Soru:
Merhaba Yasemin Hocam, ben Emine. 57 yaşındayım. Aynaya baktığımda yaş aldığımı görüyorum ve eskisi kadar kendime güvenemiyorum. Eşim bana aynı şekilde davransa da ben kendimi değişmiş hissediyorum. Bu duyguyla nasıl başa çıkabilirim?
Cevap:
Merhaba Emine. Öncelikle sana şunu söylemek isterim: Yaşadığın duygu durumu yalnızca senin yaşadığın bir durum değil. Özellikle 50 yaşından sonra birçok kadın aynı duyguyla bana geliyor. Ama dikkat et, onların anlattığı şey yaş almak değil. Asıl mesele, yıllarca başkaları için yaşayan kadının bir gün kendisiyle baş başa kalması.
Çünkü kadın, hayatının ilk dönemlerinde hep bir rolün içindedir. İyi bir evlat olmaya çalışır, sonra iyi bir eş, iyi bir anne, iyi bir çalışan...
Yıllar geçer ve bir gün çocuklar büyür, evin düzeni değişir, sorumluluklar hafifler. İşte tam o noktada ilk kez kendine döner ve şu soruyla karşılaşır:
"Ben kimim?"
Bu soru aslında birçok kişiyi korkutur.
Çünkü sen aynaya baktığında aslında yalnızca yüzündeki çizgileri görmüyorsun. Zihnin sana, “Artık eskisi gibi değilsin.” diyor. İşte bu aşamada da özgüvenini sarsan şey kırışıklıkların değil, bu iç ses oluyor.
Bana göre kadınlar yaş aldıkları için özgüvenlerini kaybetmiyor; kendilerini gençlikleriyle özdeşleştirdikleri için kaybediyorlar. Yani yıllarca değerini genç görünmekten, beğenilmekten, ihtiyaç duyulmaktan alan kadın, bunların değiştiğini düşündüğünde kendi değerini de sorgulamaya başlıyor.
Oysa gerçek kadınlık tam da bu yaşlarda başlıyor.
Çünkü artık kimseye kendini ispat etmek zorunda değilsin. Hayat sana tecrübeler kazandırdı, acılar öğretti, hatalar olgunlaştırdı. Gençliğinde sahip olmadığın bir şey var artık: Bilgelik.
Bir cümle söyledin, çok dikkatimi çekti:
"Eşim bana aynı şekilde davranıyor ama ben kendimi değişmiş hissediyorum."
İşte bu çok önemli.
Demek ki sorun eşinin sana nasıl baktığı değil; senin kendine nasıl baktığın.
Bir kadın kendine değer vermeyi bıraktığında, dünyanın ona verdiği değeri de hissedemez. Eşi ona iltifat eder, inanmaz. Çocukları onu sever, eksik hisseder. Başarı elde eder, yine de yeterli gelmez. Çünkü problem dışarıda değil, içeride başlamıştır.
Bu yüzden sana sadece “pozitif düşün” demeyeceğim. Önce kendine şu soruyu sormanı isterim:
“Ben kendimi en son ne zaman sadece kendim için mutlu ettim?”
En son ne zaman yeni bir şey öğrendin?
En son ne zaman kendin için özenle hazırlandın?
En son ne zaman yalnızca seni heyecanlandıran bir plan yaptın?
Çünkü özgüven, aynadaki görüntüyü değiştirmekle değil, hayatınla yeniden bağ kurmakla oluşur.
Ve şunu hiç unutma Emine...
Toplum kadınlara hep genç kalmanın güzel olduğunu öğretti ama olgunlaşmanın güzelliğini öğretmedi. Oysa 50 yaşından sonra çoğu kadın daha az rol yapan, daha net sınırlar koyan, “hayır” demeyi öğrenen, kendini daha iyi tanıyan ve gerçek anlamda kendiyle tanışan bir döneme girer.
Eğer bu dönemi sadece kaybettiklerine odaklanarak yaşarsan, yaş almak sana yük olur.
Ama kazandıklarını fark ederek yaşarsan, bu dönem hayatının en özgür yıllarına dönüşebilir.
Ben her zaman şunu söylerim:
Kadınlığın bir yaşı yoktur. Kadınlık, insanın kendisiyle kurduğu bağdır. Kendinden vazgeçmediğin sürece yaşın seni eksiltmez, seni derinleştirir.
Belki bugün aynaya baktığında ilk gördüğün şey birkaç çizgi olabilir. Ama ben istiyorum ki bundan sonra aynaya baktığında şunu da görebil:
“Ben bu çizgilere rağmen değil, bu çizgilerle birlikte güçlenen bir kadınım.”
Sevgiyle,
Yasemin Gazanker
Sen de bize sorularını info@yasemingazanker.com.tr'den iletebilirsin.










