SORU:
Yasemin Hanım merhaba,
Yaklaşık 8 yıllık bir ilişkim vardı ve geçen gün aldatıldığımı öğrendim. Dünyam başıma yıkıldı. En çok da şu sorunun cevabını bulamıyorum: Bir insan hem "Seni seviyorum." deyip hem de nasıl aldatabilir?
Sürekli kendimi suçluyorum. Acaba bende eksik olan neydi, nerede hata yaptım diye düşünüyorum. Bir yanım affetmek istiyor, diğer yanım ise güvenin bir daha asla eskisi gibi olmayacağını söylüyor.
Sizce gerçekten seven bir insan aldatır mı? Aldatmanın asıl nedeni nedir? Böyle bir ilişkiyi sürdürmek doğru olur mu, yoksa güven bir kez kırıldıysa geri dönüşü yok mudur?
Bu konuda sizin bakış açınızı çok merak ediyorum.
CEVAP:
Merhaba, sevgili okurum. Öncelikle yaşadığın bu talihsiz durum ile ilgili üzüntümü belirterek başlamak isterim yazıma. Öyle ki bu soruyu bana yıllardır yüzlerce kişi sordu. Ve dikkat ettim... Aldatılan insanların çoğu aslında aldatılmanın acısını değil, cevapsız kalan soruların acısını yaşıyor içinde en çok. "Ben nerede eksik kaldım?", "Neden beni seçmedi?", "Diğer kişide bende olmayan ne vardı?" Aslında insanı en çok tüketen aldatılmak değil; zihnin sürekli eksik parçaları tamamlamaya çalışmasıdır. Çünkü insan beyni yarım kalan hikâyeleri sevmez. Bir neden bulmak ister. Ve çoğu zaman en kolay nedeni seçer: "Demek ki ben yetmedim." Oysa gerçek çoğu zaman bundan çok daha derindir.
Önce şu gerçeği kabul edelim... Aldatma, tek bir nedenden doğan bir davranış değildir. İnsanlar birbirinden çok farklı nedenlerle aldatırlar. Kimisi onay bağımlısıdır. Kimisi heyecan bağımlısıdır. Kimisi çocukluğundan beri içinde taşıdığı değersizlik hissini, sürekli yeni insanların ilgisiyle susturmaya çalışır. Kimisi kendini güçlü hissetmek ister. Kimisi kaçmayı tercih eder. Kimisi yüzleşmek yerine gizlenir.Ve bazen de kişi sadece karakterinin gereğini yapar.
İşte burada çok önemli bir ayrım var. İnsanlar çoğu zaman aldatmayı "başkasını çok beğenmek" sanıyor. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında aldatmanın merkezinde çoğu zaman üçüncü kişi değil, aldatan kişinin kendi iç dünyası vardır. Çünkü sağlıklı bir insan, ilişkisinde problem yaşadığında konuşur. Çözmeye çalışır. Olmuyorsa bitirir. Ama aldatan kişi bunların yerine üçüncü bir kapı açmayı seçer. İlişkisinden kopma cesareti de gösteremezken yeni bir heyecan arayışına girişir.
Bu yüzden aldatma, çoğu zaman ilişki probleminden önce bir karakter ve baş etme biçimi problemidir. Peki gelelim herkesin en çok merak ettiği soruya...
"Seven insan aldatır mı?"
Bu sorunun cevabı düşündüğümüz kadar basit değil. Çünkü sevgi, tek başına ahlak üretmez. Bir insan sizi gerçekten seviyor olabilir. Sizinle vakit geçirmekten mutlu olabilir. Sizi kaybetmek istemiyor olabilir. Ama aynı zamanda dürtülerini yönetemiyor, sınır koyamıyor, sürekli onay arıyor ya da sorumluluk almaktan kaçıyor olabilir.
İşte burada ortak sonuç şu oluyor: "Beni seviyorsa bunu yapamazdı." Oysa sevgi ile davranış aynı şey değildir. Hayatta bunun birçok örneğini görüyoruz. İnsanlar çocuklarını çok sever ama bazen onları kırarlar. Anne babalarını sever ama yıllarca aramazlar. Kendilerini sever ama sağlıklarına zarar verirler. Demek ki bir duyguyu hissetmek, o duyguya uygun davranmayı garanti etmez.
