Emir Buhari'de Kültür Buluşmaları

Emir Buhari'de Kültür Buluşmaları

Emir Buhari Kültür Merkezi'nde düzenlenen 'Kültür Buluşmaları'nın bu haftaki konuğu Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara oldu.

Emir Buhari'de Kültür Buluşmaları

BURSA - Kültür A.Ş tarafından düzenlenen 'Kültür Buluşmaları'na konuk olup, 17. Yüzyılda yaşayan büyük Sufi Niyazi-i Mısri'nin dilinden tasavvufu anlatan Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, "Hac 'da bile acınacak haldeyiz. Kafamızı kapitalizm iğfal etti" dedi.

Katılımcılara büyük Sufi Niyazi-i Mısri'nin dilinden tasavvufu anlatan Kara, tasavvufun tek kelime ile özetinin 'aşk' olduğunu belirterek, ilahi aşkı anlatan binlerce kitap olduğunu ancak dervişlik mertebesine yükselen on binlerce milyonlarca âşık olduğuna dikkat çekti. "Âşıkların çoğu konuşmadı, konuşmuyor" diyen Kara, ''Canan için canı feda etmek gerek, aşkın sonu yok oluştur, aşk ile birlikte ağlamak sızlamak inlemek var nalân olmak var. Niyazi Mısri-i gibi şahsiyetler aşıkların aşkına ses vermeseydi, çok daha garip kalacaktık, çok daha yavan olacaktık. Şimdi hiç değilse bir şeyler tahmin ediyoruz'' dedi.

Varlık dağını aşmak büyük bir cihattır
Mevlana ve Yunus Emre'nin eserlerine de vurgu yapan Prof.Dr. Kara, ''Mevlana'nın eseri diye okuduğumuz Mesnevi, Yunus Emre'nin Divanı, huzur denizinde su üzerine çıkan hava kabarcıklarıdır sadece… Ariflerin eserleri onların yaşadıklarının birebir aktarımı değildir. Dervişlikte varlık dağını aşmak büyük bir cihattır. Gönül sırlarına kimse muttali olmadı, bu tip sırlar kimseye aktarılmaz. Gönül sırları hiç kimseye söylenmez kan kaybıdır o. Yaşadığımız dini deruni haller aktarıldığı zaman tam aksine, kötü netice verir'' diye konuştu.
Tasavvufun şifre kelimelerinden birinin de 'alçak gönüllülük' olduğunu dile getiren Kara, ''Kibirliyi bu mahalleye yaklaştırmazlar. Alçak gönüllülük, tevazu muhteşem bir sermaye. Bana göre fetihlerin şifresi de tevazu, alçak gönüllülüktür. Zaferlerin, fetihlerin sermayesi ne yeniçeridir ne onun topu tüfeğidir. Ne de baştaki padişahıdır. Fetih ruhunu yaşatan kuvvet alçak gönüldür. Bugün Üsküp'te Bosna'da ezan okunuyorsa bu kelimenin sihrindendir. Yoksa yüzyıllar önce oradan o top tüfek gitti, ama ezan hala okunuyor'' dedi.

Acınacak haldeyiz
Niyazi-i Mısri'nin dizelerini yorumlarken, Müslümanların hac ibadetini ve umre ziyaretlerine ilişkin de eleştirilerde bulunan Prof. Dr. Kara, ''Gönül gözünün açık olması'' deyimine açıklık getirdi. Göğüs boşluğundaki gönül gözünün açık olmasının Kuran-ı Kerim'de bir ayette geçtiğini ifade eden Kara, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu ifade seyahat ile ilgili bir ayette geçiyor, yani Allahu Teâlâ yeryüzünü gezi dolaşın ve bu sizin kalbinizi kafanızı gönlünüzü açsın diyor. Bir Müslümanın yapabileceği en muhteşem yolculuk hacdır. Peki, biz bu yolculuğun neresindeyiz? Şimdilerde anasından doğan umreye gidiyor. Eyvallah gitsin de bunun neresindeyiz, ne yapıyoruz? Nereye gidiyoruz, gittiğimiz yerin farkında mıyız? Ciddi bir problem halini aldı bu durumlar. Şirketler para kazanma derdinde biz de hacı hoca olma derdindeyiz. Çok acınacak manzaralar var acınacak haldeyiz. Tavafta fotoğraf çekmekten başka bir şey yapmayacak kadar acınacak haldeyiz. Bunun farkında değiliz.''

Kafamızı kapitalizm iğfal etti
Büyük Sufi Niyazi-i Mısri'nin dilinden ve dizelerinden tasavvufu anlatan Prof.Dr. Kara Mısri-i'nin "Yok olmayan var olamaz varını dağıtmak gerek'' mısraına da dikkat çekerek önemli saptamalarda bulundu. Kara, ''Kafamızı kapitalizm iğfal etti. İğfal edilmiş bir beynimiz var şu anda ve o iğfal edilmiş beyinle konuşuyoruz. Kapitalist olduk. ''Yok, olmayan var olamaz varını dağıtmak gerek'' tabi bu birinci merhale biz bunu bile başaramadık ki'' diyerek konuşmasını tamamladı.

Kaynak: Bültenler