Dilara'nın Günahı Ne

İzmir Bornova Pınarbaşı Yeşilçam İlköğretim Okulu 1. Sınıf Öğrencisi Dilara Durmuş, Yaramaz Öğrencilerin Kurbanı Oldu.
İzmir Bornova Pınarbaşı Yeşilçam İlköğretim Okulu 1. sınıf öğrencisi Dilara Durmuş, yaramaz öğrencilerin kurbanı oldu. Teneffüste merdivenlerde arkadaşlarıyla itişip kakışan bir 8. sınıf öğrencisi üzerine düşen minik Dilara'nın bacağı kırıldı, ameliyatta çivi takılıp vucudu alçıya alındı. Anne Hatice Durmuş, okul yönetimini ilgisizle suçlayıp, ''Çocuktur kaza olabilir, ama yönetim ambulans bile çağırmamış. Kızım olaydan 7.5 saat sonra ameliyata alınabildi, nasıl olduğunu soran bile olmadı. Hani çocuklarımız onlara emanetti?' dedi.
İlköğretim okullarında enerji dolu, oyun çocuğu olan yaşları 6 ila 13 yaş arasındaki öğrenciler ders saatlerinde sınıfta zor oturup teneffüs zili çalınca soluğu bahçede alıyorlar. Çocuklar özgürce koşup oynarken, kendilerinden küçüklere zarar vereceklerini düşünmüyorlar, bir kazaya yol açabileceklerini bilmiyorlar. O nedenle de okullarda teneffüs satlerinde nöbetçi öğretmenler bahçede turluyor, koşuşturanları etraflarına zarar vermesinler diye uyarıyor. Ama bazen kaşla göz arasında istenmedik kazaların önüne geçilemiyor. Nitekim bu yıl okula başlayan 6 yaşındaki Dilara Durmuş'un da başına haylaz öğrencilerin yol açtığı kaza meydana geldi. İddiaya göre minik Dilara'nın, 7 yaşına basacağı 3 Kasım günü yaşanan kaza şöyle meydana gelişti.
Saat 11.30 sularında teneffüse bahçeye çıkan Dilara'nın üzerine, 3-4 basamaklı merdivenin yer aldığı platformda oyun oynayan, birbirini iten 8. sınıf öğrencilerinden biri düştü. Kendinden oldukça iri bir öğrencinin üzerine düştüğü Dilara acı içinde kıvrandı. Daha sonra aileye haber verildi. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde saat 19.30'da ameliyata alınabildiğini belirten anne Durmuş okul yönetimini ilgisizlikle suçlayıp şunları söyledi: ''Dilara bu yıl okula başladı. Aynı okulda 5. sınıfta okuyan Kardelen adlı bir kızım daha var. Dilara sabahçı. Saat 12.20'de son ders zili çalıyor, o saatte gidip onu okuldan alıyorum.
Kaza günü okuldan beni aramadılar. Eşim arayınca gittim. Ben gittiğimde belki kaza olalı yarım saati geçmişti. Ne ambulans çağırmışlar ne bir sağlıkçı. Kızım öylesine masada yatıyor, acıdan ağlıyordu. Bir müdür yardımcısı bana kızımı arabasıyla götürebileceğini söyledi. Eşimi aradım, yakın olduğunu söyleyince kızımızı biz hastaneye götürdük. İlk gittiğimiz hastanede yarım alçı alıp, ameliyat için daha büyük hastaneye sevk ettiler. Nitekim kızımın ayağına çivi koydular. Kırık sağ bacağının tümünü, sol bacağının da dizden koltuk altına kadar alçıya aldılar.
Bu alçı bir buçuk ay kalacak. Her sabah okula geldiğimizde velileri içeriye almazlar, 'çocuklarınız bize emanet, siz giremezsiniz' derler. Emanete böyle mi bakıyorlar. Çocuktur, düşer kalkar, kaza olabilir, bizim çocuklarla ilgili bir sorunumuz yok. Ama idarenin bir ambulans çağırmaması, ya da kızımızı hemen hastaneye götürüp, bizi hastaneye çağırmaları gerekmez miydi? Eşim olayın nasıl olduğunu öğrenmeye gittiğinde müdür eşimi terslemiş, nereye gidersen git şikayet et demiş. Biz de hem Savcılığa verdik, hem de İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şikayet ettik. Olayın üzerinden günler geçti, 8 Kasım'da taburcu olduk, okuldan ne arayan soran var ne de geçmiş olsun diyen. Buna çok üzüldük. Bu yıl kızım okula gidemeyecek. Alçı çıktıktan sonra yeniden yürümeyi öğrenecek. Okulundan, arkadaşlarından, eğitiminden geri kalacak.'
Öte yandan, Yeşilçam İlköğretim Okulu'nda hiçbir yetkili olayla ilgili konuşmadı, bilgi vermedi. Okul müdürü Hüseyin Akay ile nöbetçi öğretmenin şikayetin ardından Pınarbaşı Karakolu'nda ifade verdikleri belirtildi.












