Cumartesi Anneleri'nden Adalet Çağrısı
Cumartesi Anneleri, 2026 yılının ilk cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek gözaltında kaybedilen sevdiklerinin akıbetinin açıklanması, adaletin sağlanması ve barışın tesis edilmesi çağrısını yineledi. Yapılan açıklamada, yıllardır süren belirsizliğin, acının ve adalet arayışının takvimler değişse de sona ermediği vurgulandı.
Haber: Belçim KILIÇKIRAN / Kamera: Umut Emre GÖKBULUT
(İSTANBUL) Cumartesi Anneleri, 2026 yılının ilk cumartesi günü Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelerek gözaltında kaybedilen sevdiklerinin akıbetinin açıklanması, adaletin sağlanması ve barışın tesis edilmesi çağrısını yineledi. Yapılan açıklamada, yıllardır süren belirsizliğin, acının ve adalet arayışının takvimler değişse de sona ermediği vurgulandı.
Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
"2026, kayıplarımıza kavuştuğumuz, adaletin ve barışın tesis edildiği, insan onurunun kazandığı bir yıl olsun. Bugün 2026'nın ilk cumartesisi. Yeni bir yıla daha, gözaltında kaybedilen sevdiklerimizin akıbeti açıklanmadan giriyoruz. Takvimler değişse de kayıp yakınlarının bekleyişi değişmiyor; belirsizlik, acı ve adalet arayışı sürüyor. Kayıp yakınlarının hakikati bilme ve adalete erişme hakkı sistematik biçimde ihlal edilmeye devam ediliyor."
Açıklamada, yeni yılın yalnızca bir başlangıç değil, aynı zamanda unutmama iradesini ve hafızayı diri tutma sorumluluğunu büyüttüğü ifade edilerek talepler bir kez daha kamuoyuyla paylaşıldı. Talepler, şöyle sıralandı:
"Zorla kaybetme dosyalarında etkili, bağımsız ve tarafsız soruşturmalar yürütülsün; sorumlular yargı önüne çıkarılsın ve adalet sağlansın.
Kayıp yakınlarının hakikati bilme hakkı tanınsın.
Galatasaray Meydanı'ndaki barışçıl toplanma hakkımız üzerindeki Anayasa'ya aykırı kısıtlamalar ve mekan yasağı kaldırılsın.
Gözaltında kaybetme fiili insanlığa karşı işlenen bir suç olarak tanımlansın; önlenmesine ve cezalandırılmasına yönelik yasal düzenlemeler yapılsın.
Türkiye, Birleşmiş Milletler Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesi'ni ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni kuran Roma Statüsü'nü imzalasın, onaylasın ve uygulasın."
Cumartesi Anneleri, mücadelelerinin yalnızca kayıplarını arayan ailelerin değil, aynı zamanda toplumun adalet ve demokrasi talebinin de ifadesi olduğunun altını çizdi. Açıklamada, "Hakikatle yüzleşmeden, adalet sağlanmadan ve geçmişin ağır insan hakları ihlalleriyle hesaplaşılmadan Türkiye barışa ve huzura kavuşamaz" denildi.
Basın açıklamasının ardından söz alan bir kayıp yakını, Galatasaray Meydanı'nın yıllar içinde sembolik bir hafıza mekanına dönüştüğünü belirterek şunları söyledi:
"Bu basın açıklamasını 2026'da yine bu Galatasaray Meydanı'nda, bu utanç duvarının önünde yapıyoruz. Daha önceki yıllarda bu meydanda mumlar yakardık, resimlerimizi tutardık, karanfillerimizi koyardık. Yeni yıla öyle girerdik. Ama ne yazık ki bu iktidar, bu sistem, bu devlet burayı da bize çok gördü. Çünkü burası onların gerçek yüzünü gösteriyor. Bu bariyerler onların niyetinin, gerçek yüzlerinin ifadesidir. Utanmadılar, burayı bariyerlerle kapattılar. Ama biz şunu çok iyi biliyoruz: Biz en çok sevdiklerimizi kaybettik. Bizim bir yanımız bayramlarda, yılbaşlarında hep boş kalıyor. Bu insanları anmak, bu insanlara sahip çıkmak insani bir görevdir. Ne yaparlarsa yapsınlar biz bu alanları terk etmeyeceğiz. 2026'da da, 2030'da da, 2050'de de biz bu alanı kullanacağız. Eninde sonunda bu bariyerler kalkmak zorundadır. Bizim 30 sene önceki taleplerimiz hala geçerlidir. Bu insanları kaybedenler ortaya çıkarılsın ve yargılansın. Bu düzene, bu sisteme muhalif oldukları için kayboldular."
Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili Okan Konuralp de alanda yaptığı konuşmada Cumartesi Anneleri'nin mücadelesinin, Türkiye'nin barışı için taşıdığı öneme dikkati çekti. Yazar Sabahattin Ali'nin fotoğrafını taşıyan Konuralp şunları söyledi:
"Hepimizin Cumartesi insanlarının, Cumartesi Anneleri'nin bu vakur ve sabırlı duruşundan çıkarmamız gereken dersler var. Bunların en başında şu geliyor: Cumartesi Anneleri gerçeğiyle yüzleşmeden Türkiye'de kalıcı barışa ulaşamayız. İçinden geçtiğimiz sürecin kalıcı bir barışla sonuçlanmasını istiyorsak, Türkiye'nin vakit kaybetmeden bu gerçekle yüzleşmesi gerekir. Bu anneleri, babaları, evlatları, ablaları bu meydanda buluşturan kayıpların bir an önce bulunması, bu çocukların akıbetlerinin ortaya çıkarılması gerekiyor. Ama her şeyden önce bu çocukları kaybedenlerin cezasızlık zırhından kurtarılması, kim sorumluysa vakit geçirmeksizin cezalandırılması şarttır. Anneler belki artık evlatlarına kavuşamayacaklarını biliyorlar; ama yüreklerini ferahlatacak üç şey var: Evlatlarının mezarlarının nerede olduğunu bilmek, evlatlarının kaybından sorumlu olanların cezalandırılması ve Galatasaray Meydanı'nın yeniden özgürlük meydanına dönüşmesi. 2026'nın, evlatların bulunduğu, sorumluların cezalandırıldığı ve Galatasaray Meydanı'nın özgürlüğüne kavuştuğu bir yıl olmasını diliyorum."
Bir diğer kayıp yakını ise 30 yılı aşkın süredir süren mücadelenin kuşaklar boyunca devam ettiğini vurguladı:
"Biz 30 yılı aşkın süredir burada, devlet eliyle gözaltına alınıp kaybedilen sevdiklerimizin akıbetini soruyor, onlar için adalet istiyoruz. Bu eylemi 1995 yılında annelerimiz başlattı. Ne yazık ki annelerimizi yavaş yavaş kaybediyoruz. Bugün iki, hatta üç kuşak olarak buradayız. Benim abim 1980 yılında İstanbul'da Haşim İşcan Geçidi'nde gözaltına alındı ve Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü'nde kaybedildi. Orada olduğunu biliyoruz, tanıkları var. Ama gözaltına alındığı hep inkar edildi. Buradaki kayıplarımızın hepsinde aynı şey yaşandı. Gözaltı inkar edildiği için hukuk işlemiyor; 'kanıtlayın' deniyor. Oysa tüm kayıplarımızın gözaltına alındığına dair tanıklar var. Biz Galatasaray Meydanı'nda sessiz oturma eylemi yapıyorduk. 2018'den beri bu meydan bize kapatıldı ve sadece 10 kişiyle basın açıklaması yapmamıza izin veriliyor. Bu 10 kişi sınırını da, meydanın kapalı olmasını da kabul etmiyoruz. Bu bariyerler bu ülke için bir utanç duvarıdır. Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Bu utanç duvarını kaldırın. Hafıza mekanımıza kavuşmak istiyoruz. En önemlisi de kayıplarımızın akıbetini açıklayın."
Cumartesi Anneleri, 2026 yılında da Galatasaray Meydanı'nda olmaya devam edeceklerini belirterek, "Kayıplarımız bulunana, failleri yargılanana ve adalet sağlanana kadar vazgeçmeyeceğiz. Kaç yıl geçerse geçsin, tüm kayıplarımız için adalet istemekten ve devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz" mesajını verdi.












