Bitlis Birinci Derecede Deprem Bölgesinde Yer Alıyor
Bitlis ve ilçelerinin, birinci derecede deprem kuşağında yer aldığı bildirildi.
Bitlis ve ilçelerinin, birinci derecede deprem kuşağında yer aldığı bildirildi.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fethi Ahmet Yüksel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bitlis'in topyekun Bitlis-Zagros kent kuşağı üzerinde yer aldığını, tarih içinde Bitlis ve çevresinde yaşanan çok önemli depremlerin araştırmacılar tarafından kaydedildiğini söyledi.
Türkiye'nin çok önemli bir coğrafi bölgesinde ve stratejik konumunda bulunan Bitlis ve ilçelerinin, birinci derece deprem kuşağında yer aldığını ifade eden Yüksel, şöyle konuştu:
"Bitlis'te 1670 yılında, 1705 yılında Muş'ta, 1648 yılında ise Van'da deprem yaşanmış. Yerleşim alanlarına etki eden bu büyük depremler tarihsel kayıtlardan belirlenebilmiş. Bunlarla ilgili sadece Bitlis'i hedef alan depremler var. Özellikle Koçyiğit'in 2011 yılında yaptığı çalışmayla, ürettiği sismotektonik haritadan bölgenin Bitlis'in diri faylarını gösteriliyor. Bitlis ve çevresindeki deprem üretecek olan fayların yerleri belirlenmiş. Bitlis'in doğusunda Bitlis fay hattı bulunuyor. Bitlis'in üzerinde güney batı yönüne doğru Muş'a uzanan Kavakbaşı fayı bulunuyor. Bitlis ve Muş, iki koridorun başları olmak üzere depresyon oluşturuyor. Ayrıca Muş'un ve Bitlis'in kuzeybatısında ters fayların ürettiği bindirmeler ve lokasyonlar mevcut. Bunlardan meydana gelen tarihsel dönemdeki depremlerin ve 1900 yılından itibaren aletsel kayıtlarda tespit ettiğimiz sismolojik verilere göre, buradaki şehirleri ve yerleşim birimlerini maddi ve manevi zararlara uğratacak depremlerin olduğunu görüyoruz."
-"Diri fay hatları sürekli mikro deprem üretiyor"
Bitlis'i etkilen diri fay hatlarının bulunduğunu ve bunların aktif olmasından dolayı sürekli mikro deprem ürettiğini vurgulayan dile getiren Yüksel, kent çevresinde Bitlis, Kavakbaşı, Tatvan, Ahlat, Pervari, Gevaş, Bahçesaray, Süphan, Nemrut Krater Gölü, Van Gölü fayları ile Muş'un ve Bitlis'in yarısını kapsayan bindirme zonu alanlarının bulunduğunu dile getirdi.
Yüksel, "Bu fayzonlar sürekli mikro depremler üretiyor. Bu mikro depremler bölgedeki fayların aktif olduğunun bir göstergesidir. Ayrıca Van Gölü'nün içinde olan ve Ahlat'ta doğru ilerleyen faylar var. Ahlat, iki fay hattı ortasında bir graben havzasında yer alıyor. Tarih içinde önemli depremler var. Bu depremler, Ermeni kiliselerindeki vakanüvisler tarafından günü gününe tutulan kayıtlardan elde edilmiştir" dedi.
1205 yılında Ahlat ve Erciş'te depremlerin yaşandığını ve bu iki yerleşim biriminin zemin sıvılaşmasından dolayı toprağa gömüldüğünü bildiren Yüksel, tutturulmamış gevşek özelliklerdeki zeminlerde, yer altı su seviyesi yüksekse ve birinci derecede deprem bölgesindeyse, zeminin deprem esnasında jöle kıvamıma geldiğini ve üstündeki yükü taşıyamadığı için gömüldüğünü kaydetti.
Yüksel, şöyle devam etti:
"Adapazarı, İzmit ve Gölcük depremlerinde, sıvılaşmadan kaynaklanan zararları gördük. Binalar batıyor veya yan yatıyor. Ahlat'ın zemini de bu özellikte. Yapılaşmada sırasında bunu dikkate almak gerekiyor. Bunun için teknolojiye uygun ve iyi mühendislik görmüş binalar yapılması lazım. Depremde hasarı en aza indirmek için, bodrumlu ve geoteknik olarak zemin iyileştirilmesi yapılmış, radya temelli veya beton tünel kalıp sistemli binalar üretilebilir. Zemin sıvılaşması Bitlis merkezde olmaz. Çünkü Bitlis şehir merkezi bazaltların üzerine kurulmuş. Ama Adilcevaz, Tatvan ve Ahlat'ta olur. Çünkü buralar akarsuların getirmiş olduğu alüvyonların üzerine kurulmuş, bu ilçelerde plansız şehirleşme var. Elde ettiğimiz kaynaklara göre geçmişte Bitlis ve Muş'ta büyük depremler yaşanmış ve çok sayıda insan ölmüş. Her iki şehir harabeye dönmüş. Bitlis'te iki önemli fay hattı arasında yer alıyor."
-"Bölge aktif faylarla çevrelenmiş"
Bölgenin aktif faylarla çevrelendiğini belirten Yüksel, bu aktif fayların üzerinde ve yakınında ilçelerin yerleşim alanlarının bulunduğunu ifade etti.
Zeminin yerleşime uygun olarak hazırlanması gerektiğini anlatan Yüksel, şunları kaydetti:
"Depremi karşılayabilecek nitelikte, mühendislik görmüş ve uzman kişilerin imar edeceği binalarla, gelecekte güzel bir kentleşme sağlayabilirsek, depremin insanların can ve mal kaybına neden olması engellenecektir. Geçmişte büyük depremler olmuşsa, günümüzde olmayacak anlamına gelmez. Biz depremden korkmayacağız. Fakat mühendislik görmemiş ve kaliteden uzak, deprem bölgelerine uygun planlanmayan ve tasarlanmayan binalardan korkacağız. Binalarımızı buna göre yapacağız. Malzemenin kalitesine dikkat ederek, depremi hasarsız atlatmaya çalışacağız. Depremlerde zarar gören binaları dikkate almamız gerekiyor."
- BİTLİS










