Başoğlu'ndan Gündeme İlişkin Açıklamalar

Başoğlu'ndan Gündeme İlişkin Açıklamalar
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, CHP'nin Parti Kapatmayla İlgili Hiçbir Görüş Belirtmediğini Kaydederek, "CHP'de Parti Kapatmalara Karşı Çıkmalıdır" Dedi.

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, CHP'nin parti kapatmayla ilgili hiçbir görüş belirtmediğini kaydederek, "CHP'de parti kapatmalara karşı çıkmalıdır" dedi.

Sendika genel merkezinde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başoğlu, Sosyal Güvenlik Kanunu ile ilgili Emek Platformu tarafından aklı selim, yüksek katılımlı ve güzel bir eylem gerçekleştirildiğini söyledi. Başoğlu, Başbakan Erdoğan'ın ise bu eylem sonrası gerekli düzenlemelerin yapılması için taraflarla tekrar görüşülmesi yönündeki tarzını takdirle karşıladığını ifade etti. Geçici işçiler ve taşeron işçiler açısından bazı sanayi sektörlerinde işin süreklilik arz etmemesi sık sık iş değiştirmeye yol açtığından bazı işçilerin 9 bin gün prim ödemelerinin hemen hemen imkansız olduğunu kaydeden Başoğlu, "Bu durumda olan işçilerin emekliliği hak etmeleri mezarda bile gerçekleşemeyecektir. Biz kazanılmış hakların korunmasını istiyoruz" dedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın AK Parti'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne açtığı davada, Cumhurbaşkanı, Başbakan, 5 bakan, 53 milletvekili ve bazı parti kurucularının laiklik ilkesini ihlal ettiği ileri sürülerek 5 yıl süreyle siyasetten alıkonulma talebinin bulunduğunu kaydeden Başoğlu, "Laik Fransızca bir kelimedir. Lügat manası ise; ruhani olmayan kimse, dini olmayan bir şey, fikir, müessese sistemidir. Laik diye ruhaniler sınıfının iki zümresinden hiç birine mensup olmayan, zalih ve papaz sıfatını alamayan Hristiyanlara denir. Cumhuriyet kurulurken laiklik kuralıyla bir bağlantısı yoktur. Laiklik, Anayasa'ya 1945 yılında kural olarak girmiştir. İddianamede yer alan laiklik iddialarının, tarihi gelişmeye uygun düşmediği açıkça görülmektedir. Bu, tarihte 'papa ile imparatorun güç kavgası' gibidir. Papa 'dünya ve ahir işleri bende', imparator ise 'dünya işleri bende, ahiret işleri papada' şeklinde gelişmiştir" diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi'nin vereceği kararın beklenmesi gerektiğini ve partinin kapatılması halinde Cumhurbaşkanı'nın görevden alınması, Başbakan ve bazı bakanların 5 yıl süreyle siyasi yasaklara uğramasının Türkiye'de bir kaos ortamı oluşturacağını savunan Başoğlu, "Anayasa Mahkemesi, İslam'ı yargılayamaz. İslami hiçbir makam ve mevkii yargılayamaz ve cezalandıramaz. Yapılması gereken bir an önce yargının, cumhuriyet başsavcılarının siyasi partileri kapatma yetkisinin elinden alınması gerekir. Anayasa Mahkemesi'nin siyasi parti kapatma yetkisinin de elinden alınması lazım. Parti kapatmalar Türk demokrasisini güçlendirmez. Bu durumda yargı rejime müdahale etmektedir. Demokrasi kendi kuralları içinde yaşatılmadır" şeklinde konuştu.

Cumhuriyet Başsavcısı'nın siyasi hayata müdahalede bulunduğunu savunan Başoğlu, "Böylece Anayasa'ya göre yürütme, yasama ve yargı üçlüsünden oluşan devlet yapımızda hem yasama hem yürütme organları adeta felç edilmek istenmektedir. Demokratik hayatımız büyük bir darbeye maruz kalmaktadır. Bu mutlaka önlenmelidir. Parti kapatmak demokrasiye verilen cezadır. Demokrasiyi savunanlar siyasi partilere müdahale ederek kapatılmalarına karşı durmalıdırlar. Ben şahsen CHP'nin bu konudaki görüşünü merak ediyorum.

Hiçbir görüşü belli değil. Bana göre CHP'de karşı çıkmalıdır. Çok yavan bir iddia ile yola çıkılmıştır. Rejime sahip çıkmalıyız. İlke olarak partilerin kapatılmasına karşıyım" dedi.

(BK-CC-CC-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı