olmuştur" dedi. Keçebaş, Sağlık Bakanlığı'nın son bildirimlerine göre yurt içinde aktif bir salgın kümesi bulunmadığını bildirdi.

ANDES VİRÜSÜ ALARMI

Mayıs 2026 başında bir yolcu gemisinde patlak veren salgının tıp dünyasında alarm seviyesini artırdığını söyleyen Dr. Keçebaş, bu salgına neden olan Andes virüsünün insandan insana yakın temasla bulaşabilen tek hantavirüs türü olduğunu belirtti, bu süreçte Türkiye'ye getirilen 3 yolcunun testlerinin negatif sonuçlandığının resmi olarak duyurulduğunu hatırlattı.

Korunma yöntemleri konusunda uyarılarda bulunan Keçebaş, hantavirüsün en yaygın bulaşma şeklinin kuru tozların süpürülerek havaya karışması olduğunu vurguladı. Depo, tavan arası veya ahır gibi alanları temizlerken asla çalı süpürgesi veya elektrikli süpürge kullanılmaması gerektiğini belirten Keçebaş, "Bu, virüs yüklü partikülleri havaya kaldırır. Temizlenecek alan önce mutlaka sulandırılmış çamaşır suyu ile ıslatılmalıdır" uyarısında bulundu. Ayrıca riskli faaliyetlerde en az N95 tipi maske ve eldiven kullanılmasının şart olduğunu dile getirdi.

NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?

Keçebaş, kırsal alanda bulunan veya kemirgen teması şüphesi olan kişilerin; ani başlayan yüksek ateş, şiddetli bel ağrısı veya hızlı gelişen nefes darlığı durumunda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini belirterek, "Hantavirüs vakalarındaki artış aslında doğanın bir imdat çağrısıdır. Doğal dengeyi korumak, sadece çevreyi değil, doğrudan kendi sağlığımızı korumaktır" ifadelerini kullandı.

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.