Soru:
Benim uzun zamandır mücadele ettiğim bir sorunum var. Bir işe başlarken büyük bir heyecan duyuyorum. Kendime hedefler koyuyor, planlar yapıyor ve bu kez başaracağıma inanıyorum. Ama birkaç gün sonra o heyecanım kayboluyor. Başladığım işleri yarım bırakıyor, sürekli erteliyor ve sonunda kendime kızıyorum.
Aslında ne yapmam gerektiğini biliyorum. Hatta çoğu zaman başkalarına çok güzel tavsiyeler verebiliyorum. Ama konu kendi hayatım olunca bildiklerimi uygulayamıyorum.
Bazen başarısız olmaktan korktuğumu düşünüyorum. Bazen de gerçekten başarılı olursam hayatımda değişecek şeylerden çekindiğimi fark ediyorum.
Sizce insan, çok istediği bir şeyi gerçekleştirmek için neden harekete geçemez? Erteleme alışkanlığının altında tembellikten daha derin nedenler olabilir mi? İnsan kendi önündeki en büyük engel hâline nasıl gelir?
Cevap:
Merhaba, sevgili okurum. Öncelikle sana çok önemli bir şey söylemek istiyorum.
İnsan bazen yapabileceklerinden değil, yapabileceklerinin hayatında değiştireceklerinden korkar.
Bu nedenle her ertelemenin arkasında isteksizlik, her yarım bırakılmış işin arkasında da disiplinsizlik aramak doğru değildir.
Bazen insan gerçekten ister ama harekete geçemez.
Çünkü istemekle gerçekleştirmek arasında yalnızca emek yoktur. Korkularımız, alışkanlıklarımız, kendimize ilişkin inançlarımız ve değişime yüklediğimiz anlamlar da vardır.
Senin sorunda özellikle dikkatimi çeken bir cümle var:
"Aslında ne yapmam gerektiğini biliyorum ama konu kendi hayatım olunca bildiklerimi uygulayamıyorum."
İşte tam da burada durmak istiyorum.
Çünkü bilmek ile yapabilmek aynı şey değildir.
Bir insan sağlıklı beslenmesi gerektiğini bilir ama beslenme alışkanlıklarını değiştiremez. Kendisine zarar veren alışkanlıklarının farkındadır ama onlardan vazgeçemez. Hayatında ilerlemek ister ama sürekli aynı noktaya geri döner.
Peki neden?
Çünkü insanın davranışlarını yalnızca bildikleri yönetmez. Bazen geçmiş deneyimleri, bazen başarısızlıkla ilgili inançları, bazen de alıştığı düzenin verdiği güven duygusu davranışlarını etkiler.
Zihin, tanıdık olanı her zaman iyi olduğu için değil, bildiği için tercih edebilir.
Düşünsene…
Yıllardır aynı şekilde yaşıyorsun. Belirli alışkanlıkların, sorumlulukların ve kendinle ilgili oluşturduğun bir kimliğin var.
Sonra bir gün hayatını değiştirmeye karar veriyorsun.
Yeni bir işe başlayacaksın.
Kendine yatırım yapacaksın.
Belki eğitim alacak, belki bir girişimde bulunacak, belki de yıllardır ertelediğin hayalini gerçekleştireceksin.
İlk günlerde büyük bir heyecan duyuyorsun.
Çünkü zihninde henüz sonuca ulaşmanın güzel tarafları var.
Başarıyı hayal ediyorsun.
Değişimi hayal ediyorsun.
Olmak istediğin insanı düşünüyorsun.
Ama iş uygulamaya geldiğinde başka bir gerçeklikle karşılaşıyorsun. Emek vermen gerekiyor. Belirsizliğe tahammül etmen gerekiyor. Hata yapma ihtimalini kabul etmen gerekiyor.
Ve belki de en önemlisi, bugüne kadar kendin hakkında oluşturduğun bazı düşünceleri değiştirmen gerekiyor.
İşte heyecanın azaldığı ve ertelemenin başladığı nokta bazen burasıdır. Çünkü hayal kurmak insana iyi hissettirebilir ama değişmek, alışılmış davranışların dışına çıkmayı gerektirir.
İnsan bazen hedefinden vazgeçmez; hedefe ulaşırken karşılaşacağı duygulardan kaçınır.
Başarısız olmaktan korkan biri, hiç başlamadığında kendisini başarısızlık ihtimalinden geçici olarak koruduğunu hissedebilir.
Mükemmeliyetçi biri, ortaya koyacağı çalışmanın yeterince iyi olmayacağını düşündüğü için sürekli hazırlık yapabilir.
Eleştirilmekten korkan biri, görünür olmamak için fırsatları erteleyebilir.
Ve bütün bunların sonunda kişi kendisine şu cümleyi kurar:
"Ben zaten başladığım hiçbir işi bitiremiyorum."
İşte bu cümleye dikkat etmeni istiyorum.
Çünkü insanın kendisine tekrar tekrar söylediği sözler, zamanla kendisini nasıl gördüğünü etkileyebilir.
Bir işi yarım bırakmak bir davranıştır. Ama "Ben hiçbir işi bitiremeyen bir insanım." demek, o davranışı kimliğinin bir parçası hâline getirmektir. Aradaki fark çok büyüktür.
Birincisi değiştirilebilir bir alışkanlığı anlatır.
İkincisi ise insanın kendisini değişmez bir kalıba hapsetmesine neden olabilir.
Bu yüzden kendine sürekli kızarak, kendini suçlayarak ya da başkalarıyla kıyaslayarak ilerleyemezsin.
Çünkü kendine kızmak, kendini yönetmek değildir.
Burada bir başka önemli konuya daha değinmek istiyorum.
Sen, başarısız olmaktan korktuğun kadar başarılı olmaktan da çekindiğini söylüyorsun.
İlk bakışta kulağa çelişkili geliyor, değil mi?
İnsan istediği bir şeyi başarmaktan neden korksun?
Çünkü başarı bazen yalnızca güzel bir sonuç anlamına gelmez.
Yeni sorumluluklar getirir.
Daha fazla görünür olmayı gerektirir.
Çevrendeki insanların beklentilerini değiştirebilir.
Alıştığın hayat düzenini dönüştürebilir.
Örneğin kendi işini kurmak isteyen birini düşünelim. Bu kişi bir yandan özgür olmak, kendi kararlarını vermek ve ekonomik olarak güçlenmek istiyor. Ama diğer yandan başarısız olursa ne yapacağını, başarılı olursa artan sorumluluklarla nasıl baş edeceğini düşünüyor. Böylece iki farklı istek arasında kalıyor. Bir tarafı değişmek istiyor. Diğer tarafı mevcut düzenini korumaya çalışıyor.
Bu durum her insanda aynı nedenle ortaya çıkmaz. Ancak bazen ertelemenin altında, kişinin değişimin getireceği belirsizlikle baş etmekte zorlanması vardır.
Peki bütün bunları nasıl aşacağız?
Öncelikle kendimize sorduğumuz soruyu değiştireceğiz.
"Neden bu kadar tembelim?" yerine,
"Ben bu işi yapmaya başladığımda hangi duyguyla karşılaşmaktan kaçınıyorum?" diye soracağız.
Çünkü doğru soru, bazen insanın yıllardır fark etmediği bir davranış kalıbını görmesini sağlar.
Başarısız olmaktan mı korkuyorsun?
Yetersiz görünmekten mi?
Eleştirilmekten mi?
Yoksa başladığın işi bitirdiğinde artık kendinden daha fazlasını beklemek zorunda kalacağını mı düşünüyorsun?
Bu soruların cevaplarını bulmak önemli.
Ama yalnızca farkındalık kazanmak da yeterli değil.
Çünkü kişisel gelişim, insanın kendisini anlamasıyla başlar; öğrendiklerini hayatına geçirmesiyle ilerler.
Burada sana küçük ama etkili bir yöntem önermek istiyorum.
Kendine büyük sözler vermeyi bırak.
"Pazartesiden itibaren hayatımı tamamen değiştireceğim."