Davranışı belirleyen şey; karakter, değer sistemi ve öz denetimdir. Bu yüzden ben danışanlarıma hep şunu söylerim: Bir insanın size olan sevgisini sözlerinden değil, zorlandığında yaptığı seçimlerden anlayın. Çünkü karakter, rahat zamanda değil; fırsat karşısında ortaya çıkar. Bir başka konu daha var ki üzerinde özellikle durmak istiyorum... Aldatıldıktan sonra insanların yaptığı en büyük hata, kendilerini üçüncü kişiyle yarıştırmaktır. "Benden daha mı güzeldi?", "Daha mı gençti?", "Daha mı bakımlıydı?", "Onda bende olmayan ne vardı?"
Oysa bu soruların hiçbirinin cevabı sizi iyileştirmez. Çünkü siz bu sorularla boğularak yanlış kişiyi inceliyorsunuz. Bakmanız gereken kişi, sizi aldatan insandır. Şunu unutmayın... Karakteri sağlam olan bir insan, karşısına kendisinden daha güzelini de, daha genç olanını da, daha çekici olanını da bulabilir. Ama sahip olduğu değeri bir anlık heyecan uğruna riske atmaz. Demek ki mesele, karşı tarafın güzelliği değil; kişinin sadakate bakışıdır. Aldatmanın nedeni çoğu zaman sizin eksikliğiniz değildir. Aldatan kişinin sınır koyamaması, nefsini yönetememesi, anlık arzularını değerlerinin önüne koymasıdır.
Bugün sizi aldatan kişi, yarın birlikte olduğu kişiyi de aldatabilir. Çünkü sorun kişiler değiştiği için çözülmez. Davranış değişmediği sürece, senaryo sadece oyuncularını değiştirir. Bu yüzden lütfen kendinize "Ben neden yetmedim?" diye sormayın.
Asıl soru şudur: Bu insan, elindekinin değerini neden koruyamadı? Cevap aramanız gereken yer tam olarak burasıdır.
Peki affedilmeli mi?
İşte bu sorunun cevabını kimse sizin yerinize veremez. Ama şu soruları mutlaka kendinize sorun: Karşımdaki kişi gerçekten yaptığı şeyin sorumluluğunu alıyor mu? Yoksa sadece yakalandığı için mi üzgün? Güvenimi yeniden inşa etmek için emek vermeye hazır mı? Yoksa zamanın her şeyi unutturmasını mı bekliyor? Çünkü özür, güveni geri getirmez. Davranış değişikliği güveni geri getirebilir. Ve güven, sözlerle değil; tekrar eden doğru davranışlarla yeniden inşa edilir. Son olarak size şunu söylemek istiyorum...
Lütfen yaşadığınız ihaneti kendi değerinizin ölçüsü hâline getirmeyin. Bir insanın sizi aldatmış olması, sizin yetersiz olduğunuzu göstermez. Sadece onun, sahip olduğu değeri koruyacak olgunluğu gösteremediğini gösterebilir. Hayatta bazı insanlar sevgiyi bilir ama sadakati bilmez. Bazıları ait olmayı ister ama sorumluluk taşımayı istemez. Bazıları kaybetmekten korkar ama emek vermekten kaçar. Ve bazen en acı gerçek şudur: Bir insan sizi kaybetmek istemediği hâlde yine de sizi incitebilir. Çünkü sevmek ile sağlıklı sevebilmek aynı şey değildir. Bu yüzden aldatıldıktan sonra kendinize şu soruyu sormayı bırakın:
"Ben neden yetmedim?" Onun yerine şu soruyu sorun: "Ben, bana bunu yapan bir insanla gerçekten güven içinde bir hayat kurabilir miyim?" Çünkü iyileşmenin başladığı yer, kendinizi sorgulamayı bırakıp doğru soruları sormaya başladığınız yerdir. Ve unutmayın... Aldatılmak kader olabilir. Ama o ihaneti hayatınızın kimliği hâline getirip getirmemek tamamen sizin seçiminizdir.