"Artık her gün iki saat çalışacağım."
"Bu kez hiçbir şeyi ertelemeyeceğim."
Bu cümleler başlangıçta motive edici gelebilir. Fakat sürdüremediğinde kendine olan güvenini daha fazla sarsabilir.
Bunun yerine gerçekleştirebileceğin kadar küçük bir adım belirle.
Bir kitap yazmak istiyorsan bugün yalnızca bir paragraf yaz.
Spor yapmak istiyorsan on dakikalık bir yürüyüşle başla.
Yeni bir beceri öğrenmek istiyorsan her gün on beş dakika ayır.
Çünkü başlangıçta önemli olan ne kadar büyük bir adım attığın değil, o adımı tekrar edebilmendir.
Motivasyon seni başlatabilir ama devam etmeni sağlayan şey, oluşturduğun alışkanlıklardır.
Ve şunu da kabul etmelisin:
Her gün aynı istekle uyanmayacaksın.
Her zaman heyecanlı olmayacaksın.
Bazen yorulacaksın.
Bazen istemeyeceksin.
Bazen başladığın işi bırakmayı düşüneceksin.
İşte kişisel gelişimin gerçek sınavı da burada başlar.
Çünkü kendini geliştirmek, yalnızca kendini iyi hissettiğin günlerde harekete geçmek değildir.
İstemediğin günlerde de hedefinle bağını tamamen koparmamayı öğrenmektir.
Elbette dinlenmeye ihtiyaç duyduğun zamanlar olacak. Bazen hedeflerini yeniden değerlendirmen, bazen de gerçekten sana ait olmayan bir hedeften vazgeçmen gerekecek.
Her vazgeçiş başarısızlık değildir.
Önemli olan, korktuğun için mi vazgeçtiğini yoksa artık o yolu seçmediğin için mi yön değiştirdiğini anlayabilmektir.
Ve son olarak sana çok önemli bir noktayı hatırlatmak istiyorum.
Kendine güven, yalnızca başarılı olduğunda kazanılan bir duygu değildir. Kendine verdiğin küçük sözleri tutabildikçe de gelişir.
Bugün yapacağını söylediğin küçük bir işi tamamladığında kendine yeni bir deneyim kazandırırsın.
"Ben başladığım işi bitirebiliyorum."
Yarın bir tane daha…
Sonraki gün bir tane daha…
Zamanla zihnindeki eski düşüncelerin karşısına yeni deneyimler koymaya başlarsın.
Çünkü insan, kendisiyle ilgili inançlarını yalnızca düşünerek değil, yaşayarak da değiştirebilir.
Şimdi senden bir şey istiyorum.
Bugün hayatında değiştirmek istediğin tek bir şeyi düşün.
Sonra kendine şu soruyu sor:
"Ben bunu gerçekleştirmek için bugün ne yapabilirim?"
Bir yıl sonrasını düşünme.
Her şeyi aynı anda çözmeye çalışma.
Mükemmel başlangıcın peşinden koşma.
Yalnızca bugünün adımını at.
Çünkü bazen insanı olduğu yerde tutan şey, önündeki yolun uzunluğu değil; o yolun tamamını daha ilk günden yürümeye çalışmasıdır.
Ve unutma…
Hayatını değiştirmek için önce bambaşka bir insana dönüşmek zorunda değilsin. Bugün farklı bir seçim yaparak o dönüşümü başlatabilirsin.
Kendinin önündeki engel olduğunu düşünüyorsan kendinle savaşmayı bırak.
Kendini tanımaya, anlamaya ve yönetmeye başla.
Çünkü gerçek dönüşüm, insanın kendisini sürekli suçlamasıyla değil; kendi davranışlarının sorumluluğunu almasıyla başlar.
Sevgilerimle,
Yasemin Gazanker
Senin de kişisel gelişim, ilişkiler, evlilik ya da hayatın içinden cevap aradığın soruların varsa info@yasemingazanker.com.tr adresinden bize iletebilirsin.
Belki bir sonraki Şifalı Sorularyazımızda senin soruna birlikte cevap ararız.










